Köşe Yazıları

Seçenek kalmadı

 

Dışarıdan bakıldığında her ne kadar rahat ve keyifli bir meslek gibi görünse de bizim basın işinin de kendine has zorlukları var. İşin başına oturunca bazen gerçekten de içinden çıkamadığımız durumlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Burası daha çok ruhsal anlamda yıpratıyor ama asıl yıpratan bu işin sahadaki kısmı ve özellikle de abone günleri. Kocaali’de yıllardır üç yüzün üzerinde aboneye düzenli olarak ulaşıyorum. Bazen eve kendimi zor attığım günler oluyor. Zaman zaman yorgunluktan takatimin kalmadığını da hissediyorum ama yine de benim en sevdiğim gün abone günü. Çünkü abonedeyken yüzlerce insanla temas kuruyor, birbirinden farklı birçok konuda sohbet ediyor gerek ilçeyle alakalı gerekse daha farklı konularda görüş alışverişi yapabiliyorum. Hemen her hafta yeni bir şeyler öğreniyorum. Benim bu işten aldığım keyfi ikiye katlayan da bu. Ve tabi ki tek olduğumu düşündüğüm birçok konuda da yalnız olmadığımı, aslında aynı şeyi düşündüğümüz başka insanların olduğunu da görünce hem mutlu oluyor hem de işime daha sıkı sarılmanın şevkiyle doluyorum.

Bu hafta da yine enteresan bir durumla karşı karşıya kaldım.

İlçede gayrimenkul ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir büyüğümle denk geldik. Gazetesini teslim ettikten sonra kısa bir hal hatır sorup esenleştik. Tam arkamı dönüp çıkıyordum ki “Ben bir konu hakkında fikrimi açıklamak istiyorum. Bunu bir şekilde değerlendirebilir miyiz?” diye sordu. “Elbette” deyip konunun ne olduğunu sordum. Bu aralar bölgemizin en çok konuşulan ve yakın gelecek için insanlarımızı en çok tedirgin eden konularından biri hiç şüphesiz Karasu’da meydana gelen kıyı erozyonu. Karadeniz yılladır Karasu Sahili’ni santim santim yutuyor. Dalgakıranlar dahil bunu önlemek için yapılan hiçbir şey yok oluşa engel olamadı. Açık konuşmak gerekirse elimiz kolumuz bağlı oturduk film izler gibi izliyoruz. Velhasıl büyüğüm de fikrini paylaşmak istediği konunun bu olduğunu söyledi ve anlatmaya başladı. Birkaç dakika boyunca birçok farklı açıdan detaylıca izah etti ve sonunda Karasu’da meydana gelen kıyı erozyonunun en büyük suçlusunun liman olduğunu söyledi. Ben de konunun bu kısmında söze girip aynı şeyi düşündüğümü hatta üç dört kez köşe yazımda bahsettiğimi ve kendisiyle aynı fikirde olduğumuzu söyledim. Tabi biz bunları konuşurken yalnız değildik. Yanımızda bölgeyi ve süreci çok iyi bilen başka büyüğümüz de vardı. Biz konuşurken o da söylediğimiz her cümleyi tasdikledi. Zaten doğru olan da bu. Karasu’da meydana gelen kıyı katliamının en büyük sorumlusu liman. Liman derken oradaki tesisin bütününden bahsetmiyoruz tabi. İşin denizle ilgili olan kısmı önemli. Yani mendirekler. Hatırladığım kadarıyla Karasu Limanı’nın mendirek uzunluğu yaklaşık 1850 metre civarında ve dökme taş dolgu üzerine inşa edilmiş mendirekler. Bu mendirekler kıyıya paralel akıntı durumunda milyonlarca ton suyun yönünü, şiddetini ve kıyıya olan basıncını bütünüyle etkiliyor. Doğu yönlü akıntıda tali mendireğin uç kısmında oluşan anafor liman iç kısmını doldururken, batı yönlü akıntıda ise ana mendirek ile tali mendirek arasına sıkışan su ve bu kütlenin milyonlarca tonluk basıncı bulduğu en zayıf yeri yani kumluk kıyıyı tahrip ediyor. Daha önceki yazılarımızda da bahsetmiştim. Askerliğimi o zaman Türkiye’nin en büyük ikinci gemisi olan TCG AKAR A580’de yaptım ve Türkiye’de sayısız limana girip çıktım. Kiminde iskele, kiminde alarga yaptık. Bizim gibi açık denize bakan hiçbir limanda da böyle suyun akışını kesecek dökme taş dolgu üstü mendireğe denk gelmedim. Hemen hepsinde mendirekler suyu serbest bırakacak şekilde direk üstü mendireklerdi.

Mesela bizim Adana, Osmani ve Hatay arasına giren Akdeniz doğal bir koy. Ve burada hem deniz sığ, hem akıntı düşük, hem kıyı ağırlıklı taş ve kayalık olduğu için erozyon ihtimali çok düşük. O bölgede sadece İskenderun kıyısında on beş civarında iskele var. Bu iskelelerin hepsi suyun doğal akışına mani olmayan direk üstü mendireklere sahip. Ben burada resmini paylaştığım İskenderun Nato İskelesi’ne akaryakıt alımı için gidip üç gün bağlı kaldım. Nato İskelesi oradaki en uzun iskelelerden biri, belki de en uzunu odur. Hemen yanı başında da Halk Plajı var. Bu tür iskelelere bizimki gibi büyük gemilerin yanaşabilmesi için asgari derinlik 12 metre kadar olmalı. O iskelenin uç kısmında da (Olta attığım için biliyorum) yaklaşık 17 metre kadar derinlik var. O derinliği yakalayabilmek için yaklaşık 300 metre iskele inşa etmek zorunda kalmışlar ama o kadar elzem olmamasına rağmen beton direk üstüne mendirek inşa etmişler. Ve emin olun bir santimetre dahi kıyı kaybı yaşamamışlar. Halen daha öyle. Sadece o değil tabi aynı şekilde yaklaşık 15 tane iskele var o bölgede. Hepsi de aynı usul.

Velhasıl demem o ki sadece benim değil bu konuda bilgisi olan birçok insanında fikri ve önerisi aynı. Karasu’yu bu hale getiren limanın dökme taş usulü mendirekleri. Hatta ana mendirek suyun akışını serbest bırakacak şekilde direk üstüne kalksa tali mendireğin hiç suçu günahı yok, aksine faydası bile var.

Burayı tekrar altını çizerek söylemekte fayda görüyorum. Ben ve benim gibi düşünenler limana karşı değiliz. Aksine Karasu Limanı Türkiye’nin Karadeniz’e açılan en büyük kapısı olmaya aday bir limandır ve imkanlar dahilinde daha da büyümesi ülkenin ticareti açısında büyük önem taşımaktadır. Biz mendireğe de karşı değiliz. Bizim araştırılmasını istediğimiz konu mendireklerin direk üstüne alınması. Suyun doğal akışının serbest bırakılması. Felaket tellallığı yapmak istemiyorum ama o mendirekler öyle durursa birkaç yıl sonra insanlar ya Hükümet Konağı’nın önünde denize girecek ya da sahil diye kayaların üstünde güneşlenecek. Bunu okuyunca diyeceksiniz ki ‘Ne kadar hayalperestsin’. Yoo hiç te değilim. Bundan altı yedi yıl kadar önce denizin, 100 metre kumsalı geçip, 20’lik yolu geçip 32 Evler’i nasıl göle çevirdiğini hatırlarsanız benim aslında hayalperest olmadığımı kendi kendinize tescillemiş olursunuz. Deniz neler yapabileceğini bize taa yıllar öncesinden gösterdi. ‘Tedbirinizi alın’ dedi. Ve şu şartlar altında Karasu’yu kurtarmak için ya sahili boydan boya kayalarla dolduracaksınız ya da limanın mendireklerini direk üzerine alacaksınız. Bunlardan başka alınabilecek tedbir falan yok. Sağlıkla kalın…