Sevgi dilleri

Bu köşede birlikte birçok konuyu inceleyeceğiz. Bugün de genel olarak ilişkilerimizde sevginin rolü ve karşımızdaki kişiye yansımasını konuşmak istiyorum. Etrafımızdan çoğu zaman sevginin hissedilmediği ile ilgili yakınmalar duymuşuzdur. Mesela üniversitede bir hocam ‘Babamın bizi sevdiğini bilirdik ama emin olamazdık, yani çocuklarıyız sonuçta mutlaka seviyordur’ dediğini hatırlıyorum. Ders içinde gelip geçen bir cümleydi ama o zamandan beri çok aklımda kaldı. Kişiler nasıl olur da verilen sevgiyi, değeri anlayamazlar. Sonra hem kendi hayatımda hem de çevremde defalarca aynı şeyi duydum ‘Ben bunu istemiyorum ki, şöyle yapsa bana değer verdiğini ve beni sevdiğini anlardım’.
Bütün bunlarla ilgili düşünürken bir kitapla karşılaştım. Amerikan yazar Gary Chapman’ın Beş Sevgi Dili adlı bir kitabı, içeriğini özetleyecek olursak, herkesin sevgiyi aldığı farklı diller olduğunu ve gerekse ilişkilerinizde, arkadaşlıklarınızda ya da ailenizde bunları anlamadan sevgiyi etkin bir şekilde hissettiremeyeceğinizi iddia ediyor.
Nedir peki bu sevgi dilleri? Fiziksel temas, onaylayıcı kelimeler, hediye, kaliteli zaman ve hizmet eylemleri. Fiziksel temas dokunsal olan her şey sarılmak, öpmek… Onaylayıcı kelimeler; karşınızdakini övmek, takdir etmek, bir nevi görüp onaylamak… Hediye almak ama maddi olarak çok büyük değerde olması demek değil bazen yoldan geçerken bir çiçek koparıp getirmek gibi, kaliteli zaman geçirmek sevdiğiniz ve ilişki kurduğunuz alanlar yaratıp birbirinize vakit ayırmak, hizmet eylemleri ise karşınızdaki kişiye iyi gelecek bir şeyler yapmak mesela omuzları ağrıyorsa masaj yapmak gibi. Gary Chapman bu sevgi dillerinin herkeste farklı farklı bulunduğunu ve hem kendimizi hem de karşımızdaki kişiyi bu dillere göre anlarsak ve hareket edersek sevgi depolarımızı doldurabileceğimizi iddia ediyor. Ben de katılıyorum, çift seanslarında çalıştığım ve hayat içerisine eklettiğim bir bulgu olarak kullanıyorum.






