Öncelikle doktora gidip de “Aman bana kötü bir şey söyleme” denmez. Ne varsa onu duymak lazım. “Doktor ya bana kötü bir şey söylerse” diye doktordan da kaçılmaz. Ama doktora da programsız gidilmez. Bize mesela eğer bir ameliyat olunacaksa, onun fındık sezonuna gelmemesi sağlanır. İş döneminde hasta ile uğraşılmayacağını herkes bilir. Hasta ölümcül değilse, ameliyatı olabildiğince ertelenir. Şimdi Karasu Merkez İnönü İlkokulu’ndan karot alınmış. Yani binanı sağlamlığı için numune… Önyargılı olmak istemem ama değişen deprem yönetmeliğinden önce yapılan binaların yüzde doksanı karot incelemesinden geçemez. Olası bir depremde yıkılmayacak binalar bile karot testinin standartlarını yakalamıyor. Bunun için ben bu okuldan alınan örneğin, olumsuz neticeleneceğini düşünenlerdenim. Diyelim ki inceleme sonucu yarın geldi. Kimse çocuğunu sakat olduğu devlet tarafından da kabul edilen bir binaya göndermez (belki şu anda da sakat ama devletin bunu ilan etmesi farklı bir durum).
Devamına gelelim…
Bina zaten kanun gereği derhal tahliye edilecek. Burada bir ya da birkaç aile yaşamıyor. Okulun mevcudu 800’ün üstünde. Bu konuda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bir planı var mı? Bence yok. Ne olacak 800 öğrenci. Yakındaki okullara mı dağıtılacak? Peki dağıtıldı diyelim. İncilli Mahallesi’nde zaten ortaokul yok. Bir de ilkokul yıkılsın. Geriye ne kaldı? Yıkılan okulun yerine yeni bir okul yapılması, ülkemizin ekonomik tedbirler döneminde olduğunu yok saysak bile 2-3 yılı buluyor. Zaten yeri tartışmalı, alternatifi bulunmayan bir okulu apar topar yıkmak zorunda kalırsak… ve plansız gerçekleşen bu eylemin ardından aynı yere, sadece daha güvenli bir okul yapılırsa… Karasu bundan kar mı eder zarar mı eder? Tüm bunlar hesap edilerek, yaz başında böyle bir adım atılsa daha sağlıklı olurdu kanaatindeyim.
Not: “Senin çocuğun o binada okusa daha duyarlı yazı yazardın” diyen arkadaşlara da samimi bir şekilde söyleyeyim… Benim çocuğum o binada okuyor.
CHP’de ön seçim
Cumhuriyet Halk Partisi ön seçim kararı alındı. 23 Mart’ta ön seçim yapılacak. CHP’nin içinde pek çok farklı düşünce mevcut. Atatürkçüler ile Kemalistler bile ayrı görüşte. Öyle düşünün…
Kimi ana dilde eğitimi savunurken kimi ulusalcı düşünüyor. Tüm bu durum içinde öne çıkan 2+1 cumhurbaşkanı adayı var. Birincisi Ekrem İmamoğlu. İkincisi Mansur Yavaş. Artı bir olarak da Özgür Özel. Peki Karasu ve Kocaali teşkilatları bu üç isim arasında tercihte bulunursa kimi seçer? Melen Barajı dolayısıyla Kocaali ile bağları olan Ekrem İmamoğlu’nu mu yoksa sağ kesimden de oy alması umudu ile Mansur Yavaş’ı mı? Daha önemlisi seçimlerin süresinde 3 yılı aşkın bir süre varken bu aday tartışması neden var? Biliyorsunuz milletvekilleri iki yıl görev yaptıktan sonra kıyak emeklilik diye bilinen hakkı elde ediyor. Ondan önce alınan erken seçim kararları, önümüzdeki dönem seçilemeyen vekillerin hak kaybına neden oluyor. Yerel seçimlerde hatrı sayılır bir başarı elde eden CHP, milletvekillerinin iki yıllık göre sürelerinin sona ermesinin ardından bir erken seçim talebinde bulunacak.
İki yıl vekillik yapanlar da gönül rahatlığı ile erken seçime “Evet” diyebilir. Ancak iktidar kanadı, iki yıllık süre dolmadan bir erken seçim önergesi ile Meclis’i toplarsa… Vekiller oy vermekte tereddüt edebilir. O durumda da tüm hesaplar karışabilir.
Yani özetle vatandaşın derdi geçim, siyasinin derdi seçim.
Temel’in işi
Son nefesini vermek üzere olan Temel’e hoca gelip, “Ölmeden önce şeytanı lanetle” demiş. Temel duymazdan gelmiş. Hoca yeniden aynı telkini verip, “Ölmeden önce şeytanı lanetle” demiş. Temel yine duymayınca bu kez dürterek, “Ölmeden önce şeytanı lanetle” diyince Temel gözünü yarı aralayıp, “Hocam” demiş “Nereye gideceğimiz belli olmadan kimse hakkında ileri geri konuşmak istemiyorum. Şimdi Karasu Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimleri için ısınma turları yapılıyor. Pek çok aday, hayatında ilk defa seçime girecek. Bir de süreç uzun. Kimin kiminle bir araya geleceği konusunda bir netlik yok. Haliyle adaylar ısınma turlarında birbiri aleyhinde konuşamıyor. Tam Temel’in işi gibi. Nereye gideceği belli olmadan kimse hakkında ileri geri konuşmama konusu.
Bir de seçime girmeyip sadece seçmen olarak kalacak esnaf var. Ki şu an için sayılabilen 8 aday olduğunu ve bu adayların da ortalama 20 kişilik liste yapacağını öngörürsek… Geçen seçimde oy kullanan esnaf sayısının 1200 civarında olduğu bilgisinden de yola çıkarsak… Her on esnaftan biri aday listesinde yer almış oluyor. Aday listesinde yer almayacak esnaf sayısı da bir hayli kıymetli oluyor. Bu esnaf arasında da bir kararsızlık ve belirsizlik var. Gelen her adayı hoşlayıp gönderiyor. Tavrını ortaya koymak için de erken. O durum da “Garanti olsun diye tüm dinlere inanan Temel” gibi. Özetle kış aylarında işleri düşük olan esnaf, bir yıl sonra yapılacak seçimleri konuşmakla zaman geçiriyor. Bu şekilde ölü sezonu da birbirini ziyaret ederek canlandırıyor.
HECATİ: Çamdağı’ndan fotoğraf atmayan kalmadıysa kar sezonunu kapatıyoruz…
Karot alınmalı mıydı alınmamalı mıydı
