Komisyona göndermezseniz

 

Karasu Belediye Meclisi’nde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü kurulması gündeme geldi. Bu maddenin kabulünden sonra kurulacak olan müdürlüğün işleyişini, görev ve yetkilerini tanımlayan bir mevzuat oylandı.

Mevzuatın oluşması genel olarak komisyona havale edilir. Bu bir gelenek olmasının ötesinde yazısız kurallardan biri kabul edilir. Ancak bu şekilde yapılmadı. Bunun yerine oylama yapıldı ve mevzuat kabul edildi.

İddia ediyorum ki bu mevzuatı belediye meclisinde oy verenlerin çok büyük bir kısmı okumadı bile. Yani neyi oyladıklarını bilmeden onayladılar.

Komisyona neden gitmediği sorulduğunda Başkan İshak Sarı, konuyu hukukçuların incelediğini ve komisyona gitmesine gerek olmadığını söyledi. Konu kapandı.

Benim bu noktada haddim olmayarak eleştirilerim olacak. Eğer hukukçular ve memurlar bu kararları alacak durumdaysa o zaman belediye meclis üyesine pek de gerek yok. Yani seçilmişlerin değil atanmışların etkin olduğu bir yönetim ortaya çıkmaya başlar.

Bu müdürlüğün kurulmasının acil ihtiyaç olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü yıllardan bu yana bekleyen müdürlük bir ay daha bekleyebilir, diye düşünüyorum.

Konu basit ama bu şekilde olunca, seçilmişler, atanmışlar tarafından yönlendirilmiş ve dahası idare edilmiş oluyor. Üstelik bu konuda yalnızca oy verenler mesul kabul ediliyor. Yani diğeri tavsiye kararı kabul ediliyor.

Ha diyeceksiniz ki “Olsun ne olacak!”

Doğrudur. Ancak o durumda süpermarketlerle ilgili kararı üç kez almak zorunda kaldığınızı hatırlatmak gerekebilir.

Komisyona giden ve iki kez alınmak zorunda kalınan kararınız var mı? Yok!

Demek ki komisyona gitmesi gerekir.

Gene de siz bilirsiniz.

 

Parkomat uygulaması

Şehir içindeki araç yoğunluğunu azaltmak için yol kenarlarının paralı yapılması uygulaması yasal mı değil mi? Pek çok tartışma var.

Yasa konusu benim ilgi alanım dışında. Rahatsız olan varsa kararı yargıya taşımak mümkün. Tahsilat yapan çocukların resmi olarak fiş ya da fatura kesip kesmediği konusu da beni ilgilendirmez (sanırım ödeme sırasında fiş kesilebiliyor bu arada.)

Dükkanların önünde bir rahatlama oldu. Ana cadde üzerine park eden araçlar azaldığı için trafik daha az tehlikeli hale geldi.

Oradan kazanılacak paradan bir şey de olmaz bu arada. Çalışan çocukların harçlığı çıkar bir de küçük bir meblağ kalır.

Ama şu ya da bu şekilde bir trafik akışı sağlanmış olur.

İki-üç lirasına kıyamayan da arabasına arka sokakta yer arasın kardeşim.

 

Ne yapayım siyasiyi

Pandemiden önce siyasiler yaz aylarında dinlenir kış aylarında çalışırdı. Yaz aylarında partilerin ilçe yönetim kurulu toplantıları bile seyreltilir, mahalle ziyaretlerine ara verilirdi. Pandemi sonrasında birden tüm siyasileri sahada gördük. Uzunca bir süreden bu yana seçmen ile karşılaşmayan siyasiler özlem içinde vatandaşa bir şeyler anlatmaya çalışırken karşında bir anda bir sürü siyasiyi gören vatandaş da “Ne oldu? Seçim mi var” demeye başladı.

karşında bir anda bir sürü siyasiyi gören vatandaş da “Ne oldu? Seçim mi var” demeye başladı.

Yaz ayları özellikle bizim bölge için seçim değil geçim ayları. Dolayısıyla bırakın siyasiyi en yakın arkadaşlarımıza çay söyleyecek zamanımız yok çoğunca.

Ancak siyasiler bir yandan siyaset yapmayı özledikleri için diğer yandan da genel merkezlerinden bu yönde teşvik gördükleri için kendilerini sahaya atmış durumda.

Yine de dediğim gibi, vatandaşın gündeminde seçimden önce geçim var. Siyasileri kırmadan dinleyen esnaf ve vatandaşlar şimdilik bu seneyi kazasız belasız çıkarmanın derdine düşmüş durumda.

 

Artık merkezi sistemden sala okunabilir mi

Karasu’da uzun bir süre önce alınan bir kararla salalar sadece cenazenin kaldırılacağı camiden okunuyor.

Daha önce de ifade ettim. Ben öldüğümde, büyük ihtimalle, Karapınar Camii’nde cenaze namazım kılınacak.

Ama benim Karapınar Camii’nden okunacak salamı duyamayacak pek çok tanıdığım var. Cenazeme katılmak isteyen tanıdıklarım var.

Mesela Manavpınarı’ndan evliyim. Bu kişiler benim cenazemi nereden öğrenecek? Facebook’tan mı? Ben öldüğümde tanıdıklarım milleti Twitter’den mi İnstagram’dan mı davet edecek namaza?

Benim cenazemden kimlerin ne şekilde haberi olacağına hangi kurul karar verdi?

İnsanların ölülerini duyurma haklarına saygı duyulmalı. Sistem de çok basit. Kocaali’de uygulanan yöntem yıllardır sorunsuz işliyor.

Sabah ve öğleden sonra birer sala okunuyor. Bu salaların ardından yaşamını yitirenler sırası ile söyleniyor. Merkezi sistem sayesinde köydekiler de merkezdekiler de salanın ne zaman okunacağını biliyor. Yaşamını yitirenlerden de herkesin aynı anda haberi oluyor.

Karasu’daki keyfi uygulamanın sona ermesi için illa bir akrabamızın ölmesi mi gerekiyor?

Sevdiklerimizin öldüğünü sosyal medyadan öğrenmek zorunda kalmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

 

Daha şimdi başlıyoruz

Karasu’da her yaz yaşanan yoğunluk geçen sene yerini kısmen sükûnete bırakmıştı. Pandemi dolayısıyla pek çok kişi ya gelememişti ya da geldiğinde dışarı çıkmamıştı. Bu şekilde sokaklar daha sakin kalmıştı.

Dolayısıyla kalabalık alışılmışın altında kalmıştı.

Bu arada geçen yıl kredi faizlerinin düşmesi ile birlikte ev satışlarında da artış meydana geldi.

Temmuz ayı başından bu yana pandemi yasakları gevşetildi. Hatta büyük oranda normalleşme sağlandı.

Bugün bile sokağa çıktığınızda pek çok kişinin Karasulu olmadığını görüyorsunuz.

Ancak asıl yoğunluk bundan sonra başlayacak.

Eskilerin dediği gibi: Çay koy Remzi. Daha şimdi başlıyoruz.

 

Aşı için açık arayanlar

Karasu’da aşı çadırı kuruldu. Sıra beklemeden dakikalar içinde aşı olabiliyorsunuz. Üstelik aşınızı kendiniz seçiyorsunuz.

Hastaneye gitmenize bile gerek yok. Üstelik hafta içi hafta sonu ayrımı da yok.

İnsan ihtiyaçları sınırsızdır. Kaynaklar ise kıt. Sınırsız insan ihtiyaçların sınırlı kaynaklarla doyurulmasına “ekonomi” denir.

Şimdi sınırsız insan ihtiyaçlarına bir örnek vereceğiz. Adam hastaneye gitmeden, sağlık ocağına uğramadan, randevu almadan aşı olacak. Bu arada elbette kendisinden bir form doldurması isteniyor. Adamın doldurduğu form sistemden sorgulanıyor. Ardından da aşı için karşıdaki alana davet ediliyor.

Neymiş efendim? O arada aşı olacak kişiler bekletiliyormuş. Yok, bazen kuyruk falan oluyormuş.

Paşam bu nasıl bir lükstür?

Şundan birkaç ay önce “aşı bulunsun” diye dua ederken bugün çarşının merkezinde, randevu almadan, istediğin aşıyı seçme özgürlüğü elde etmişsin. Kalkmış birkaç dakika sıra beklemeye tahammül edemiyorsun.

Ama sana aşı yapan sağlık personeli hafta sonu da dahil olmak üzere mesaisini harcıyor.

“El insaf” derler ya!

Tam da o noktadayız sanırım.