Mevlid Kandili

 

İslam dininin peygamberi olan Muhammed bin Abdullah’ın doğum gecesi ve aynı zamanda Hicri Rebiülevvel ayının on ikinci gecesidir. İslam Nebisi Ashab-ı Kiram, Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan Rebiulevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlit Kandili, ilk defa hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fatımi Devleti döneminde kutlanmaya başlamıştır.

Mevlid, “doğum zamanı” demektir. İslam’da Muhammed’in doğum günü farklı mezheplerde kutlanır. Sünniler Rebiyülevvel ayının on birinci gecesini on ikinciye bağlayan geceyi (25-26 Nisan 571 Miladi tarihine rastlaması nedeniyle), şiiler ise 17. günü Mevlid günü ve 17’ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Kutlu Doğum Haftası olarak ilan etmişlerdir.

Kandil geceleri İslam’ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicri 3. asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye’de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim’den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır.

Kerim Kitabımızda biz müminler için en güzel örnek olarak takdim edilir Allah Resulü (s.a.s)  Rabbimiz, kendi sevgisine mazhar olmanın, Habibini sevmeye ve onun yolundan gitmeye bağlı olduğunu bildirir. İnsanlık bugün doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle topyekun, çok çetin bir sınavdan geçmektedir. Bugün yaşanan amansız zulümler, yürekleri burkan şiddet, oluk oluk akan kan, dinmeyen gözyaşı, yitirilen umutlar, heba olan hayatlar, insanlığın zorlu bir vicdan imtihanından geçtiğini göstermektedir.

Özellikle gönül coğrafyamızda aynı kitaba, aynı peygambere inanan, aynı duyguları paylaşan insanların birbirlerine karşı sergiledikleri acımasız tutumları hepimizi derinden yaralamaktadır. Unutmamak gerekir ki bu olumsuzluklar karşısında her birimizin yükümlülükleri vardır. İnananlar olarak, Kerim Kitabımız ve Efendimizin insanlığa takdim ettiği yüce değerler ile hayatımızı tezyin etmek ve bunlar uğrunda mücadele vermek hepimizin asli görevidir. Her birimiz Rahmet elçisinin bize miras bıraktığı hak, hakikat, ahlak, merhamet, şefkat, adalet, kardeşlik anlayışını ailemize, toplumumuza ve tüm insanlığa taşımakla sorumluyuz. Bunu başarabildiğimiz takdirde insanlık özlediği güzel günlere, saadet asrına yeniden kavuşacaktır. İşte o zaman dünya gerçek medeniyetlere yeniden yelken açacaktır. İşte o zaman Efendimizin mevlidi bizim dünyamızda gerçek anlamını bulacaktır.

Gerçek şu ki; Efendimiz (s.a.s)’in örnekliği ve rehberliği, Müslümanların ve insanlığın içine düştüğü her türlü badireyi atlatması ve özlenen aydınlığa, vicdana, insafa kavuşması yolunda yegane sığınaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid Kandili’nizi tebrik ediyorum. Rabbimiz! Mevlid-i Nebi’yi ülkemiz, gönül coğrafyamız ve bütün insanlığın huzuruna vesile eyle! Rabbimiz! Bizleri kendine hakiki kul, habibine gerçek ümmet olanlardan eyle!