Kaynarca’dan bakınca

 

Ha geldi ha gelecek derken bu sene yazın gelmesi biraz gecikti. Herhalde önümüzdeki haftadan itibaren termometreler yaz geldiğini daha net şekilde gösterecek. Rakamların hareketliliğine de şahit olacağız. İyi günler iyi haftalar…

Her insan bulunduğu, ikamet ettiği, yaşadığı yeri benimser ve sosyokültürel olarak duyduğu rahatsızlıkları kendince dert edebilir. Bu insanın doğası gereği bir husus. Bunun böyle olduğuna vereceğim misalden anlayabiliriz.

Geçtiğimiz dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşım araçlarının hangi renkte olmasının seçimini vatandaşlara bırakmıştı hatırlar mısınız bilmiyorum. Yüksek sayıda bir katılım olmuştu. Yine buna benzer fikirlerin paylaşılması, vatandaşların fikrine başvurulması önemli ve değerli olduğunu gösterir. Toplumumuzda ben yaptım oldu kavramı çok hoşça karşılanan bir kavram olmadığını görürüz genel olarak.

Geçtiğimiz hafta Gazeteci Murat Hazer, sosyal medyada bir yazı ve bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta deniz ve kum vardı, yazısı ise aynen şu şekil: Kaynarca Karaboğaz Sahili’ne yatırım yapılmadığı için tatilcilerin gitmediğini, sahil kenarında insanların duş ve tuvalet ihtiyaçlarının giderebileceği bir yerin dahi olmadığını, sahildeki kumun temizlenme işleminin yapılmadığını belirtti ve Acarlar Longozu’nun büyük bir kısmının Kaynarca ilçesine bağlı olmasına rağmen 12 milyonluk yatırımın Acarlar Longozu’nun Karasu kısmına yapıldığını dile getirdi. Hazer, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Başkan’a da hizmet çağrısında bulundu.

Evet fotoğraf bu, yazı bu… Alıp önümüze koyup düşünelim. Siz olsaydınız bu açıklamalara ne derdiniz veya açıklamaları karşılaştırıp bu fotoğraf ve yazıya analizi nasıl yapardınız. Benim direk aklıma gelen durumu aktarayım. Kaynarca sahillerinde yapılaşma yok denilecek düzeyde. Haliyle günübirlik tatilci dediğimiz kesim giderse gidiyor, gitmezse haliyle boş kalıyor ama Karasu’da durum farklı. Karasu’da daire sahibi, yazlık sahibi insan sayısı çok yüksek rakamlarda ve bu insanlar yazın amansız, fakatsız geliyorlar. Kendisi gelmese mutlaka bir yakını geliyor veya en kötü ihtimalle kiraya veriyorlar. Yani her daim kalabalık oluyor sizin anlayacağınız. Evet, arkadaşımız Karaboğaz’ın kumunun temizlenmediğine dikkat çekmiş. Bu hususta Karasu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Tahsin Öztürk gerçekten işinin hakkını sonuna kadar veriyor. Geçtiğimiz yıllar şahit olduğum bir durumdu bu yine bunun için aktarıyorum. Sabahın ilk ışıklarında traktör arkasına bağlı kum temizleme makineleri ile her bir alan taranır, temizlenir ve bu işlem yaz boyu her sabah düzenli bir şekilde yapılır. Plajda, ama öyle ama böyle oturmuş bir sistem var. Cankurtaranlar konusu dahil olmak üzere. Bu işleyen sistemin üzerine koyarak gitmemiz gerekiyor daha iyisini yakalayabilmek için. Diğer duş ve tuvalet hususlarını çokta bilmiyorum eksiğimiz var mı çok da konuya vakıf değilim ama geçmiş yıllarda vardı. Hatta mescit sıkıntısı vardı. Plaja inmediğimden şahit olamıyorum çok aslına bakarsanız bu konuya. Sıkıntı varsa bu hususta dikkate alınıp umarım giderilir, giderilmişse de zaten konu kapanmıştır bile.

Gelelim Acarlar Longozu durumuna… Karasu sınırları içerisinde Denizköy’de bulunan longoz, 2020 yılında yapılan ihale ile 450 gün de teslim edilecek. Şimdi bu ihale yatırımının Karasu’da olması biraz kırmış anlaşılan ama böyle oluyor işte. Bizde geçmiş dönemler neler neler istedik… Ya Hendek aldı ya Akyazı. Son olarak üniversite için hatırlarsınız çok da olmadı zaten Karasu’da konuşmayan hiç kimse kalmadı. Herkes bir şey söyledi ne oldu duyuyoruz işte. Filanca ilçeye gitti gidiyor… Yani biz de üzülüyoruz onu demek istedim bizi de üzüyorlar. İnsanoğlu her zaman hedeflediği yerde olamayabiliyor. Biz mücadelemizi yapacağız. Şimdi biz Hendek’e, Akyazı’ya, Karasu’dan bakınca hissettiğimiz kaygılarımız ile Kaynarca’dan Karasu’ya bakınca da ki durum benzerlik gösteriyor mu bilemedim. Kendinize iyi bakın, mutlu kalın…