Müslüman mahallesinde salyangoz satmak

Faal olarak çalıştığım ve bölge futbol antrenörlüğü yaptığım yıllarda, neler gördüm neler.

Sadece o yıllarda antrenörlükte değil Futbolculuğumda ve hakemliğimde de neler gördüm neler yaşadım neler.
Şimdi konuyu nereye bağlayacağımı merak ettiniz değilmiş?
Az sabır edin ve yazıyı okumaya devam edin.
Çiçeği burnunda TFF başkanı sayın Hacıosmanoğlu’nu TV de verdiği bir demecini canlı izlerken dalıp gitmişim o geçmiş yıllara.
Başkan diyor ki; TFF yi sadece son Avrupa şampiyonasın da 270 milyon zarara uğratmış eski yönetim ve başkanı. Ve ekliyor şampiyona bittikten sonra TFF’nin bütçesinden harcama yaparak götürdüğü bir takım nüfuzlu kişiler orada beş on gün daha fazladan kalmışlar ve yedi milyon avro Luk daha harcama yapmışlar.
Bunlar uzman arkadaşlarımızın araştırma ve inceleme neticelerin de bize sundukları raporlar da yer alan tespitler.
Eski yönetime ve bizzat eski başkana dava açacağız diye, içine düştüğümüz içler acısı durumu gözler önüne sermiş oldu. Ki bu sadece aysbergin görünen yüzü değerli okuyucular.
Bunun üzerine maliye bakanı Şimşek bir açıklama yaptı ve eski bir  yaranın üzerine parmak bastı.
Futbol camiasının kulüplerin futbolcuların her türlü aldıkları verdikleri harcamalar mercek altına alındı diye bir açıklama yaptı sayın şimşek.
Bu ne demek biliyormuşsunuz DEVRİM DEVRİM…
Milyon avroluk transferlerle ülkemize getirilen ve ülkemizde bulunan bütün futbolcular ASGARİ ücret üzerinden işlem görüyor biliyormuşsunuz yıllar yılı…
Yani 30-40 milyon dolaralardı sözleşmelere imza atan o futbolcular asgari ücret yani 17.002 TL üzerinden maaş alıyor olarak gösteriliyor ve üstüne üstük ülkemizdeki futbolcuların tümü….
Burada kayıp kaçağı kaçırılan vergiyi bir hesaplayın bakalım. Hesap makinası yetmez emin olun.
Şöyle kısaca bir örnek vereyim.
Hani şu kredi kartlarından alacağız diye verdikleri 750 TL’lik rakamının belki bir milyon katı tutar. Ben pek matematik ten anlamam, bu hesaplamaları işin vahametini göstermek için verdim.
Yani savunma sanayine o devletten kaçırılan vergiyi toplayıp alsalar on tane İsrail’in kurduğu gök kubbe kurulur. Ve tabi sözde tehdit olan İsrail’de tehdit olmaktan çıkar. Vatandaşın 750 TL Side cebinde kalır ve bu kadar hengâmede olmaz…..
Fakat o paralar kulüplerden tahsil edilirse ortada futbol kulübü kalmaz.
Maliye bakanın basacağı parmak Öyle bir parmak ki çoğu kişinin cani yanacak ve yaptıkları gayrı ahlaki işler birer birer deşifre olacak.
Tabi en üst tepeden biri de ona parmak basmaz ise. Çünkü konu çok ciddi çok çok önemli.
Ve yine “çok”u çok  kullandım biliyorum ama şunun için, işin içinde çok büyük bir sektör olan futbol ve futbol kulüpleri ve yine başkanları var.
Bir örnekle konuya giriş yapayım. Futbolcular devlete stopaj vergisi veriyorlar az da olsa, ve akabinde kulüpler vergi dairesine baş vurup o ödenen vergiyi derhal geri alıp ve kulübün kasasına aktarıyorlar.
İşe bakar mısınız şaka gibi değil mi?
En son yaşanan bir vaka daha.
“Cengiz Gökay Avrupa Şampiyonası’na katılıyor, kendi bilet parasını ödemek istiyor. Federasyon bir IBAN iletiyor. Ve sayın gökay sonra parayı attığı IBAN’ı kontrol ettiriyor, öyle bir IBAN yok.
Peki sonuç ne oluyor?
Bakın ne oluyor!
İlettikleri IBAN Kırklareli’de bir berberin IBAN’ıymış.” ve para o özellikli! vatandaş kimse ona gönderiliyor. Peki o vatandaş ne yapıyor o parayı? İşte orasını karıştırmayın..
En başta bahsettiğim konu varya şimdi oraya dönelim. Emekli olacağım baş vuru yaptım günlerimin toplanması için. Kadrolu olarak yani 657 ye tabi devlet memuru olarak yaptığım antrenörlük süre hariç, on bir yıl profesyonel futbolculuğum var, on bir yıl pirim ödemiş olmaları lazım oynadığım kulüplerin.
Gelen resmi yazıya göre 11 yıl yatması gereken pirim gün sayısı 3 yıl çiktı iyimi….
Yani at binenin kılıç kuşananın diyecek amma ahlaksızlığı  teşvik ederim diye demiyorum. Siz ne derseniz deyin inada karışmam.
Yine bir örnek Çok çok hatta çok çok çok ünlü milli takımı çalıştıran ve hatta dört büyuk kulüpleri çalıştıran o teknik adamlarımız varya,(anladınız siz onları) onlar bile milyon dolarlar almasına rağmen milli takımda ve kulüplerde sözleşmeleri asgari ücretli yapılıyordu o zamanlar. Umarım düzeltilmiştir, sanmıyorum ama yinele temenni ediyorum.
Yine hakemlik yaptığım yıllarda Klasman yükselmek için Ankara’da yazılı ve mülakat sınavındayız.
Koşuyu geçtik yazılı sınavım yüz üzerinden 97 puan. Âmâ yine çok ünlü eski bir ve şu günlerde de çooook meşhur bir yorumcu hakem arkadaşımız, yazılı sınavı 65 yani 70 puan alamamış ve koşuyu da koşamadı ve haliyle klasman düşmesi lazım….hoooop bir baktık o arkadaşımız üst klasman da listede de ismi ilk sırada….
Samimiyiz ya kendisine sordum hoca hayırdır nasıl oldu bu iş diye, verdiği cevap şuydu “oğlum sen bu işleri bilmezsin, onun için sen bir adım ileri on adım geri gidiyorsun”
O arkadaşımızın Ankara’da çok ünlü bir iş adamı olduğunu unutmuştum tabi….
Yani birileri birilerinin sömürdüğü devlete ödenmesi gereken ama resmen çalınan vergilerin, birilerinin cebine aktarılması vs vs
Denetimsizliğin, şeffaf izliğin ve ahlaksızlığın kol gezdiği bir ülke kalkınırım?
O ülkede oynanana futbol, spor mudur?
Ve son söz o kazanılan paralar helal midir.
Olur olmaz şeylere maydanoz olan diyanetin başkanı keşke çıksa ve bu konuda bir fetva verse,
Verse verse de ne diyecek ki.
Balık baştan kokmuş ve çoktan çürümüş. Fetva ile falan düzelecek halı
kalmamınki, kurumların, kulüplerin ve insanların.
Sağlık ve esenlikle

Exit mobile version