Kış uykusundan uyanmak

Yeni yılın başlamasıyla birlikte dünyanın birçok ülkesinde spor kamuoyu oldukça hareketli, biz hariç…
2026 yılına girildiğinden bu yana her gün beş altı ülke, yıllık faaliyet programlarını, sporun yaygınlaştırılmasına yönelik projelerini, elit sporcular ve şampiyonalar için hazırlık süreçlerini, elit antrenör eğitim modellerini, spor kulüplerine ve federasyonlara dair yapısal yeniliklerini kamuoyuyla paylaştılar. Bu ülkeler, yalnızca ne yaptıklarını değil, neden yaptıklarını ve nasıl yapacaklarını da şeffaf biçimde ortaya koymakta ve kamuoyuyla paylaşmaktadırlar.
Başta da söylediğim gibi, ne yazık ki, aynı tabloyu kendi ülkemiz için görmekte zorlanıyoruz. 2026 yılına ilişkin kapsamlı bir spor programını bir kenara bırakalım, yakın zamanda düzenlenecek Kış Olimpiyat Oyunları için dahi kamuoyuna yansıyan net bir yol haritası yok.
Bu durum yalnızca iletişim eksikliği değildir aynı zamanda planlama, şeffaflık ve kurumsal yönetim sorunudur.
Peki neler yapılabilirdi, neler yapılabilir?
Bu tabloyu değiştirmek için atılabilecek bazı temel adımlar şunlar olabilir, değerli okuyucular.
Her yılın başında, tüm branşları kapsayan, hedefleri ve öncelikleri net olarak tanımlanmış bir ulusal spor yol haritası kamuoyuyla paylaşılabilirlerdi, henüz vakit geç olmadan yine paylaşılır…
Başta, olimpiyat olmak üzere, Avrupa ve dünya şampiyonaları için hazırlık süreçleri, hedefler, sporcu havuzu, teknik ekipler ve destek mekanizmalarıyla birlikte açıkça ilan edilmelidir.
Yeni nesil, ileri Antrenör eğitimi ve kulüp yapılanması, Antrenör gelişim programları ve kulüplerin altyapı destek modelleri yıllık planlara bağlanmalı, federasyonlarla eşgüdüm içinde yürütülmelidir.
Yapılan çalışmalar yalnızca bürokratik raporlarda değil, toplumun anlayabileceği bir dille ve düzenli biçimde paylaşılmalıdır.
Türkiye’nin spor potansiyeli, insan kaynağı ve tesis altyapısı bu yarışın gerisinde kalmamalıdır. Eksiğimiz olan, bu potansiyeli yönetecek net, görünür ve sürdürülebilir bir sistemin yetersiz olmasıdır.
2026, yalnızca bir takvim yılı değildir, Aynı zamanda, Türk sporu için yeniden düşünme ve yön belirleme fırsatı olmalıdır. Sessizlik yerine açıklık, dağınıklık yerine strateji, günü kurtaran hamleler yerine uzun vadeli bir spor aklı inşa edilmelidir.
Nerde ise spora yatırım yapan bütün ülkeler 2026 yilı için program ve yol haritalarını önceden çizmişler ve yola çıkmış durumdalar. Onlar erken kalkıp yol almanın meyvelerini toplamaya başladıklarında, bizim ülkemizdeki ilgili federasyonlar, uykudan uyandıklarında bırakın yürüyüp yol almayı, koşmaya başlasalar dahi onlara yetişmeleri mümkün olmayacaktır.
Çünkü o ülkelerde ortak nokta planlama, açıklık, şeffaflık, ölçülebilirlik ve süreklilik esastır. Ve yine o ülkelerde spor politikaları açık veri, izlenebilir performans göstergeleri ve hesap verebilirlik üzerinden inşa edilirken, Türk sporunda kapalılık, veri üretimindeki yetersizlik ve gayrı resmî bürokratik bariyerler öne çıkmaktadır.
Bunların 2026 yılının başlayıcından ilk aylık dönemeçte çözülebilirlik için bir plan programı dahi yoktur ve olsa bile spor kamuoyu ile paylaşılmamıştır.
Denetleme ve sorumluluk GSGM ye aittir. Ve bu kurumumuza bağlı federasyonlardır. Çözüm üretmek ise bu federasyonların asli görevleridir
Umarız ve dileriz ki bir an önce kış uykusundan uyanırlar ve daha sonra yürüyebilecekleri mesafeyi koşarak, hatta depar atarak yol olmaya kalkmazlar.
Sağlık ve esenlikle…

Exit mobile version