Değerli Sakaryalı hemşehrilerim, bugün size Karasu’nun, Kocaali’nin bereketli topraklarından ilham alan ama tüm dünyayı değiştirecek bir yenilikten bahsetmek istiyorum.
Biliyorsunuz, biz toprağı seven, doğanın kıymetini bilen insanlarız. Ancak dünya değişiyor ve biz bu değişime ayak uydururken doğamızı nasıl koruyacağımızı düşünmek zorundayız. İşte tam bu noktada, bilim dünyası bize şaşırtıcı bir cevap sunuyor:
( Mantarlar)
Sadece yemeklik ya da doğada rastladığımız bir canlı değil, mantarların kök yapısı olan “miselyumlar”, şimdilerde plastiğin yerini almaya aday. Sakaryamızın o nemli, zengin bitki örtüsünde kendiliğinden yetişen bu mucizevi yapı, artık inşaat malzemelerinden mobilyaya kadar her alanda kullanılıyor. Doğadan gelen, işi bitince tekrar toprağa dönen bu teknoloji, Karadeniz’in yeşilini korumak için en büyük dostumuz olabilir.
’Hızla akan dünyaya karşı, çayımızın demlendiği o sakin vakitlerde düşünmeliyiz:
Belki de çözüm çok uzaklarda değil; bastığımız toprağın altındaki o incecik köklerde saklıdır.
Günün “Nutku” sandığı
Gazetelerin en çok okunan, o kısa ama derin düşüncelere yer verildiği dünyamızdır.
Günün Nutku sandığı açılınca dışa vuran bilgiler.
”Doğa, acele etmez; ama her şey yerini bulur. Gelecek, teknolojiyi doğaya hükmetmek için değil; doğayla uyum içinde yaşamak için kullananların olacaktır. Bugün içtiğin bir bardak çayın huzurunu, yarınlara bırakacağın yeşil bir dünya ile taçlandırır..
Sakarya’nın başka bir güzelliğine dikkat çekmek amacıyla konum mantar ve geri dönüşümü anlatıyor.
Çocukların o saf enerjisiyle toprağın dinginliğini birleştirmek ve yaşamak yaşatmak güzel ve anlamlıdır
Toprakla Şifalanan Nesiller: Çocuklarımız ve Doğanın Gizli Gücü
Değerli okurlar, bugün penceremizi sadece manzaraya değil; geleceğimiz olan çocuklara ve bizi ayakta tutan toprağa açalım istiyorum.
Son yıllarda hepimiz bir “hız” sarmalına kapıldık. Ancak en kıymetli varlıklarımız olan çocuklarımızı bu hızdan korumanın yolu, onları betonların arasından çıkarıp Sakarya’nın o bereketli toprağıyla buluşturmaktan geçiyor.
Eskiden olduğu gibi, çocukların ormanlarda mantar peşinde koşması, dizlerinin çimen lekesi olması sadece bir oyun değil, aslında bir şifalanma sürecidir.
Bilimsel olarak da biliyoruz ki; çıplak ayakla toprağa basmak, vücudumuzda biriken statik elektriği atmanın en doğal yoludur.
Çocuklarımız toprağa dokunduğunda, vücutlarındaki o fazla elektriği verip yerine doğanın sakinleştirici enerjisini alırlar.
Bugün dünyada “mantar teknolojisi” ile geleceği inşa etmeye çalışırken, biz önce çocuklarımıza o mantarın yetiştiği toprağı sevdirmeliyiz.
Unutmayın; toprağa dokunan çocuk, hayatı anlar. Doğayı korumayı, fındık dalındaki emeği ve paylaşmanın güzelliğini o tozun toprağın içinde öğrenir. Hadi bugün bir değişiklik yapalım; çayımızı yanımıza alalım, çocuklarımızın elinden tutalım ve onları toprağın o iyileştirici gücüyle buluşturalım.
Günün “Nutku” sandığı
Günün Nutku
”Bir çocuğun en güzel ayakkabısı, tabanına değen topraktır. Evlatlarımıza bırakacağımız en büyük miras, sadece mal mülk değil; doğanın dilini anlama ve topraktan güç alma yetisidir. Şehir yorar, toprak onarır.”
Sakarya’nın o doğal yapısıyla çok güzel örtüşen yenilikler olarak gündeme gelse de mantar toplayan da sevenleri de çok elbette.
Özel olan biz ve Toprak, Çocuk ve Dayanışma
Değerli Sakaryalılar, bugün kalemimi hem toprağın altına hem de insan ruhunun derinliklerine batırarak yazıyorum.
Trakya’nın kıyısından Karadeniz’in serinliğine uzanan bu coğrafyada, doğanın bize fısıldadığı o muazzam dersleridir.
Şimdilik müsadenizle iyi günler…
