12 Eylül diktatörlerinin kapattığı CHP, 1992 yılında siyasal yaşama yeniden merhaba dediğinde, müthiş bir dalgalanma olmuştu toplumda.
***
O heyecanlı günlerde yapılan bir parti içi bilgilendirme toplantısında, bir grup milletvekili, İngiltere’de, 1997 yılında 18 yıl süren “Demir Leydi” lakaplı Margaret Thatcher iktidarını deviren işçi partisi lideri, sosyal demokrat Tony Blair‘in, nasıl bu devrimi gerçekleştirdiğini, yerinde gözlemleyerek öğrenmek için gittikleri İngiltere anılarını anlatıyorlardı.
***
O günlerdeki toplantılardan aklımda kalan iki önemli tespit, fazlasıyla dikkatimi çekmişti. Bir tanesi; İngiliz İşçi Partisi adaylarını bir sene evvelinden belirleyip çalışmalarına erkenden başlamış ve seçimlerin en hazırlıklı kadroları olarak, zafer kazanmışlar. Diğer tespit ise; parti lideri Tony Blair, sol kökenli olmasına rağmen, her pazar günü, ailesiyle birlikte, kiliseye gidip dua edermiş, böylece de, muhafazakar İngilizlerin de sempatisini kazanmış.
***
Bu ve bunun gibi, diğer bazı özellikleri bizlere anlatan ve CHP raporu diye kamuoyuyla paylaşılan rapor, bugüne kadar, hiçbir zaman ne önemsendi, ne uygulandı, ne de, konuşuldu. Bugün de değişen bir şey yok maalesef.
***
19 yıldan beri, “17-25 Aralık’ta,” bakan çocukları, bakanlar, ayakkabı kutuları ve sağ kola takılan 700 bin liralık saate yapılan suç üstüne, kapalı kapılar arkasındaki pkk pazarlıklarına, fetö belasına, 15 Temmuz’a kadar yol verme, sırt sıvazlama,10 milyon göçmen rezaletinin yaşanması,128 milyar dolar paranın buharlaşması, en son da suni olarak, 18’lere yükseltilerek halkın birikimlerini dolara çevrilmesine sebep olup, 20 Aralık’ta herkes evinde eli kolu bağlıyken, bir gece ansızın 12’lere düşürülen dolar sebebiyle, sönen ocaklar gibi, icraatlarına rağmen (Kirli) AKEPE iktidarına karşı, CHP umut olamıyorsa, AKEPEnin yüzde 48’lerden yüzde otuzlara düşen seçmen desteği kayıplarına rağmen, CHP oylarında artış yaşanmıyorsa, bu anormalliği, neden masaya yatırmaz, neden çare üretmez, bu CHP yönetimi anlamadım gitti. Hiç mi görmüyorlar Almanya’daki 16 yıllık Merkel sonrası, Sosyal demokrat Scholz iktidarını. Hele de, geçen pazar günü Güney Amerika ülkelerinden Şili’de yapılan seçimlerde 1986 doğumlu 35 yaşında başkan seçilen Gabriel Boric’i.
***
Tıpkı, 12 Eylül askeri darbesiyle Türkiye’de uygulamaya konulan kapitalist sömürü düzeni neo liberal ekonomik düzen gibi, Şili’de de seçimle iktidara gelen sosyalist Salvador Allende, 11 Eylül 1973 darbesiyle devrilip öldürülmüş, yine ABD güdümlü, neo liberal kapitalist sömürü düzeni, 17 yıl, faşist Pinochet iktidarı ile halkına kan kusturarak devam etmişti.
***
50 yıl sonra, 35 yaşında “Parasız Eğitim” için ayaklanan öğrencilere liderlik yapan Gabriel Boric isimli bir delikanlı başkan seçiliyordu. Boric, “Liyakate Onay” adlı ittifakın, ön seçimle seçilmiş adayı olarak, karşısındaki Alman asıllı bir nazinin oğlu ve diktatör Pinochet’in destekçisi Jose Antonio Kast’ı, ikinci turda yüzde 56 oy oranıyla geçerek başkan oluyordu.
***
Şöyle, sesli düşünüyorum da… Ülkemde, Ekrem İmamoğlu gibi hem demokrat, hem de halkın manevi değerlerine saygılı, bu saygısını da, yaşam biçimiyle ispatlayan, demokrat genç bir lider, çıkıp dese ki; “AKEPE tarafından, özelleştirme adı altında satılan, peşkeş çekilen şeker fabrikalarını, gübre fabrikalarını, kağıt fabrikalarını devletleştireceğim, 5 tane müteahhide rehin edilen hazine gelirlerini, artık o müteahhitlere olan borçları dolar karşılığı değil de TL karşılığı ödeyeceğim, bir suni gündemlerle 18 liraya yükseltilen doları, bir gece yarısı, halkının eli kolu bağlıyken, 12 dolara indirip, küçük gelir gruplarından alınan serveti, kapı arkasından yandaşlara aktaran bu düzeni yıkacağım” diyecek bir lider profili neden ülkemde 19 yıldır süren zulüm iktidarını sona erdirmesin.
***
Bu o kadar zor mu? Umut ediyor ve güveniyorum ki, tıpkı Şili’deki “Liyakate Onay ittifakı” gibi Millet ittifakı da, 19 yıldan beri havuz medyası aracılığıyla kendinden olmayanların değerlerine en galiz hakaretleri yapan, yandaş olmadığı için çocuğunu işe koyamayan, Montrö’ye dokunulmasının, bu ülkenin bütünlüğüne zarar vereceğini kamuoyuna açıklayan, 28 Şubat düzmecesi ile 80-90 yaşındaki generalleri mahpuslara atan zihniyete ve yapıya karşı bir umut olmalı CHP. Tek başına oylarını yüzde 45-50 lere çıkarmalı.
***
Yoksa 19 yıldan beri milletvekillerinin dokunulmazlığı yemine sazan gibi atlayıp, kendi milletvekillerinin cezaevlerine girmesine, muhalif milletvekili ve belediye başkanlarının hapse atılmasına, halk oylamasıyla seçilecek Cumhurbaşkanı adayını Ekmeleddin(?!) gibi yaptığı büyük yanlışla, 2.seçimde de, Abdullah Gül gibi bir seçeneği Meral hanım ikazıyla atlatan zihniyet, Şili’deki “Dövmeli Lider Boric” gibi genç, yıpranmamış bir adayla girmez de, eski yıpranmış yüzlerle girerse, artık Atatürk Cumhuriyetinden eser kalmaz bu ülkede. Haydi CHP, Şili’de esen “Sol Rüzgar” gibi, estir bu rüzgarı artık…
