Önceki hafta kanayan yara Ortadoğu yani aynı başlıkla yazımızı yazmış ve devam edeceğini belirtmiştik. Ancak Karasu’nun ana cadde ve sokaklarında parkomat uygulanmasını ve bunun kamuoyunda tartışılması üzerine köşemi parkomat konusuna ayırdım.
Belediyelerin istedikleri yerde parkomat uygulaması yapamayacaklarını park olarak ayrılan alanlarının mutlaka imar kanunu 3194 sayılı imar kanununda belirtilen şekilde belirlenmesi gerektiğini yazdım. Ayrıca Danıştay 8. Dairesini 2011/1214 E 2011/K sayılı kararını konusunun belediyelerin parkomat uygulaması olduğunu bu kararda keyfiyetin önüne geçildiğini belirttim. Gelelim bu hafta ki konumuza.
Ortadoğu’daki cereyan eden tüm olaylar atılan bütün adımlar İsrail’in önünü açmak içindir. Bunu İsrail’e diş geçirebilecek ya da tehdit oluşturabilecek bütün ülkelerin birer birer iç çatışma, kaos ortamına sürüklenmesinden anlıyoruz. Arap dünyasının sözcüsü niteliğinde Kaddafi’nin Arap dünyasının en güçlü ülkelerinden olan Irak’ın ve lideri Saddam’ın, ilk defa seçimle başa gelen Mısır’da Mursi’nin başına gelenden bunu anlıyoruz. En son da baş aktörlerinden birisinin biz olduğumuz ve açık açık büyük Ortadoğu projesinin eş başkanlığından söz ettiğimiz Suriye gerçeğinden bunu anlıyoruz.
Anlıyoruz ama anlama yeteneğimiz biraz kıt olmalı ki zokayı yuttuktan sonra aldatıldığımızın, kandırıldığımızın farkına varıyoruz. Aynı durumu Suriye’de de yaşadık ve bir çıkmazın içerisine girdik Esad iktidarda kaldı ama maalesef ülkesinin toprak bütünlüğünü ve nüfus üzerindeki hakimiyetini kaybetti. Toprak olarak %40’ını nüfus olarak ancak %60 hakim. İsrail şamar oğlanı gibi canı isteyince Şam ve civarını bombalıyor.
Bütün Ortadoğu’nun kendisi için kurgulandığı İsrail nasıl bir ülke eti-budu nedir? Google girdiğinizde İsrail’in yüz ölçümün 22145 km² olduğunu görmekteyiz. Bizim Konya ilimizin yarısından biraz büyüktür. Konya’nın yüz ölçümü 38873 km²’dir. Kaldı ki İsrail özellikle güney tarafı çöllerle kaplıdır. Yani yerleşime kapalıdır.
Nüfusa gelince İsrail nüfusu yaklaşık 10 milyondur. Bu nüfusun da yüzde yirmisi Araplardan oluşmuştur. Ağababalarında desteğiyle adım adım arzı mevud (vaad edilmiş topraklar) hayallerine yaklaşmaktalar. Bu süreçte de çalışmak ibadettir düsturuyla gece gündüz demeden üretmekteler.
Ezilen horlanan, dışlanan Ortadoğu halkların baktığımız zaman hem batının tüm teknolojik ürünlerine sahip olmaya çalışmaktalar hem de batılıları, batılı yaşam şeklini eleştirmekteler. Örneğin: boğazın cebinde paha biçilmez Apple İphone vb. cep telefonu, elinde Sony mikrofon altında milyon dolarlık Mercedes vb. araba bu dünyanın öbür tarafın baki olduğundan bahsedip fakirliği azla yetinmeyi övüyor. Milyonlarda kendisini alkışlıyor. Bu durum devam ettiği sürece daha çok dayak yeriz.
