Karasuspor ve dost görünen düşmanlar

 

Değerli okuyucular… Haftalık köşeme yazımın konusuna geçmeden önce bir kaç hatırlatma da bulunacağım.

Türk futbolunun her ilimiz de bulunan bir marka değeri vardır. Örneğin İstanbul’da Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve daha birçok semtin takımı onlara göre marka değeridir. İller ve ilçeler bazında da öyledir. Eskişehirspor gibi, Erzurumspor, Diyarbakır, Bursa, Sivas, Antalyaspor gibi… İzmir’de ise Altay, Göztepe, Karşıyaka gibi…

Şimdi dönelim konumuza. 15 yıldır her kademesinde onurlu bir şekil de iyi günde kötü günde teknik adamlık ve antrenörlük yaptığım kulübüm Karasuspor’da, Sakarya ilinde 1955 yılında kurulmuş Türk futboluna yıldızlar kazandırmış bir marka değeridir.

Tabi ki her kulübün olduğu gibi Karasuspor kulübünün emektar, cefakar ve vefakar taraftarı vardır. Gece – gündüz, uzak – yakın demeden her yere koştururlar ve takımlarını desteklerler. Bir kaç kendini bilmezler hariç.

Onlar taraftar falan değiller. Onların bir kör kuruş ya da tribünde kulübümüze kazandırdıkları hiç bir şey yoktur. Ayrıca bu tip grupların takımlarına kazandırdıkları bir tek puan da yoktur ama kaybettirdikleri puan ve puanlar çoktur.

Nihayet başladı dediğimiz ve statüye uygulamaları kuşa çevirdikleri BAL, kendi sahamız da oynadığımız henüz ilk maçın da elde olmayan değil elde olan ve önlenmesi mümkün olan nedenlerle kaybettik. Hendekspor müsabakasın da kaybettiğimiz altın değerindeki üç puan işin tuzu biberi olmuştur.

Başkanından, hocasına, futbolcusuna kadar çok iyi organize olmuş, hazırlanılmış bir müsabaka iki kez öne geçmemize rağmen, bu küçük grupların daha dakika biri gösterirken hakeme, ikinci dakikada rakip oyunculara özellikle rakip kaleciye, yüz beş dakika boyunca galiz küfürler etmeleri, hakemin takdir hakkının tümünün rakip lehine kullanmasına sebep olmuş ve ikinci yarı Karasuspor takımını alttan alttan oymuştur. Küfürlerin etkisi altın da kalan hakem çok kötü bir maç yöneterek aleyhimize çalışmış ve hak ettiğimiz 3 puanımızı resmen ve alenen çalmış Hendekspor’a hediye etmiştir.

Özellikle 9 dakikalık uzatma gösterip uzatmanın da uzatmasını oynatarak, rakibimizin iki golünü de uzatmalar da atmalarını sağlamıştır.

Takımın Teknik Sorumlusu Serdar Ergelen kardeşimizin hakkını teslim etmeden geçmeyeceğim. Rakibin gücünü, kalitesini ve oyun planını çok iyi analiz etmiş, akıllı, kontrollü ve kontra bir oyun planı kurgulayarak, genç kadromuzla sahanın her yerinde rakibe pres yapıp ve rakibin çok pahalı ve kaliteli oyuncularının oyununu bozarak istediğini sahaya yansıtmıştır. Biz o beş trilyonluk takımı mütevazi kadromuzla anca bu şekil de yenerdik, ki bana göre yendik de…

Ama o bir kaç grup seyirciyi ve küfürleri ile çıldırttıkları hakemi yenemedik. Bu kişiler sayesin de yenemedik de ve aldığımız maçı verdirdiler maalesef.

Beyler! Yazıktır günahtır. Bu takıma geçmişte her türlü katkıyı yapmış, gelmiş geçmiş başkanlarının ve hali hazır da takıma büyük bir istekle maddi manevi sahip çıkmış olan mevcut Başkan Yüksel Mazlum başkan olmak üzere,10 – 15 kişilik genç hevesli yöneticilerinin maddi manevi emeklerine, mesailerine yazık günah değil mi?

Yıllarca hem oyuncu hem yönetici olarak takıma hizmet etmiş ve halen ediyor olan Cihat Ekşi kardeşimizin gecelerini nasıl uykusuz geçirdiğini ben bilirim…

Hiç mi vicdanınız yok bu nasıl bir anlayıştır? Sizler bu takımın düşmanı mısınız dostu musunuz? Dostu iseniz bu nasıl dostluk? Düşmanı iseniz ki bana göre öyle, bu nasıl vicdansızlık yahu.

Bu tahrikler sonucu ve hakemin hatalı ve aleyhimize çaldığı düdükler neticesin de, özellikle 105’inci dakikada rakibin attığı 3. gol top fileye değer değmez yere düşmeden hakemin maçı bitirmesi ne kadar kinlendiğinin bariz göstergesidir.

Ve Hendeksporlu oyuncuların o golden sonra tahrik ederek güya sevinç gösterileri, tribünlere doğru koşmaları ve el-kol işaretleri yapmaları neticesin de bir kaç kendini bilmez kişilerin sahaya atlayıp, nahoş olaylara sebebiyet vermeleri kulübümüze maddi – manevi çok pahalıya patlayacak.

Ve belli oldu da zaten. Beş oyuncumuz disiplin kuruluna sevk edilmiş! Rakip oyunculardan bir kişi! Adaletsizliğe bakar mısınız? Olayların başlamasına sebep olan Hendekli oyuncalardan bir, bizden beş oyuncu ceza kuruluna sevk edilmiştir. Şunu objektif olarak yazıyorum tabi geçmişteki tecrübelerime de dayanarak. Kuzeyin çocuklarını saha da bir türlü yenemiyorlar, anca işte böyle masa başın da yenebiliyorlar. Tecrübelerle sabittir bu durum.

Hakemin tuttuğu rapordan da anlaşılacağı üzere kini ve nefreti sadece 3 puanı kaybetmemize sebep olmadı, 5 oyuncumuzu da kaybetmemize de sebep oldu.

İnşallah daha büyük cezalar gelmez maddi olarak. İlçemizdeki bu kulübe maddi manevi hizmet etmiş değerli kanaat önderleri (Hasan Ekşi, Yılmaz Ekşi, Mustafa Püskül, Hasan Özkan, Mehmet Akbaş) ve Fenerbahçe’de yıllarca futbol oynamış ve geçtiğimiz yıl altyapı sorumlusu olan Mahmut Hanefi kardeşimiz de olmak üzere, Aziziyespor’un ve diğer kulüplerimizin eski ve yeni başkanları ile birlikte, ayrıca taraftarın çok sevdiği ve değer verdiği genç dostum Onur Arslan olmak üzere, çok acilen bir araya gelip bu tür nahoş olaylara sebebiyet verenlerin önünü kesecek çözümler üretmelilerdir. Yoksa bu işler emniyet güçleri ile önlenecek şeyler değildir. Yoksa bu gidişat Karasuspor camiasına çok daha fazla zarar verecektir Allah korusun.

Maçlar kazanılır ya da kaybedilir, dünyanın sonu da değildir ama kulüplerin marka değerine bu tip kendini bilmezlerin verdikleri zararın telafisi çok güç yok edilir. Ve bu tür centilmenlik ve fair-playy dışı davranışlara izin verilmemelidir. Karasu’ya ve Karasuspor camiasına da yakışan budur. Kaybedilen sadece 3 puandır daha çok oynanacak ve kazanılacak puan ve puanlar vardır. Geçmişte bu başarılar elde edilmiştir yine edilebilir ama kaybettirilen itibar tekrar zor kazanılır…

Bu grupları aklıselime ve sağduyuya davet ediyorum. Taraftarlık takımına katma değer katmaktır, kaybettirmek değil. Selam ve dua ile…