Satış mı bilinirlik mi

Reklamda en çok karıştırılan iki şey var: satış reklamı ve bilinirlik reklamı. Aslında ikisi de aynı işin parçası ama amaçları farklı.
Satış reklamı dediğimiz şey direkt sonuç odaklıdır. Yani hedef bellidir: mesaj gelsin, telefon çalsın, satış olsun. Genelde “hemen al”, “son fırsat”, “kaçırma” gibi net ifadeler kullanılır. Kısa vadede hızlı dönüş almak için yapılır. Özellikle emlak gibi sektörlerde çok kullanılır çünkü insanlar direkt aksiyon alır.
Ama burada önemli bir detay var: İnsanlar tanımadığı bir yerden kolay kolay alışveriş yapmaz. İşte bu noktada bilinirlik reklamı devreye giriyor.
Bilinirlik reklamı satış yaptırmaz, önce seni tanıtır. İnsanlara “ben buradayım” dersin. Güven oluşturursun. Kendini gösterirsin. Bazen bir video, bazen bir görsel… Amaç insanların seni görmesi ve aklında kalman.
Şu hatayı çok görüyoruz: Sadece satış reklamı veriliyor ama marka daha bilinmiyor. Sonra “reklam verdik ama dönüş yok” deniyor. Aslında sorun reklamda değil, stratejide.
Doğrusu şu: Önce insanlar seni tanıyacak. Seni birkaç kez görecek. Güven oluşacak. Ondan sonra satış reklamı devreye girecek. O zaman zaten işler değişiyor. Çünkü artık seni ilk kez görmüyorlar.
Bir de şu var, bu iş tek seferlik değil. Bilinirlik sürekli olmalı. İnsanlar seni sürekli görmeli. Satış reklamı da doğru zamanda girilmeli.
Kısacası; bilinirlik reklamı seni büyütür, satış reklamı kazandırır. İkisini birlikte kullanan gerçekten sonuç alır.
Reklam vermek tek başına yeterli değil. Doğru şekilde vermek asıl mesele.






