Karasu futbol altyapısının yüz akları

Her ilde, ilçede, beldede yahut köyde her alanda akıl danışacak, insanların sıkıştıklarında başvurabilecekleri kişiler vardır, bilgi birikimine ve tecrübeye sahip olan…
Bu insanlar hiç bir beklenti ve menfaat içinde olmadan çevresine konu-komşusuna yardım ederler, ararlar hal hatır sorarlar. Sorunları ellerinden geldiği kadar çözmeye çalışırlar.
Bu insanlar hizmet etmek ve üretmek, özellikle gençlere, çocuklara önayak olmak, onları yetiştirmek ve bu sporcuları ilk önce kendi çevresine daha sonra iline ve sonrasında Türk sporuna kazandırmak anlayışına sahipler. Sayıları giderek azalan, nerede ise yok olmaya yüz tutmuş bu insanlar bu sporcu yetiştirme işini, kendilerine toplum adına vazife ve bir sorumluluk olarak telakki ederler.
Ve yine bu insanlar çok az bulunurlar amma öz bulunurlar. Ve bu insanlar hep toplumdan saygı görürler ve adları hep anılır, gören tanıyan bilen herkes önlerinde düğmesini ilik. Bu durum onları çok sevdiklerinden değil, yaptığı işe saygı duyduklarındandır. Başka da bir beklentileri yoktur bu futbolun emekçilerinin.
Bahsedeceğim insanlardan her kulüpte ve geçmişinde vardır. Benim 15 yıldır Karasu ilçesinde yerleşik olarak ikamet ettiğim için bu insanları yakından tanıma şansım oldu. Spor ve futbol kamuoyunda tanıdığım, parmakla gösterilecek, deyim yerinde ise “futbolun hamalı” diye nitelendirilir bu insanlar. Ben bunları futbolun mutfağında bulunan emekçiler diye niteliyorum ve zaten öyleler.
Peki, hocam kim bunlar diye soracak olursanız az sabredin konuya gireceğim.
Bunlardan bir tanesi Aziziyespor’da her alanda görev yapmış, yapıyor olan Şaban Altaylı. Bir kaç yıl önce ben kendisi hakkında uzun bir makale yazmıştım zaten.
Bir diğeri genç bir arkadaşımız Recep Kurt. Karasu’da emeği geçmemiş, yardımı dokunmamış bir sporcu yok gibidir. Karasu’nun dışa açılan sportif yüzü anlamında bir kaç kişiden biridir. Gençleri spora kazandırmak için çabalar durur. Yerel bazda ilçedeki futbol turnuvalarını tertip etmek ve amatör, profesyonel kulüplere futbolcu kazandırmak için didinir durur. Ulusal bazda ise ilçemizde Yusuf Parlak ile birlikte plaj futbolunun organizatörlüğünü yaparak ilçemize turizm anlamın da çok büyük getirileri vardır. Peki, hak ettiği değeri görürler mi, bu emekçi kardeşlerimiz? Zerre kadar bile olsa sanmıyorum!
Ve bir başka değeri ve kıymeti bilinmeyen, tabi ki hizmetleri ile ön plana çıkan, son 5 yıldır Karasu’da futbol kulüplerine ve Sakarya futboluna dolayısı ile Türk futboluna adını yazdırmış, hem ilçemizde hem ilimizde ve Türkiye genelinde adını başarılarıyla gündem de tutan isim ise Samet Soytürk’tür. Kendisini Karasu’ya yerleştiğim yıllardan beri tanıyorum. Karasuspor A takımını ve daha sonrasında ise altyapısını çalıştırdığım dönemlerde birlikte görev yaptık. Benim genel kaptanlığını yaptığı dönemlerde birçok başarıya imza attık birlikte.
Daha sonraları Kuzuluk Ersoyspor’da hem yöneticilik hem başkanlık yaptığı yıllarda yine şampiyonluklara imza atmış ve o dönemde de birçok sporcuyu Türk futboluna kazandırmıştır.
Fakat her zaman belirtiğim gibi sporda ve siyasette vefa yoktur. Ve geçmişteki başarıların hiç bir önemi de yoktur. Varsa yoksa günü birlik başarılardır. Ama bu insanların değerini çok az sayıda da olsalar bilenler bilir. Yani demem o ki bu insanlar futbolu ve sporu seven insanlar tarafından unutulmazlar ve her zaman hak ettikleri saygıyı görürler bulundukları ortamlarda.
Yukarıda bahsettiğim bu değerli şahsiyetlerle futbolun dışında hiç bir alanda herhangi bir maddi bağım yoktur. Ne benim nede bir başkasının tarafından reklama ihtiyaçları da yoktur. Ben spor emekçisi olduğum için “yiğidin hakkını yiğide teslim etmek” gerekliliğini hissettiğimden bu konuya değindim. Bizim insanlarımız hemen işin içinde bir çapanoğlu ararlar ve mutlaka bir kulp takarlar. O yüzden peşinen belirttim bu maddi bağım olmadığı konusunu.
Bu insanlar işlerini çok seviyorlar ve hiç kimse ile de bir problemleri yoktur. Amma sayıları çok az da olsa bazı şahısların onlarla sorunları vardır ve emin olun bu sorunların kaynağı kendileridir.
İşlerine odaklanan bu insanlar sağla solla, sıcakla soğukla, tatlıyla tuzluyla uğraşmazlar ve sadece yaptıkları işe ve işin kalitesine odaklanarak yollarında emin adımlarla yürürler. Yani değerli okuyucular diyeceğim o ki sadece işlerine bakarlar…
Sayın Soytürk, dışardan bakıldığın da bu işlerden maddi anlam da para kazanıyor diye görünse de, ben çok yakından izlediğim için biliyorum, üste cebinden para bile harcıyor. Amma velakin gelin bunu anlatın anlatabilirseniz. Zaten onun böyle düşünenlere açıklama yapma, izah etme, hatta hesap verme gibi bir sıkıntısı da yok. O sporcularına ve onların başarısına odaklamış kendisini. Bu yazdıklarım benim düşüncem elbette. O insanın benim bunları yazmama da ihtiyacı yok, umarım bu detayları yazdığım için bana gönül koymaz.
Soytürk, 10-11 yaş guruplarında ulusal çapta çok büyük organizasyonlarda katılım anlamında imzası olan bir şahsiyet. Yani ülkede Süper Lig kulüpleri her yaptıkları ve yapacakları organizasyon da Soytürk’ü ve takımı Karasu Akademi’yi mutlaka davet ediyorlar. Ve takımımız da bu organizasyonlar da yerelde ilçemizi ve Sakarya’mızı yüzünün akı ile temsil ediyorlar, etmeye de devam edecekler inşallah.
Yani demem o ki değerli okuyucular. Bu insanlar zaten zor bulunuyorlar. İlçemiz için bu insanlar bir şans. Geçen hafta Karasu Belediyesi’nin altyapıya verdiği destekten ve Salim beyden bahsetmiştim. Bu insanlar altyapı ve spor, sporcu sevdalısı insanlar. Onlara sahip çıkalım köstek yerine destek olalım, olalım ki onlarda Karasu’muzun yüz akları olmaya devam etsinler.
Son bir kaç cümle… Değerli okuyucular bu yazdıklarımı tek kelimesi abartı değildir emin olun. Yazdıklarımın fazlası yoktur ama eksiği çoktur. Yüce Tanrı kalbimi biliyor.
Allah sayılarını artırsın diyecektim fakat vazgeçtim. Kalanlara çalışma azmi ve sağlıklı yıllar diliyorum yürüdükleri yolda.
Sağlıcakla kalın, selam ve dua ile…






