Köşe Yazıları

Kaş yaparken göz çıkarmak

 

Bizde para denince akla ilk gelen şey hiç şüphesiz fındık. Tabi bölgenin ekonomisi yüzde doksan oranla fındığa bağlı olduğu için bir yerde sözü geçince gözümüzü kulağımızı dört açıyor ne olmuş ne bitmiş merakla bekliyor takip ediyoruz. Tabi biz de öyle. Bölgemizde görev yapan hangi basın mensubuna sorarsanız sorun, her ne kadar asayiş haberleri daha çok takip ediliyor olsa da en önemli konu fındık derler. Hem sosyal medyada hem de yerel ve ulusal basında en çok izlediğimiz konu. Ben de son birkaç haftalık dönemde birkaç kez bununla ilgili habere yer verdim. Özelikle bu yeni fındık projesi ile ilgili SUBU’nun yapmış olduğu çalışmayı dikkatle takip ediyorum. Herhangi bir şey paylaşıldığı zaman da vakit kaybetmeden yer vermeye özen gösteriyorum. Bu hafta yer verdiğimiz konuda da en az proje kadar önemli ve dikkat çekici bir nokta var. Evet, bölgeye has elimizdeki mevcut olanlardan daha verimli randımanı ve genel anlamda kalitesi daha yüksek olan melez bir fındık çeşidi üretmek ve bunu yaygın olarak kullanabiliyor hale gelmek ekonomik açıdan çok önemli. Bölgenin iklimine uygun toprak yapısına uygun yeni bir ürün verim ve kalitenin yanı sıra gelirin de artmasına önayak olur.

Velhasıl haberin içinde dikkat çeken bir noktadan bahsetmiştim az önce, o da kesinlikle üreticinin memnuniyetsizliği. Üreticinin genelinin ürün verimi ve kalitesinden memnun olmadığı özellikle vurgulanmış. Aslında bundan birkaç yıl öncesine kadar bu konuda kimsenin sesi çıkmıyordu. Fındık değerlenmeye başlayınca ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bir konu böyle olunca yani üreticinin memnuniyetsizliği söz konusu olunca bunun devamında başka şeyleri de konuşmak lazım. Özellikle değişen iklim şartları ve bu iklime bağlı olarak yeni yeni oraya çıkan zararlılar hem verimi hem de kaliteyi büyük oranda etkiliyor ama daha büyük bir sıkıntı var çünkü son birkaç senedir üretici kaliteli ürün alsa bile kurutamadığı için elinde çürütüyor. Kaliteli ürünü üretmek kadar o ürünü teslim edene kadar iyi muhafaza edebilmek de önemli. Bundan birkaç ay önce fındık tüccarlığı yapan bir ağabeyimle bu konuda baya uzun ve detaylı bir sohbet yapmıştık. Daha önce 51, 52’nin üzerinde randımanlı fındık gelen bahçeden 44, 45’lerin altında fındık geldiğini hatta ve hatta yüzlerce ton fındığı da çürük olduğu için depoya bile sokmadan geri göndermeye başladığını söylemişti.

Yani bizim ürünün paraya dönüşene kadar sağlam kalması için müdahale edilmesi gereken yerler var. İklime göre birçok şey değişkenlik gösteriyor doğru, bizim yapmamız gereken ona göre tedbir almak. Tedbir almak ama bunu da doğal yöntemlerle yapmak. Özellikle son 15, 20 yıldır daha fazla kullanılmaya başlanan kimyasal madde ve ilaç kullanımı hem doğamızı hem de toprağımızı mahvediyor. Yeni zararların ve zararlıların ortaya çıkıp gelişmesine yer ve mekan sağlıyor. Bu konuda evet, bölgeye uygun melez bir fındığın geliştirilmesi çok önemli.  Birkaç hafta önce yine haber olarak yer verdiğimiz mobil kurutma sistemleri çok önemli ama bakım ve ilaçlamayı da doğayı bozmayacak şekilde yapmak lazım. Bizim yaptığımız ilaçlamanın tek bir açıklaması var ona da “Kaş yaparken göz çıkarmak” denir, başka izahı yok. Ağacı toprağı mahvettikten sonra yeni fındık olsa kaç yazar.

Benim Aydoğan sırtında dededen kalma biraz bahçe var. 1000 ocak kadar bir fındık bahçesi. Eskiden doğru düzgün yolu bile yoktu. Ne gitme gidebiliyorduk ne çıkma çıkabiliyorduk. Bir yağmur yağdığı zaman traktör sokabilmek için bir hafta yolun kurumasını bekliyorduk. Bahçe de haliyle bakımsızlıktan dolayı verimsizdi. 5, 6 yıl öncesine kadar da bakımdan dolayı verimsizdi. Bahçeye verdik ilacı kimyasalı verdik ilacı kimyasalı toprağı mahvettik, dengesini bozduk. O bahçede eskiden adam boyu eğrelti olurdu kayboldu. Bahçedeki yılan, fare, tosbağa, kertenkele hepsi kayboldu, bahçe canlılığını kaybetti. 5 yıl kadar önce bahçeye ot ilacı atmayı bıraktım. Gübreyi de nispeten toprağın ihtiyacı olan şekilde ama eskiye nazaran daha az atmaya başladım. Bahçe kendine gelmeye başladı. Kaybolan otlar yeniden çıkmaya başladı, kaybolan hayvanlar yeniden bahçenin içinde cirit atmaya başladı. Bu geçtiğimiz sene her taraftan pıtır pıtır ses geliyordu ve bunları yeniden görüyor olmak dengenin yeniden yavaş yavaş yerine geldiğinin bir göstergesi. Geçtiğimiz sene bahçede kocaman bir yılan gördüm hatta sosyal medya hesabımdan uzun bir videosunu da paylaştım, yaptığımız sohbetlerde de burada yazdıklarımı birçok kez söyledim. Bizim bahçeye bakmaktan yana sıkıntımız yok bizim sıkıntımız dengesiz ve zararlı bakım yapmak.

Velhasıl yeni bir şeylerin geliştirilmesi, yeni arayışlara girmek çok önemli ama üreticiler olarak bize düşen görev doğanın dengesini korumaya çalışmak. Bunu başardığımız zaman üründe verim de kalite de zaten kendiliğinden artacak. Aksi halde az önce de söylediğim gibi kaş yaparken göz çıkarırız, başımıza bela üstüne bela açarız. Sağlıkla kalın…