Köşe Yazıları

Kaybedecek zaman var mı

Kaybedecek zaman var mı

Bazı şeylere, kişilere ya da uygulamalara kızabilirsiniz. Ancak hayati konularda atılacak adımlar konusunda zaman kaybına tahammül yoktur.

Depremin ne zaman olacağını tespit edecek bir teknoloji şimdilik yok. Bugün de olabilir on sene sonra da…

Her an olması muhtemel bir durum için tedbiri ne zaman almak lazım?

Kabul edelim ki Karasu’daki pek çok bina yıkılacak durumda. Tercihi ise bize kalmış durumda.

Binanın yıkılacağı zamana ya biz karar vereceğiz ya da deprem…

Deprem karar verirse içinde olma ihtimalimiz var. Bu durumda da hayatımı tehlike altında.

Kendi rızamızla yıkarsak da maddi kayba uğrama ihtimalimiz var. Binamızın yıkılması her şekilde zarara neden oluyor.

Ya can kaybına ya mal kaybına.

Peki devlet kentsel dönüşüm konusunda neden bu denli ısrarlı?

Çünkü devlet vatandaşının can güvenliğini korur, gerekirse kendine karşı bile… Ülkemizde ötanazi ve intihar suçtur. Kentsel dönüşüm de bir nevi devletin görevini yerine getirmesi demek. Deprem olduğunda “Nerde bu devlet” diyeceğinize deprem olmadan devleti görmenizi sağlamak için.

Mal canın yongası. Herkes kentsel dönüşümden en az zararla kurtulmak istiyor. Bu da gayet insani bir durum. Binanın yıkılması öncesinde hukuki  hakların teslim edilmesi, devlet yardım ve güvencesinin sağlanması elbette çok önemli hususlar.

Devlet, kimliğine bakmaksızın herkese koruyuculuk eder. Herkesin hakkını tastamam teslim eder. Bunu sağladıktan sonra zaman kaybına müsaade etmeden gerekli adımların atılması büyük önem arz ediyor.

Bu zorlu dönemde dirayet gösteren ve kararlı bir şekilde kentsel dönüşüm konusunda binaların cesur adımlar atan İshak Sarı’yı tebrik etmek gerekiyor.

Şimdi kızsak da sonra dua edeceğimiz bir adım atılıyor.

 

Umarım kâr etmişsinizdir

Karasu Belediyesi yeni kamyonlar almış. Geçtiğimiz aylarda Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı Malatya’ya ziyarette bulunmuştu. Burada kamyonların damperlerini incelediğini söylemişti.

Malatya’nın üç şeyi meşhurdur. Bilenler bilir. Kayısısı, belediye başkan yardımcısı bir de kamyon damperi.

Kamyon damperi orada kaliteli ve ucuz olabilir de Karasu nere, Malatya nere…

Damperler aracın üstüne mi monte ediliyor yoksa yapılıp gelip burada mı takılıyor bilmiyorum da…

Her türlü bir nakliye maliyeti olacağını görmek için alim olmaya gerek yok. Yine de Malatya’nın tercih edilmesinin mutlaka geçerli bir sebebi vardır.

 

Seçimi kim kanacak

Siz seçimden kaçsanız seçim sizi yakalıyor. Televizyonu açsanız, gazeteye baksanız hatta sokağa çıksanız seçim görmeden, konuşmadan eve dönme şansınız yok.

Birbirini dinleyen insana denk gelme ihtimaliniz de düşük üstelik.

İletişim fakültelerinde “İletişim konuşmakla başlamadı, dinlemekle başladı” derler. İletişim kazalarımızın çoğu da dinlememekten meydana geliyor.

Sokakta siyasiler gelip söyleyeceklerini söyleyip gidiyor. Bizi dinleyen yok!

Siyasetçi gelip, “Sizin derdinizi çözeceğim” diyor ama bizim derdimizi bildiğinden emin değiliz.

Başlıktaki soruya geri döner ve “Seçimi kim kazanacak” dersek… Seçimi çok konuşan değil çok dinleyen kazanacak. Vatandaş kendisini anlayana oy veriyor, kendini anlatana değil…

 

Kararsız mıyız

Vatandaş da kararsız falan değil bu arada. Kararlı. Ama kararını söylemekten imtina eden oluyor. Ki haklı. Sandıkta söyleyeceği sözü neden sokakta söylesin ki…

Anket yapan firmaların bana hiç denk gelmemesi de enteresan. Belki size denk gelmiştir. 43 yaşın girdim, Karasu’dan yaptırılan anketler hariç olmak üzere hiç anketöre denk gelemedim. Belki de gerçekten anket yapılıyordur. Neyse…

Vatandaş karar verme yetisine sahip.

Yakın geçmişteki üç seçime bakarsanız vatandaşın mitinglere pek itibar etmediğini ancak sandığa gitme sayısı olarak da sandıkta tercihte bulunma kararlılığı olarak da irade gösterdiğini fark edeceksiniz.

Önümüzdeki seçime ilişkin olarak da vatandaş kararını vermiş durumda. Kararını değiştirmesi muhtemel seçmen olabilir ancak kararsız seçmen olmadığını söyleyebilirim.

 

Çaycıların derdi

Karasu Atatürk Bulvarı’ndaki çaycıların yıllık para ödeme dönemi geldi çattı. Bulvar’a tabure ve masa atmak isteyenler 2 masa 8 tabure için yıllık bir meblağ ödemek durumunda.

Her sene bu konu gündeme geliyor. Aynı pasajda iki çay ocağı olduğunda, pasaj çıkışına iki yerine dört masa konuluyor. Bu durumda da 8 yerine 16 tabure konulması gerekiyor.

Şimdiye kadar olmadı ama bir pasajda üç çay ocağı olursa ne olacak?

Pasajın önüne 6 masa 24 tabure mi koyacaksınız?

Tüm bu işlerin bir düzene kavuşması gerekiyor.

Bulvar’a tabure atılması bir kültür olacaksa bunda bir sakınca yok. Ancak Karasu Atatürk Bulvarı çaycıların çatışma alanı da olmamalıdır.

Bir uzlaşı içinde herkesin ekmek parasını kazanması temel temennimizdir. Ama ben huzur bulmak için oturup sohbet ederken huzursuzluğun merkezinde yer almak istemem…