Yonca biter de yersin
Malumunuz son birkaç yıldır bir yandan iklim değişikliği ve aşırı kuraklıkla mücadele ederken bir taraftan da bölgemizin içinde bulunduğu afet kuşağının sonucu olarak yangın deprem gibi afetlerle de ciddi bir mücadele ciddi bir savaş veriyoruz. Maraş depremleri henüz hafızamızda tazeyken üstüne irili ufaklı birçok tehlike yaşadık. Son olarak geçtiğimiz Pazar akşamı Balıkesir’de 6.1 şiddetinde bir deprem daha meydana geldi. Olayın olduğu ilk anlardan itibaren birçok farklı platformdan takip ettim. Sınırlı sayıda bina yıkılırken çok şükür herhangi bir can kaybı ihbarı olmamıştı. Sonrasında haber akışı devam ederken bir can kaybı haberi geldi. İnşallah takip eden süreçte de herhangi bir can kaybımız olmaz. İnşallah yoktur.
Velhasıl biz özellikle deprem başta olmak üzere bu tür doğal afetlere çok da uzak olmayan bir coğrafyada yaşıyor ve bunu sık sık kendini hatırlatan olaylarla canlı tutuyoruz. Tutuyoruz ama mesela sadece canlı tutmakla çözülmüyor. Adım atmak harekete geçmek afet öncesi hazırlığımızı yapmak gerekiyor. Bizim eksik kaldığımız nokta da zaten burası. Gerek Maraş depremlerinin öncesinde ve sonrasında olsun, gerek se Nisan’da meydana gelen İstanbul depreminden sonra olsun elimize geçen her fırsatta aynı şeyi papağan gibi tekrarlayıp durduk.
Kocaali’de yeni yapılaşmanın en yoğun olduğu bölge sahil kesimi ancak mevzuata uygun ve az katlı geliştiğinden dolayı hayati anlamda çok büyük bir risk oluşturmuyor. Ancak merkez tarafı öyle değil. Eski yapı stoğumuz oldukça fazla. Dikkat edin 50, 60, 70 yıl öncesinde çekilmiş bazı fotoğraflar zaman zaman sosyal medyada paylaşılıyor. Bırakın 2000’leri, 90’ları o günlerde bile eski yapı olarak nitelendirilen binalar günümüzde bile ayakta duruyor. İçinde insanımız da yaşıyor. Biz bu düzeni değiştirmediğimiz sürece can kaybı korkusuyla yaşamaya mecbur kalmış bir toplumuz. Bunu kesinlikle aklınızdan çıkarmayın.
Öte yanda Allah korusun böyle bir afet durumunda sonrasında ne yapacağımız konusunda hiç kimsenin hiçbir fikri yok. Neyimize güveniyoruz vallahi anlayabilmiş değilim. “Bize bir şey olmaz” mı, “Hemen dışarı kaçarız” mı, “Yakında açık arazi var orada yatarız” mı… Eminim buna benzer şeyler vardır ama iş başa geldiği zaman hiç te öyle olmaz. Afet geldiği zaman canını kurtaran şükür etsin demekten başka çaremiz de kalmaz.
Keza hem Sakarya hem de Düzce iki ayrı deprem kuşağı. Biz de tam arasında sıkışıp kalmış bir ilçeyiz. Risk bu kadar fazlayken durup beklemek kime neyi anlatıyor çözemedim gitti. Afet toplanma alanımız hali hazırda mevcut ama bu alanlarda malzeme teçhizat falan yok. Boş arazilere işaret koyduk öyle duruyor. Kurtarma ekibi falan deseniz zaten hak getire. Kocaali’de her şeyin toplantısı yapılıyor ama afet koordinasyon toplantısı yok. Allah muhafaza bir şey olsa Karasu’dan, Akçakoca’dan, Sakarya merkezden, Düzce’den ekip gelecek de arama kurtarma yapacak. Tabi kendi işlerine yeterli gelir de teçhizat ve personel sayısında fazlalık olursa. Ne derler “Ölme eşeğim ölme, yonca biter de yersin”. Sağlıkla kalın…
Ölme eşeğim ölme
