GündemKarasuKocaaliKöşe Yazıları

Sağır sultanın duydukları

Sağır sultanın duydukları

Bizim ülkemiz çok enteresan bir ülke haline geldi son zamanlarda.

“Muasır medeniyet” seviyesine yükselmiş o ülkelere yüzümüzü döndürmüşüz güya, fakat tam bir Ortadoğu politikaları güdüyoruz iç siyasette dış siyasette ve haliyle sosyal hayatımızda.

Bu politikalar haliyle kurumlarımızı ve uygulamalarımızı da çok yakından etkiliyor. Bu etkileşim ne getiriyor diyecek olursanız, medeniyet ve kalkınma alanın da zararından başka hiç bir getirisi yok derim.

Son yıllarda ehliyetten liyakatten adaletten gittikçe uzaklaştığımız aşikar. Öyle ki Anayasa Mahkemesi Başkanı bir söyleşisinde kamuoyu araştırmaların da adliyeye olan güvenin yüzde otuzların altına geriledi diyerek, bu yozlaşmayı açık açık dillendirdi.

Spor yada futbol alanında durum nasıl derseniz, tam bir içler acısı süreç yaşanıyor derim yine.

Ehliyetsizliğin ve liyakatsizliğin hüküm sürmesi noktasında tabi ki.

Parası olan ve Ankara da dayısı olan yahut süper ligde profesyonel futbol oynamış ve futbolu bırakan futbolcular ertesi günü süper ligde takım çalıştırarak iş bulabiliyor. Yani onlara hava hoş.

Hoooop bırak futbolu ol teknik adam. Deneyimmiş tecrübeymiş, hak etmekmiş, vizeymiş, bunların hiç bir önemi yok. Bastır parayı al diplomayı anında iş bul. Yahu adam daha Antrenör derneğine üye bile değil ama takım çalıştırıyor hem de en üst liglerde.

Altyapıymış pedagojik ve sosyolojik formasyonmuş bunlar hikaye hem de göstermeliğin en kralından.

O yüzden ülkemizde futbol antrenörlüğü, oyuncunun gelişim aşamalarına dönük uzmanlaşmaya hitap etmediğinden ve kategorize edilmediğinden TFF tarafından verilen her seviyenin diploması her seviyede çalışabilir ne ehliyeti ne liyakati, kim uğraşacak şimdi bu ıvır zıvırlarla.

Bugün bu ülke futbol gerçeklerinden dolayı geçimini bu yüzden sağlayan bir çok antrenör futbol iklimimizin çarpıklığından dolayı ister istemez bu sezon profesyonel takımda yetişkinler ile çalışıyorlarsa yarın U-13 çocuklarıyla çalışabiliyor yani olmadı orda daha olmadı burada daha da olmadı şurada misali…

Bu durum son derece yanlıştır, bunu sağır sultan bile duyup kabul ediyor ama ülke futbolunu yönetenlerin ya da yönettiğini sananların zerre kadar umurlarına değil.Onlar için para gelsinde ne olursa olsun, ülke batmışmış çıkmışmış çok da tın…

İşte sırf bu hal ve durum ülke futboluna, çocuk ve gencine yapılmış en büyük kötülüktür.

Son dönemlerde amatör ya da profesyonel futbol oynamış ve nihayetinde bırakmış yetişkinlerin bilhassa yetişkin futboluna Antrenör olmak istemeleri azımsanmayacak kadar fazladır.

Çünkü para ve itibar oradadır onlarında kendilerince haklı gerekçeleri vardır.

Çocuk ve genç futboluna dönük antrenörlük talebi de nedendir bilinmez pek cazip değildir.

Peki çocuk ve genç futboluna hangi hallerde talep olunur ülkemiz de bakın anlatayım.

En üst kulüplerde yani süper ligde birinci ligde ikinci ligde üçüncü ligde ve bal liginde, daha da altın da yani amatör kümede iş bulamayanlar.

Buralarda işletme (spor okulu) açarak yol almak isteyenler, buraları çocuk ve gençleri kullanarak yukarıya çıkmak için basamak olarak kullananlar, aynı zamanda para kazananalar, özeti bu…

Ama şunu hemen ayırayım;

Çok azınlıkta olan ve çok samimi bir şekilde kendilerini hem çok iyi geliştirerek hem de vicdani bir sorumlulukla adeta akıntıya karşı mücadele eden çocuk ve genç antrenörleri vardır ve onlar en değerlilerimizdirler ama iş bulamazlar…

Çünkü adları sanları daha da önemlisi paraları yoktur diploma yükseltebilmek için.

Ülkemizde emek vermeden, üretmeden, futbol oynamayı kıstas alarak ilişkiler ile kısa yoldan para kazanmak, yol almak ve bunları yaparken de tüm insani ve ahlaki değerleri yok sayarak kendine statü ve maddi imkanlar sağlamak, ben hep derim ya bir balon gibidir ve bir toplu iğneye bakar.

Esas olması gereken ne peki diye soracak ve düşünecek olursanız, bilimden teknolojiden faydalanılarak ilgilenilen alanda, deneme, deneyim, sınama, görmüş geçirmişlik, görgü ile kazanılmış tecrübeler ile yeterliliğe ulaşmak en uygun durumdur.

Peki saydığım bu vasıflar kimde ve hangi ülkelerde vardır?

Elbette ki teknolojiyi bilimi ve çağdaşlığı öncelemiş batı diye nitelen ama aslında buradaki (batıdan) kasıt bilimselliğin nerede olduğunun fark etmediği genel adı olarak kullanılmış her hangi bir ülkeyi içermektedir ki işte buna medeni ülkeler diyoruz.

Biz mi?

Biz de sadece sözde batıyı işaret ederler ama aklımız da fikrimiz de ve uygulamalarımız da tam bir Ortadoğu zihniyeti hakim.

Adaleti liyakati ehliyeti ve kültürü ile bütün dünyaya örnek bir millet biz, bu gün Ortadoğu kültürünün hegemonyası furyasına kaptırmış gidiyor.

Güler misiniz, ağlar mısınız?

Yoksa geçte olsa biraz iradenizi zorlayıp aklın yolunu bulur musunuz, karar sizlerin.

Kalın sağlıcakla.

Selam ve dua ile…