Münir Ali Kara, “Hastane inşaatı nereye yapılacak”

Karasu Devlet Hastanesi’nin yapıldığı günden beri sorunları bitmiyor. Süreci bilenler biliyor da ben kısa bir özet geçeyim. İnşaat başladığında eleştirilere konu olmuştu. Başta hastanenin yeri tartışılırken sonra buranın şehrin içinde kalacağı konuşuldu. Daha sonra hastanenin bölge hastanesi olması gündeme geldi. Bundan feragat edildi. Sınıf düşürüldü. Daha sonra zeminde sorun olduğu iddia edildi. Zemin iyileştirmesi sonrasında ödenek tükendi ve firma değişmek zorunda kalındı. Finalde hastane tamamlandı ama bu defa da zemin katlardaki nem gündem oldu.
Derken acil servise araç girişinde sorun yaşandığı anlaşıldı. Tek turda ambulansın bile dönemediği bir acil girişi kullanılmak zorunda kaldı. Hastanenin koridorlarının dar planlandığı ve polikliniklerde sıra bekleyen hastaların birbirine bulaş riski taşıyacağı anlaşıldı. Özellikle pandemi sürecinde durum çok daha net ortaya çıktı.
Derken bir ek bina yapılması gerektiğine kanaat getirildi. Ama bu ek binanın nereye yapılacağı konusunda anlaşmaya varılamadı. Tüm bu tartışmalara kaç Karasulu dahil oldu? Sanırım ki sıfır. Ama tartışmalar sürekli devam etti.
Son İl Sağlık Müdürü ziyaretimizde hastane ek binası yapılması için düşünülen alanda zeminin uygun olmadığı anlaşıldı, onun için ön alana yeni bina yapılacak dendi. Bu hafta ek binanın zemininin iyi olmadığı iddia edilen önceki yerine yapılmasına karar verildiğini öğrendik.
E bu arada inşaata karar verilse bitmesi iki yılı bulur gibi. Bu süre içinde Karasu’nun nüfusu da artar sanki.
Kaldı ki ana sorunumuz da hastane binası değil. Öncelikle ekip ve ekipman sorunumuz var. Cihaz sorunumuz var. Her şeyden önce diyalog sorunumuz var.
Peki Karasu’nun geleceğine kim karar veriyor? Karasu’da kalıcı olmayı planlamayan kişiler mi yoksa babasının atasının mezarı Karasu’da olup, geleceğini Karasu’da planlayanlar mı?
Doğru yanıtı bulmak için doğru soruyu sormak lazım.
Doğru soruları bulup meşverette, görüş alışverişinde bulunursak işler daha kolay ilerler sanki. Karasu’nun başına ne gelirse iletişim eksikliğinden geldi. Bu defa da gözümüzün önünde aynısı yaşanmasın ne olur…
Demiryolu ne katar
Karasu’ya bir demiryolu projesi var. Yapımı yılan hikayesine dönen. Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, Ak Parti’nin Kocaali Kongresi’nde de Karasu Kongresi’nde de bu konuya değindi. Hatta Pazar günkü kongrede sürecin tamamlanma aşamasına geldiğini, yakın zamanda ihaleye çıkılacağını da söyledi.
Peki demiryolunun önemi neden es geçiliyor? Demiryolu Karasu’ya ne katar? Kocaali’yi geliştirir mi? Bizi ileri mi götürür yoksa geri mi?
Bu konuları da konuşmak lazım değil mi?
Demiryolunun yolcu taşıması ilk aşamada gündemde değil. Bunu netleştirelim. Ancak liman ile entegre olmuş bir demiryolu bölgedeki ticari hareketliliği artırır. Karasu Limanı daha çok işler. Daha çok işlerse Ro-Ro trafiği artar. Bu şekilde bu bölge ticari üs haline gelir. En basitinden bizim fındığımız nereden satılıyor ona bakalım.
Yıllar önce fındık borsasının Hamburg’da olduğu söylenirdi. Neden? Hamburg’da liman ve demiryolu var Şimdi benzer durum İtalya için konuşuluyor. Liman ve limana entegre bir demiryolu belki de fındığın ana üssünün Karasu olmasını sağlar. Belki de fındık fiyatı artık Karasu’dan belirlenir. Olabilir mi? Gerçekten hedeflersek neden olmasın!
Kendi fındığımızı kendi limanımızdan kendimiz pazarlayabiliriz. Liman ve demiryolu sayesinde bir hareketlilik sağlanırsa, buraya gelen işadamları buraya mısır getirip dönerken fındık götürebilir mi? Bence götürebilir.
Yerel firmalar Sakarya Çikolatası ürettiği gibi pek çok ürün ortaya koyar ve işler değişir. Hatırlar mısınız bir dönem Alman Çikolatası meşhurdu. Şimdi İtalyan Çikolatası yiyoruz. Yani fındık Almanya’ya gönderilirken Almanlardan, İtalya’ya gönderildiğinde İtalyanlardan çikolata alıyoruz.
Belki de bu yeni gelişmeler ile birlikte çikolatayı Türkiye’den, Sakarya’dan kaynağından da alırız. Ne dersiniz…
Sivil toplum neden önemli
Karasu’da bir sivil toplum kuruluşu eksikliği olduğunu herkes kabul ediyor. Ama herkes de “siyasi ikbal umut ediyor” cümlesi ile durduruluyor.
Kardeşim adamın derdi Karasu ise ve bu işi de siyasilerden daha iyi yapabilecek durumdaysa bırakın siyasete de girsin. Sivil toplum kuruluşları korkulacak şeyler değil.
Bunu bir silah gibi düşünün.
Nasıl ki silahı ruhsatlandırırsanız ve insanlar sizde silah olduğunu bilirse size temkinli yaklaşır… Sivil toplum da öyle işte.
Siyasi erk, yukarıdan gelen talimatlara “Bizde etkin sivil toplum kuruluşları var” diyerek karşı durabilir.
Önemli olan yaşadığımız şehrin geleceği değil mi?
Şehri bir adım ileri götürmek için birilerinin bir şeyler yapması önemli değil mi?
Eskilerin dediği gibi “ölü himmet görsün de duayı kim okursa okusun…”






