Körlerle topalların dövüşü

Olup bitenlerden dönen dolaplardan, gerek yasal gerekse yasa dışı bahis mevzularından dolayı ülkemizdeki futbolu izlemiyorum, midem kaldırmıyor artık değerli okuyucular. Eskiden de futbol maçlarında şike olayları yaşanıyordu ama endüstriyel futbol henüz işin içine tam bu kadar parmak sokmamıştı.

İnternetin hızlı bir şekilde hayatımıza girmesi ile başlayan yaşamsal çöküş haliyle bahis çetelerini giderek kamçıladı ve artık ülkemizde oynanan futbol maçları, önce oyun olmaktan çıktı sonra maç olmaktan çıktı bahis sektörünün oyuncağı oldu maalesef. İzlememeye yemine etmedim ama izlemeyeceğim diye kendi kendime söz vermeme rağmen yine dayanamadım ve bahis sektörünün (yapının) üzerine bina inşa ettiği o görüntülerin özetlerini izledim yine de. Dediğim gibi değişen hiç bir şey yok değerli okuyucular. Yapı ve bahis çetelerinin saatleri ve işleri tıkır tıkır işliyor. Fenerbahçe – Eyüp spor maçında bahis oynayanlara para kazandırmak adına müsabaka hakemi ve var hakemleri ellerinden gelenleri değil, gelmeyenleri de fazlası ile yaptılar. Tek tek pozisyonları yazmaya kalksam roman olur maalesef. Ertesi gün Galatasaray maçını izledim ilk on beş dakika, GS’nin lehine verilen bir penaltı var ki evlere şenlik ve attıkları bir gol yüzde beş yüz ofsayttı. Aynı gölü Kayserispor atsaydı (yapıdan) pardon VAR dan dönerdi. Kendi kendime dedim ki yahu kardeşim GS zaten yeterince sıkıntı yaşayan Kayserispor’u elini kolunu sallaya sallaya yener.
Bu penaltılara üstelik olmayan penaltılara ve gerek var ve sonuçta GS bahis maçını 5-1 kazandı. Demek ki bahisçiler bu sonuca göre yüklü  para yatırmış olacaklar ki bu sonuçla bitti. Yani Kayserispor’un bir gol atması ve GS’nin beş gol atması gerekiyormuş. Yani değerli okuyucular çok çok büyük rakamlar dönüyor orta yerde hiç kimse artık Sportoto’da ki  gibi 1-0-2 gibi üç ihtimalli tahminlere para yatırmıyor. Kim uğraşacak onunla. Şu takım iki öbür takım 3 gol atacak diye oyna bahsi ve sahadaki uygulayıcılar da malum yapıdan alsınlar talimatı ve sonrasında gelsin milyonlar……
Yani bizim ülkemizdeki futbol futbol olmaktan da çıkmış durumda. Futboldan başka ne ararsan var için de. Aynı günlerin akşamlarında Avrupa futbolunu izliyorum artık. Özellikle Laliga ligini ve İtalya’nın seri A ligini. Hani derler ya ağzım açık şekilde izliyorum diye hah tam da öyle. Ağzım açık şekilde izliyorum. Teknik taktik, fizik kondisyon, temaslı oyun, geçiş oyunu ve topun sağlıklı ve garanti ayağa pas olarak oynanması, topun oyun da kalma oranı yüzde seksenler de. Yani futbolu futbol yapan ne varsa hepsini sergiliyorlar yabancı takımlar ve oyuncular. Barselona -Atletiko Madrid maçını nefesimi tutarak izledim. Dediğim gibi top bir o kalede bir bu kalede ve her pozisyonun sonunda da kaleler de gol tehlikesi yaşanıyor ve kaleciler oyuna damgasına vuruyor kurtarışları ile. Kendi evinde Barselona 2-1 mağlup oldu ama oyun üstünlüğü, gol pozisyonu üstünlüğü hep onlarda idi. Atletiko Madrid ise disiplinli futbol anlayışını doksan dakika sürdürerek kazanmasını bildi. Bu maç bir liderlik maçı idi ve kazanan takım lider oldu. Maçtan sonra yabancı basınını takip ettim, TV yorumcularını dinledim ne hakemi konuşan var ne federasyonu. Her yorumcu oyunu ve oyuncuların katkısını ve tabi ki teknik adamların katkısını konuşuyorlardı. Maçtan sonra Barselona liderliği kaptırdı ama dünya yıkılmadı, kıyamet kopmadı kimse hakemi suçlamadı ve sıradan bir maç daha bitti ispanyada ve herkes mutlu bir şekilde evinin yolunu tuttu. Peki bizde olsaydı böyle bir derbi maçındaki düşünmek bile istemiyorum ama kıyamet bin kez kopmuştu ve maçın hakeminin hakemliği bitmişti ve mutlaka almışlardı o hakemi görevden. Ve tabi bizde aynı durum yaşansa yorumcular aç kalırlardı. İşte o yüzden bizim bir oyun karakterimiz yok bize has bir futbol kültürümüz yok ve tabi bize haşa bir yorum kültürümüz de yok. Hep sövgü, hep bir kötüleme, eleştiri yerine tenkit ve tabi ki tarafgirlik sözleri… Peki neden biliyor musunuz değerli okuyucular? Avrupa’da kurumlar, kulüpler, kulüp başkanları, yöneticiler, hakemler, futbolcular ve tabi ki yazılı görsel medya işlerini yapıyorlar, sadece işlerini…
Bizde mi?
Allah muhafaza… İşlerinden başka ne varsa onları yapmakla ve birbirlerine çamur atmakla, tehditle ve iftiralarla gündemi resmen işgal ediyorlar. O yüzden hiçbir işimiz rast gitmiyor. Yani bizdeki düzen ve sistem bir Erzurum deyimi ile “Çala matara Allah kurtara” şeklin de kör ile topalların dövüşü gibi sürüp gidiyor.
Sağlık ve esenlikle…

Exit mobile version