Sonunda oldu mutlu musunuz

Karapınar ile Tuzla arasında, Adapazarı’ndan geliş istikametinde yol yapım çalışması gerçekleşti. Bu çalışma için yol trafiğe kapatıldı ve ardından öyle bir yol yapıldı ki hiç yapılmasa daha iyiydi.
Bu konuda daha önce iki defa yazı yazdım. “İlla kaza mı olması lazım” diye sordum. Sonunda hafta sonu kaza oldu. O bozuk yola giren bir aracın lastiği patladı. Ardından yanındaki araca çarptı. İnsanlar yaralandı. Hayati tehlike geçirdiler. Maddi hasar meydana geldi. Ardından da yolda çalışma yapıldı.
Hadi yapanlar yolun “olmadığını” fark edemedi. Yolu sürekli kullananlar neden yolun bozuk olduğunu yetkili, ilgili ve bilgililere iletmedi?
Oradaki kazada insanlar ölebilirdi bile.
Ha bu arada…
Yeni yapılan çalışma da, kazıma yapılmadan yapıldığı için, olmamış. O kısımda en azından “Bozuk satıh” tabelası konulmalı.
Yolu bilmeyen veya unutan sürücüler kaza yapmamalı.
Belli ki bizim yazılarımızı kimse umursamıyor. Bari yolu her gün kullananlar bu konuyu ilgililere aktarsın. Ya da siyasiler, oda başkanları, kooperatif başkanları Karayolları yetkililerine durumu aktarsın.
CHP Mitinginden notlar
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlediği miting, geride kalan haftanın ana konuları arasındaydı. Birkaç haftadan bu yana süren hazırlıklar sonunda miting Pazar günü gerçekleşti.
Her miting sonrasında, konuşanın ne söylediğinden önce alanda kaç kişi olduğu konuşulur. Ekseri havadan çekilen resimler sonrasında tahminlerde bulunulur.
Kaç kişinin katıldığı konusunda netlik yok ancak seçim atmosferi olmamasına rağmen hatrı sayılır bir kalabalığın toplandığını söylemek mümkün.
Herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle söylemediği gerçekler de gün yüzüne çıktı, mitingde.
Mesela CHP eski Milletvekili Engin Özkoç ile İl eski Başkanı Ecevit Keleş arasındaki soğukluk dikkat çekti.
Sapanca Belediye Başkanı Nihat Arda Şahin’in ismi anons edilmesine rağmen otobüse çıkmaması manidardı. Arda Başkan mitingi halkın arasından takip etti. CHP’nin Sakarya’daki tek belediyesinin bu şekilde davranması da dikkatlerden kaçmadı.
Alanda sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve muhtarların azlığı dikkatlerden kaçmadı. “Bu kişiler davet mi edilmedi yoksa davete icabet mi etmedi” irdelenmeli.
İlçe başkanları ve yönetimleri de önemli bir sınav verdi. Herkes gücünü ortaya koyduğu ölçüde söz sahibi olur. Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmaz. Tüm bu tartışmaların ötesinde işin magazinel boyutuna girenler de oldu. Protokol tartışmaları yaşandı falan…
Şu ya da bu şekilde Cumhuriyet Halk Partisi bir sınav verdi. Bu sınavdan alınan notu da herkesin iyi okuması ve hesabını ona göre yapması lazım.
Bize kimse sahip çıkmayacak mı
Fındıkçının çilesi bitmek bilmiyor. Her şeyin fiyatı artarken fındık fiyatı geri geliyor. Defalarca söyledim: “İhraç ürünü olan fındık, döviz artarken nasıl TL bazında değer kaybeder, bilen açıklasın” dedim. Hiçbir ekonomist işin içinden çıkamaz.
Toprak Mahsulleri Ofisi fındık almadan sezonu kapattı. Kurumun yeniden piyasaya dönmesi beklenmiyor.
Elinde ürün tutan üretici, otoritelerin önerisine kulak verdiği için mağdur oldu. Her dönem, “İhtiyacınız kadarını pazara indirin. Fiyatı regüle edin” diyenler, şimdi çıkmış “340 TL’den fındık satmayan açgözlülere oh oldu” diyor. Kardeşim sizi dinledi bu insanlar. Siz diyordunuz “İhtiyacınız kadarını satın” diye. Şimdi bizi sattınız. Bizim ne günahımız var!
Şimdi kalkmış “Başınızın çaresine bakın” deniyor.
Vatandaşı bu şekilde ortada bırakmalı mıyız? Üretici “Başının çaresine” mi bakmalı?
Üreticiye sahip çıkınca, fındığa da sahip çıkmış mı oluyoruz yoksa birilerine rant mı sağlamış oluyoruz?
Dahası biz ürettiğimiz fındıkla dünyada önemli bir güç müyüz yoksa fındıktan utanıyor muyuz?
Daha da açığı, bu üretici bu sene fındığı toplasın mı yoksa fındıklıkları kesip bu işi kökünden halledelim mi?
İspiyoncu mu olursun kahraman mı
Ne yazık ki çevremizde ciddi derecede uyuşturucu kullanımı söz konusu. Bunu artık sokakta gözlemlemek de mümkün.
Uyuşturucu kullanan kişilere karşı iki tip tehlikeli davranış var ki bu da kullanımı meşrulaştırıyor.
Kullananları görmezden gelme veya kullananları ihbar etmekten kaçınma. Görmezden geliyoruz ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demiş oluyoruz. Ama o yılan büyüyor gün geldiğinde de hepimizi ısırıyor.
Veya… kullanan kişileri, akrabalarını falan tanıyoruz. Hedef ya da ispiyoncu olmaktan imtina ediyoruz. İki durumda da yangının gözümüzün önünde büyümesine imkan sağlamış oluyoruz.
Uyuşturucu kullanan kişileri ihbar ettiğinizde birden fazla şey yapmış olursunuz. Birincisi suçu önlemiş olursunuz. İkincisi uyuşturucu içen birini kurtarma yolunda adım atmış olursunuz. Üçüncüsü de suçun yayılmasını engellemiş olursunuz.
Çevrenizde uyuşturucu kullanımına şahitlik ettiğinizde, ihbar ederseniz, ispiyoncu değil kahraman olursunuz.
HECATİ: Doğruları söylemekten korkmayın. En fazla yanlış insanları kaybedersiniz…






