Ülkemizde hasbelkader bir koltuğa, halkın özgür iradesi ile seçilenler, o koltuğa oturduktan sonra, o koltuğu işgal etmiş bir zihniyete dönüşüyor ve bir türlü o koltuktan kalkmak istemiyorlar…
Yani koltukta ne varsa bir yerlerine yapışıyor sanki ve o koltukla kendilerini özdeşleştiriyorlar.
Hangi alana bakarsanız bakın bu böyle.
Siyasetinden sporuna, sivil toplum kuruluşlarından devlet kademelerine kadar hep aynı senaryo ortaya konuluyor.
Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin artık. Sıradan bir amatör kulüpte de böyle profesyonel bir kulüpte de böyle. Ülkemizdeki amatör yahut profesyonel kulüplerin yahut tüm branşların federasyon başkanlarına bir bakın, eminim bana hak vereceksiniz.
Bu yazı ne birini suçlama ne de bir karalama çabasıdır tam aksine, ders çıkarılacak bir uyarı, tecrübeli spor uzmanından vicdani bir hatırlatmadır.
Bugün başta TFF’de olmak üzere birçok federasyonda yapılan harcamalar, düzenlenen organizasyonlar, gerçekleştirilen yurt dışı seyahatler ve yapılan alımlar, maalesef açık bir mevzuat zeminine dayanmadan “alışkanlık” haline gelmiş uygulamalar üzerinden yürütülmeye çalışılıyor. Herkesin bildiği, fakat kimsenin yüksek sesle dile getirmediği bu sistemsizlik, gün gelir herkesin kapısını çalar.
Bir küçük uyarı ile devam edelim Bugün sizi övenler alkışlayanlar, “Yürü ya kulum kim tutar seni” diyenler, işler ters gittiğinde en önde “biz demedik mi” diyecek olanlardır. O oturduğunuz makam koltukları geçicidir ama asla düşünmediğiniz ve yok saydığınız itibarsızlık ise kalıcıdır. Sizler bugün görünürde güçlü olabilirsiniz. Yönetiminiz de etkili isimler olabilir. Ama unutmayınız ki, mali suçların arkasından gelen devletin adalet terazisi geç işler ama işler…
Ya da, aman sende güç nasılsa bizde her hangi bir soruşturma açılırsa açılsın, nasıl olsa ilk anda aklanırız diye içinizden geçirirseniz ama hata yaparsınız. Bilmenizi isterim ki, aklanmak her şey değildir. İnsanların vicdanların da aklanmak ise imkansızdır unutmayın…
Bazı yöneticiler hep şöyle söze başlarlar. “Zaten mali kongrede ibra edildik/edileceğiz biz aklandık, aklanacağız” diyerek rahatlamaya çalışıyorlar. Ancak bunu diyenler mevzuatı bilmeyenlerdir.
“Mali genel kurulda ibra edilmiş olsalar dahi, daha sonra tespit edilecek usulsüzlükler için ilgililer hakkında idari ve adli işlemler yapılabilir.”
Yani kongrede el kaldırılarak verilen “aklanma” görüntüsü, yargı önünde hiçbir güvence teşkil etmez. Devletin hesap sorması için yalnızca zaman gerekir, ama o zaman geldiğinde, artık geri dönüş yoktur.
Unutmayın… “Bize bir şey olmaz” algısı en büyük tuzaktır.
Bazı federasyon yöneticisi, arkasındaki bir takım güce yaslanarak “bize bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket ediyor. Oysa tarih bunun tam tersini söylüyor. Dün en güçlü görünenler, bugün hukuk önünde hesap veriyor. Dosyalar açılıyor, ifadeler alınıyor, yurt dışı yasakları konuluyor. Ve evet, bazıları da cezaevinde.
Değerli yöneticiler ve spor federasyonu başkanları, sivil toplum örgütleri ve siyasetçiler sporu seviyorsanız, itibarı önemsiyorsanız, bugün değilse bile bir gün çocuklarınıza anlatacağınız temiz bir hikayeniz olsun istiyorsanız, lütfen artık kanun yolundan ayrılmayın.
Bugün devleti yöneten kadrolar kim olursa yarın bir gün olmazlar ve denetlemedikleri eksik bıraktıkları her türlü işlemleri, yeni gelen kadrolar er yada geç inceleme ve soruşturma hakkına sahiptirler.
Önceki denetim kurulları eksik olabilir, raporlar gecikmiş olabilir, bakanlık atamaları yapılmamış olabilir. Bu size zaman kazandırabilir ama hesap sorulmasını engellemez. Çünkü mali suçlarda zaman aşımı “zamanı geldiğinde” başlar. Bugün gizlenen her usulsüzlük, yarın size katlanarak döner.
Ve biliniz ki, artık dijital çağdayız. Her fatura, her transfer, her ihale izi bir yerde kayıtlı. Belki yıllar sonra bir denetim ya da soruşturma geldiğinde “bu alışveriş neden yapıldı, bu gezi neden bu firmayla düzenlendi, bu harcama neden böyle belgelendi” sorularının cevabını vermek zorunda kalırsınız.
Şunu hiç bir zaman unutmayın “Güçlü olmak ahlaki davranmakla başlar…”
Sayın yöneticiler, güçlü olmak sadece arkanızdaki isimlerle değil, vicdanınıza ve hukuka uygun davranmanızla mümkündür. Federasyonlar; kulüplerin, sporcuların ve kamuoyunun size emanetidir. O emaneti suiistimal etmeyin. Bugün kendinize “bir şey olmaz” diye düşündüğünüz her adım, yarın size “neden yaptınız” diye geri dönebilir.
Ve sözün özü: Çok ünlü bir düşünür olan George Orwell der ki: “Evrensel dolandırıcılığın hüküm sürdüğü zamanda gerçeği söylemek, devrimciliktir.”
Cemil Meriç bu sözden hareketle, uyarır: “Hakikati gören, başkaları farklı düşünüyorlar diye onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hem de alçaktır.”
Ve yine kıymetli bir yazar olan Alev Alatlı ise hatırlatır: “Bir şey yasal olabilir ama hak değildir.”
Bugün zoraki yasallığa sokulmak isteneni değil, doğru olanı seçin. Çünkü yarın sadece vicdan değil, hukuk da soracak.
Sakarya Kuzey gazetesi Başta Ankara ve meclis olmak üzere her yere ulaşan ve okunan bir yerel gazete olarak değil, ses getiren ve çok okunan yazılı basının çok değerli bir üyesidir.
Eminim ki her sivil toplum örgütünün masasının üzerinde vardır ve okunmakta aynı zamanda da dikkate alınmaktadır emin olun.
Umarım ve dilerim ki saygı değer federasyon başkanları da bu köse yazısını okurlar gerekli çıkarımı yaparlar.
Ülkenin geçtiği şu zor şartlarda bir tek kör kuruşun bile önemi çok büyüktür ve harcarken kırk bir kere düşünmeyi gerektirir.
Sağlık ve esenlikle…
KÖR KURUŞUN DEĞERİ
