COĞRAFYA KADERMİDİR DEĞİLMİDİR

COĞRAFYA KADERMİDİR DEĞİLMİDİR
Hani hep denir ya doğduğumuz coğrafya kaderimizdir diye.
Kimilerine göre doğru kimilerine göre yanlış bir ifade ve örnek.
Aslına bakarsanız bu söylem “kaderci” toplumlar için geçerliliği olabilir ki; öyle görünüyor, bizim toplumumuzun nerede ise çoğunluğu bu sıfatı ve yakıştırmayı kabul etmiş durumdadır. Ama, bana göre ise bunu kabullenmek ve öyle olduğunu varsaymak tamamen bir teslimiyetçiliktir,
Yetmiyor aynı zamanda da mücadele ve çabaya vurulmuş en zalim bir prangadır.
Ama şunu kabul ediyorum? Günümüz dünya düzeninde çok dezavantajlı çoğrafyalar ve o ülkelerde yaşayan bir çok insan topluluğu vardır….
Düşününki ; eğer böyle bir coğrafyada bile doğulmuş olsa, karakterli, psikolojik dayanıklılığı olan, mücadele ve kararlılığı olan, olumsuzlukları başarılı olmanın fırsatına dönüştüren, büyük düşünürlük bir insan böyle bir dezavantajlı coğrafyadaki ülkelerde neler yapar ve yaşar?
Gelin hep birlikte azıcık beyin jimnastiği yapalım.
Biz böyle bir coğrafyada yaşayacak olsak ki ben öyle düşünüyorum, böyle bir coğrafyaya teslim olup, karakterimizi ayaklar altına mı almalıyız, yoksa o karakteri o coğrafyanın tüm dezavantajlarına karşı dik durup mücadelesini mi vermeliyiz?
Tüm olumsuzluklar içerisinde her şeye rağmen deyip Kabiliyetimizi bu kötü koşulları aşmak için var gücümüzle kullanıp mücadelemi etmeliyiz, geliştirmekmiş istemeliyiz, yoksa bu olumsuz koşullara teslim olarak, koşulların kabiliyetimizi verimsizleştirmesine, yetersizleştirmesine ve yok olmasına müsaademi etmeli?
Ne dersiniz?
Bulunduğumuz çevredeki fiziksel yada insan unsurları yol haritamızı belirlemede, bizleri esir alıp yok olmamıza sebep olunmasına müsaade mi ettirir, yoksa içimizdeki dinamikleri açığa çıkartıp, arzu, istek mücadele ve psikolojik dayanıklılık ile bu çevresel şartları kendi lehimize çevirmemizi mi sağlar?
Yine sorumu tekrar soruyorum?
Ne dersiniz?
Kendi dışımızdaki oluşturulmuş kültürel sosyal kamusal düzene mi teslim olup kader deyip işi onamı havale etmeliyiz, yoksa kendimize ait donatılarımıza güvenip içimizdeki psikolojik dirayet ile ideallerimize ulaşarak başarılı olmalıyız mı seçmeliyiz,
Ne dersiniz?
Benim bu yaşıma kadar olan düşüncem şudur ve hiç değişmez, duruma, ortama yahut şartlara, kişilere göre asla ve asla değişmez.
İnsanın insan olma ayarlarında mücadele, kararlılık öncelikli gelişim ve başarı vardır ve olmalıdır doğrusu da budur.
Hal böyle olunca!
Gelin görün ki Ülkemizin çocuklarınım ve genç futbolcularının, her şeye çok kolay ulaşılabilen günümüz Dünya düzeninde, futbolcu olmak hiçte o kadar kolay ulaşılacak bir durum değildir maalesef. İster kabul edin yada etmeyin gerçek budur.
Futbolu çok sevmek, çok istemek,
arzulamak, yetenekli olmak tek başına yeterli değildir.
Özellikle ekonomik durumunuz iyi değilse hiç değildir.
Bizim ülkemiz de bu ekonomik şartlarda, Bu kavramları çok ve doğru çalışarak, mücadele ederek, futbolun doğasına uygun hem sahada hem sosyal alanda örtüştürmezseniz hep bir tarafımız eksik ve yetersiz kalacak bizleri verimsiz kılacaktır.
Çözüm ise bana göre şudur. Ülke olarak çok mazeret ve bahaneleri seven ve onların arkasına sığınan kaderci yapımızdan sıyrılmamız ve her şeye rağmen özgüvenimizi mücadele gücümüzü ve karlılığımızı içselleştirip bir yaşam kılavuzu haline getirdiğimizde başarı kaçınılmaz olacaktır diye yürekten inanıyorum.
Sağlıcakla kalın selam ve dua ile






