Ne borcu oğlum?

Ne borcu oğlum?
Yörükçüoğulları KocaAli’nin köklü ailelerinden biridir.
Yörükçüoğlu Hasan, KocaAli’ye ilk yerleşen 5 nolu hanede oturmaktadır.
1860 yılında KocaAli’de doğmuştur.
Baba adı İsmail, ana adı Habibe’dir.
…Hızar mahallenin kızları beceriklidir
Vakit erdiğinde, gönlünü kaptırdığı Hatice ile baş- göz ederler Hasan’ı.
Hatice, becerikli mi becerikli, bir Hızar Mahalle kızıdır.
Hızar Mahallenin 19. Hanesinde doğmuştur.
Babasına Çobanoğlu Köse Mehmet derler.
Hatice’nin ana adı Ayşe, doğum tarihi de 1872’dir.
…Vatan ateşler içindedir
Onun doğduğu tarihlerde vatanın bütün hudutları gibi içi de ateşler içindedir.
Çeteler.. İç isyanlar.. KocaAli’nin eli kınalı gençleri de koşar vatan coğrafyasının bütün hudutlarına. Evli ya da nişanlıdır birçoğu.
…Şehitler tepesi hiç boş kalmaz.
Kimi Galiçya’da şehit düşer, kimi Yemen’de kimi de Çanakkale’de.
Her biri ayrı bir vatan coğrafyasında türbe olup kalır, Şehitler Tepesi’ni asla boş bırakmazlar.
Anasına- babasına, Eşine, nişanlısına ve hatta yavuklusuna son kez ‘Elveda!’ bile diyemeden.
…Ali baş şehit düştü
1912 tarihinde Balkan Harbinde, Edirne’den KocaAli’ye bir şehit haberi gelir; “Ali Baş şehit düştü!” Ali Baş’ın şehit edilişinin haberi, Çobanoğlu Köse Mehmet’in evine bir ateş topu gibi düşer. Bilirler en yüksek mertebeye eriştiğini.
…Vatan sağ olsun
Hepsinin ağzından tek bir cümle dökülür: ‘Vatan sağ olsun!’
Hatice de 36 yaşında şehit düşen Ali BAŞ’ın ablasıdır.
Hızar Mahalleli Baş ailesinin kızıdır yani.
Canı gibi sevdiği kardeşinin şehit olmasıyla bitmez acısı.
1897 yılında KocaAli’de doğan oğlu İzzet’te de aynı kederi yaşatır O’na…
Beş yıl sonra, 1917 yılında, oğlu İzzet’in, Yemen’de şehit olduğu haberi gelir.
Henüz 20 yaşındadır Şehit İzzet.. Hatice Aynı zamanda Şehit Anası da olur..
…Yürek yangınları soğumak bilmez
Bizim Hatice Gelin, eşi Yörükçüoğlu Hasan ile birlikte, baş başa verirler.
Her şehit ailesi gibi, yıkılan umut dağlarının içine gömerler acılarını.
Diğer oğulları İsmail, Recep ve Şükrü sağdır ya, yürek yangınlarını onlarla soğuturlar.
…Şükrü ile emine hanım evlenir.
Gel zaman, git zaman, küçük oğulları Şükrü’yü Emine Hanımla evlendirirler.
Emine, Kuyumculu taraflarından, aslen Erzurumlu bir ailenin kızıdır.
Eski yazıyı da yeni yazıyı da iyi derecede bilir.
Meal konusunda da ders verecek kadar bilgi sahibidir.
Bizim Şükrü de öyledir. Rüştiye mezunudur.
Diğer abileri bir üst eğitime sahiptirler. Askerliklerini Subay olarak yapmışlardır.
Şükrü, hem dayısını ve hem de abisini şehit vermiş bir KocaAli Beyefendisidir.
…DENİZCİ ORDUSU
Şükrü, hem dayısını ve hem de abisini şehit vermiş bir KocaAli Beyefendisidir. Geçimini daha çok denizcilikle sağlar. KocaAli’den deniz motorlarına yüklediği tomruk ya da kerestelerin bir kısmını, Zonguldak’taki Maden Ocaklarına, bir kısmını da İstanbul’a götürerek satar.
…Neden torlak derler?
Bir keresinde KocaAli’ye gelen ve Şükrü Beyi tanımayan bir misafir, kereste ticareti de yaptığını öğrenince ona Torlak diye hitap eder.
O zamanlarda İstanbul’da kereste ticareti yapan Torlaklar diye çok zengin bir şirket vardır. O yabancı misafir, bizim Şükrü Beyi onlardan birine benzettiği için Torlak, diye hitap etmiş, bu herkesin hoşuna gidince, ondan sonra kendisine ve çocuklarına hep Torlaklar diye hitap edilmiştir.
…Çoluk çocuk olmaya başlar
Zamanla Şükrü Beyle Emine Hanımın da çocukları olur.
Sadece kendi çocuklarını değil, KocaAli’nin bütün gençlerini, oğulları Halil İbrahim, Hasan Basri, Abdurrahim ve aile içinde Mustafa olarak anılan Muhsin gibi görürler.
…Gelin bile verirler
Genç kızları da Öngörenlere gelin verdikleri kızları Hüsniye’den ayırmazlar.
O yüzden olsa gerek, yardıma ihtiyacı olan herkesin yanındadırlar.
İhtiyacı olan herkes onların kapısını çalar.
Bilirler oradan eli boş dönmeyeceklerini.
…Yoksulluk diz boyudur
Yoksulluk diz boyunu da aşmış, gırtlağa ulaşmıştır o devirlerde.
Elde yok, avuçta yoktur.
Yüklerin ulaşımının deniz yoluyla sağlandığı, mahrumiyet ve kıtlık yıllarıdır.
Yol yoktur. Olsa bile eşkıyalar göz açtırmamaktadır…
Yol kesen, para bulamayınca, gariban insanların canına kasteden canilerle sarılıdır dört bir yan.
…90 hane 45 şehit
90 haneli bir köy iken 45 şehit verdiği yetmiyormuş gibi bir de eşkıyalarla uğraşan KocaAli’nin yoksul insanları ve masum yetimleri.
Hele ki savaş biter.
Etrafa biraz huzur gelir.
İnsanlar kendileri kadar hayvanlarını da doyurmanın peşindedirler.
KocaAli’nin Karayeli de Poyrazı da çok serttir.
Karayel, Karadeniz’in Kuzey batısından, Poyraz da Kuzey doğusundan öyle eser ki soğuk ve kar insanlara aman vermez.
…Adam boyu kar yağar
Kar, adam boyunu geçer öylesi günlerde.
Yavaş yavaş ahırlarına büyük baş hayvan dolduranların gözü, bu sert ve dondurucu kış soğuklarından yılgındır.
Yine öyle buz kesen bir kış günüdür.
Soğuk ve karlı bir Şubat ayıdır.
Kar bastırır KocaAli’yi.
Bazen Lapa- lapa, çoğu zaman da tipi şeklinde yağan kar, duracak gibi de değildir..
…Hayvanlar açlıktan ölmek üzeredir
40 no’lu hanenin ahırında, irili ufaklı 8- 10 tane hayvan vardır.
Ama yiyecekleri bu kışın ortasında tükenmiştir.
Belli ki hayvanlar açlıktan ölmek üzeredir.
…Torlak şükrü ne güne duruyor?
Herkesin bildiği bir çare vardır.
O da Torlak Şükrü Beyin kapısından kimsenin eli boş dönmeyeceğidir.
40 no’lu hanenin reisi Resul Beydir.
…Görev şemsi’dedir
1914 Kuyumculu doğumlu olan Resul Bey, oğlu Şemsi’ye talimat verir; “Öküzleri boyunduruğa koş, doğru Torlak Şükrü Beyin kapısına git. Benim selamımı söyle. Durumu anlat ve arabaya yüklediğin mısır alaflarını al getir!”
Şemsi 13- 14 yaşlarındadır.
…Hoş geldin oğlum
Babasının dediğini yapar ve kapıya girince ‘Şükrü Amca!’ diye seslenir.
Şükrü Bey, aşağıdan yukarıya doğru çekerek açtığı pencereden, ‘Hoş geldin oğlum!’ der.
Vaziyeti anlayınca da kapıdaki alaf yığınlarından yarım olanı göstererek ‘Onu yükle götür!’ der.
…Yarım alaf yığını adam boyunu aşar
Alaf yığınları o kadar büyüktür ki yarım yığını bile hemen- hemen bir kamyonluktur.
Neyse bizim küçük Şemsi, öküz arabasını zar- zor doldurur. Boyu daha yetişmez hale gelince Şükrü Beye tekrar seslenir.
Öyle ya eve gidince babası ona mutlaka soracaktır; ‘Oğlum borcumuzun ne kadar olduğunu sordun mu? Bu alafları yedirdiğimiz inekleri sağıp, sütünü içecek, yağını, yoğurdunu yiyeceğiz. Boğazımızdan haram lokma geçmesin!’
…Ne borcu oğlum?
Şemsi’nin seslenmesine karşılık Torlak Şükrü Bey, tekrar açar pencereyi ve ‘Buyur evladım!’ der.
Küçük Şemsi de durumu izah ederek, ‘Ben eve gidince babam borcumuzu sorar. Ona ne diyeyim?’
Yörükçüoğlu Hasan’ın oğlu Torlak Şükrü cevap verir; ‘Ne borcu oğlum, bu kış kıyamette para ile alaf mı satılır? Borcunuz yok. Babana da selam söyle…!’
Bize KocaAli’yi sevdirenlerden sadece biridir, dayısı Ali Baş ve abisi İzzet’i şehit vermiş olan Torlak Şükrü Bey… 30 Ağustos 2020 KocaAli- Sakarya






