Kenan Tiryaki, “Futbolu Karıştıran Kirli Eller”

Futbolu Karıştıran Kirli Eller
Değerli okuyucular, yıllardır yazıyorum çiziyorum söylüyorum. Bu ülkede siyaset elini dinden ve spordan (özellikle futboldan) çekmediği sürece ne spor, ne ülke kalkınır. Tam tersi insanlar hem dinden hem futboldan soğur. Zaten soğudu da bakmayın ben lafın gelişi olarak yazdım soğur diye…
Ve bu tespiti yaparken de hemen çözümümü yazayım. Başta siyasetçiler ve din görevlileri Temeli sağlam Türk kültürüne dayalı ve birinci maddesi sevgi saygı ve adalet olan prensiplere dayalı eğitim sisteminin kurulması uygulanması şart ve hele hele bu saniyeden sonra kaçınılmaz. Geç kaldığımız her an bu ülkeyi bataklığa ve emperyalizmin kucağına itiliyor…
Her alanda olduğu gibi futbol alanında da bu çözüm önerisi birinci sırada olmalı ve ilk okul çağından itibaren başta futbol olmak üzere, diğer spor branşlarında ve onları yönetecek hakem gözlemci kurullarında görev yapanlara da bu eğitim çocuk yaşlardan itibaren bilimsel ve insani olarak v e r i l m e l i…
Fakat gelelim gerçek duruma ve yaşanılanlara.
Eğer devlet bu işe el atmaz ise bakın neler oluyor, başı boş denetimsiz güya spor, futbol akademisi adı altında.
Ülkemizde Akademik anlamda çağdaş eğitim öğretim normlarına her ne kadar uzak olsak ta.
Önerilerimi bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada bıkmadan usanmadan yazacağım.
Çocuklarımızın, okullarda öncelikle direk temas edecek öğretmenlerin en az beş yıl üniversite hayatı ve pedagojik formasyon eğitimini almaları ile birlikte alanında donatılarak okullara atanması olmaz ise olmazımız olmalı.
Ülkenin her yerindeki okullardaki sınıflarda aynı müfredatla derslerle işlenir, çocukların sosyal işleyişleri, psikolojik halleri, takip edilmeli kayıt altına alınarak datalanmalıdır.
Çocukların güvenliğine, sağlığına özellikle “akıl” sağlıklarına azami dikkat edilmelidir.
Okullar Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından periyodik, ilgili her alanda denetlenmeli, ne tür eksiklikler hatalar varsa da düzeltilme yoluna gidilmelidir.
Akademik alandaki bu çocuklarının içinden günümüz endüstriyel popüler sporu olan futbol sevdalısı aynı çocuklar, futbol eğitimi almak için belli bir ücret ödeyerek (günümüz kapitalist düzeninde eğitimin her boyutu paralıdır) futbol okullarından da yapılan eğitimin karşılığı alınmaktadır.
Alınsın buna karşı değilim ama sorun alınan para değil. Futbol okullarında durum tamamen başıboşluk.
Öğleki buralar, denetimin, takibin, planın, programın, sağlıklı organizasyonların, gelişimsel kayıtların, olmadığı tamamen doğaçlama, çocuğun meta olduğu yerlerdir.
Bilhassa Amatör takım futbol okullarında gözünü para bürümüş vicdansız yöneticilerin sevk ve idaresinde (azınlıkta olsa nispeten iyi yapıp haklı olarak emeğin karşılığını alanlar var onları tenzih ediyorum.)futbol okullarına hiç yatırım yapmayarak ehliyetsiz sokaktan gecen futbol sevdalısı birisi ya da genç amatör oyuncuları ucuz iş gücüyle çocukların başına koyarak yanlış yapıyorlar.
Ailelerin ise, Futbol okullarındaki eğitim, eğitimci, fiziksel şartlar, sağlık, güvenlik vb. gibi hayati birçok konulardaki olumsuzluğu görüp bilmelerine rağmen onlarda evlatlarının kıyılmasını seyrederek akademik alandaki duyarlılıklarını bu alanda göstermeyerek kaderine razı duyarsız bir haldedirler.
Buraları çocukların nefes alacağı gelişimlerine pozitif katkı yapılacak yerler olması gerekirken, liyakatsiz, gözünü para bürümüş, olgunlaşmamış yetişkinlerin elinde ve bu duruma çanak tutanlar sayesinde çocuklar, psikolojik, sosyolojik, fiziksel, fizyolojik, zihinsel, içsel ve dışsal birçok travmalara maruz bırakılarak arızalı bir şekilde yetişkinliğe taşınmaktadırlar.
Sonuç, ülkemiz mevcut koşullarında akademik alan ile sportif alan işleyişi neredeyse siyah ve beyaz gibidir. Yıllardır bilinen herkesçe dillendirilen adeta kangren olmuş bu çelişkili sorunu ilgili kurumlar, devletin iki bakanlığı ve devletin en üst mercileri nasıl halledemez? (Milli Eğitim ve Gençlik spor bakanlığı)
Bu vatanın bu evlatlarına sportif alandaki bu durum reva mıdır? Yahut şöyle yazayım neden reva görülüyor.
Özellikle devletin kılını bile kıpırdatmadığı ve dahi kılını kıpırdatmayan olgunlaşmamış makam mevki sahibi yetişkinlerin bu duyarsızlığı insani vicdani ve hukuki normlara sığarmı, yazık günah değil mi!
Sporumuzun futbolumuzun sağlıklı çağdaş zeminde ilerlemesini kim sağlayacak.
İşte devlet köklü adaletli bir şekil de bu işe sahiplenip spor alanında bilimsel çalışmayı eğitim sistemine yerleştirip ve liyakatli eğitimcilerin eline teslim etmediği sürece bakın karşımıza ne çıkıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu FB ve GS maçlarında onların lehine olmayan penaltıları çalıp her iki takımı da haksız yere galip getiren hakemler piyasada çığ gibi büyümeye devam eder edecekte. Haliye Anadolu takımları da üvey evlat olarak kalmaya devam edecekler.
Hakemler adaletsiz yöneticiler duyarsız futbolcular gamsız, paragöz ve kulüp taraftarları, üç maymunu oynuyorsa ve adaletten haktan hukuktan giderek uzaklaşıyorsa bu kirlenme ve çürüme devam edecektir.
Başka da yazacak söz çok, bu konuları yazmaya devam edeceğim. Birilerinin işine gelmese de.
Sağlık ve esenlik dileklerimle.






