Ülkemizde üniversite okumak isteyen öğrencilerin tercih ettiği şehirlerden birisi de hiç şüphe yok ki! Eskişehir’dir. Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi olmak üzere iki üniversiteye sahiptir. Açık Öğretim Fakültesi açılımı, yıllar önce Anadolu Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Bugün çok sayıda kişinin meslek sahibi olmasında, bu fakülte kurulumunun olduğunu söylemek mümkündür.
İlk yükseköğrenimimi Eskişehir’de tamamladım. 1971-75 yılları içerisinde 12 Mart Muhtırası, Bülent Ecevit’in başbakanlığı ve Kıbrıs Barış Harekâtı vardır. 12 Mart Muhtırası ile üniversite öğrencileri potansiyel terörist görülmüş, bu nedenle de zarar görmüşlerdir. Sürecin bir parçası olarak 4. Ana Jet Üs Komutanı Korgeneral İrfan Özaydınlı okulumuza gelerek konferans salonunda toplanan yüksekokul öğrencilerine “fırça atma konferansı” vermişti.
Eskişehir Kimya Mühendisliği Yüksek Okulu’nun 1975 mezunu olan arkadaşlarımın bir bölümü ile 28 Kasım Perşembe günü Eskişehir Öğretmen Evi’nde bir araya geldik. Cep telefonları ve sosyal medya kullanarak hayal gibi görünen birliktelikleri yaşamak mümkün hale geldi. Biraz niyet biraz da gayret ile eski dostlukları yeniden yaşamak isteyenlere, teknoloji ile gelen fırsat kapısı sonuna kadar açıktır.
Önceliği, Şu anda Eczacılık Fakültesi olan okulumuzu gezmeye ayırdım. Binanın bütün katlarını ve dersliklerinden bazılarını gezerek özlem giderdim. Ardına kadar açık olan dersliklere girerken içeride bir öğretim üyesinin olacağını hiç düşünmedim. Şaşkın bakışlarla içerideki yeni düzenlemeleri incelerken, orta yaşlarda bir bayanın gözlerini üzerimde hissettim.
50 yıl öncesinin öğrencisi geldi diyerek mevcut durumumu anlatmaya çalıştım. “derse başlayacağım öğrencilerin gelmesini bekliyorum” derken, benim kadar o da şaşkındı. Farmasötik Botanik dersi olduğunu öğrendim. Neyse ki! Hocamız çok anlayışlı davrandı.
Sohbet sırasında her yıl 200 yeni öğrencinin fakülteye kayıt yaptırdığını öğrendim. Daha 10 yıl öncesine kadar eczacılık fakültelerini bitiren öğrenciler stajlarını tamamladıktan sonra eczaneleri açarak meslek hayatına başlıyorlardı. Şimdi ise sıra beklemek var. Maalesef bütün alanlarda, ülke ihtiyacına göre üniversitelerde kontenjan belirlemesi yapılmıyor.
Sohbeti uzatmadan hocamızla vedalaşırken öğrencilerin gözleri de üzerimdeydi. Çok farklı bir nostalji yaşamıştım. Okulun, bahçenin, koridorların, dersliklerin havasını yıllar sora solumak, bir de 50 yıl sonra, film şeridi gibi gözlerinizin önünden arkadaşlarınız geçiyor. Kendinizi adeta sanal bir âlemde hissediyorsunuz.
Özlediğiniz mekânlara ve arkadaşlarınıza zaman ayırın, geçmişi geri getiremezsiniz ancak çok farklı, çok güzel duyguları yaşama fırsatını yaşamak, ellerinizden kaçmasın.
Şakir Şen, “50 yıl sonra”
