İslam Dünyası üzerine

Özelde ülkemizin genelde ise İslam toplumunun dünyadaki ekonomik, sanayi, askeri ve siyasi ağırlık bakımından durumu nedir? Mevcut durumumuz bizi tatmin ediyor mu? Uluslararası ikili ilişkilerde tam bir mütekabiliyet ilkesi geçerli mi? Göğsümüzü kabartıp işte bu biziz, bu bizim ülkemiz diyebiliyor muyuz?

İngiliz devlet adamı ve siyaset filozofu A. Tonbe “Bir toplum ekonomide ne ise sporda, siyasette, kültürde ve askeri güçte de odur” diyerek toplumsal dinamiklerin birbirine paralel olarak geliştiğini belirtmiştir. Yeni biten Atina olimpiyatlarında madalya sıralamasına göre ülkelere baktığımızda üst sıralardaki ülkelerin her açıdan dünya üzerinde egemen ve kader tayin edici olduklarını görmekteyiz. Bu durum A. Tonbe’nin ne kadar tutarlı söz söylediğini göstermektedir.

Geri kalmışlığın sebepleri neler olabilir? Bugün dünya coğrafyasında belli bölgelerdeki toplumlar gelişmiş müreffeh bir hayat yaşarken diğer coğrafyalarda yaşayanlar zelil, acınası durumdadır. Acaba toplumların zekâ seviyeleri arasında bir fark mı var? Bazı toplumlar diğerlerinden daha ayrıcalıklı mı yaratıldı? Toplumda insanları çalışmaya veya atalete sevk eden güç nedir? Psikoloji bilimi bize toplumların zekâ seviyeleri arasında bir fark olmadığını, her toplumun nüfus yüzdesine göre geri zekalısının ve dahisinin değiştiğini sosyoloji ve siyaset bilimi ise önemli olanın toplumsal organizasyon olduğunu söylemektedir.

Dünya üzerinde diğer toplumların ve yabancıların önerileri ve yönlendirmesi ile varlık bulan güç toplayan bir toplum var mıdır? Her bakımdan, diğer toplumların deneme tatbikat ve güç gösterme sahası İslam coğrafyasıdır. Yaptıkları her işe karışılan hizaya getirilmek istenen hatta bu uğurda üzerlerinde fiziksel güç dahil her şeyin denendiği coğrafya bizim coğrafyamızdır.

Osmanlının son dönemlerindeki ıslahat hareketleri ve Tanzimat fermanına baktığımızda yabancı güçlerin etkisinin ve yönlendirmesinin çok baskın olduğunu görürüz. Günümüzde ise değişen hiçbir şey yoktur. Kopenhag kriterleri, AB uyum yasalarıyla bir nevi hizaya getirilmekteyiz. Ancak hizaya getirilmek içinde can atar bir vaziyetimiz var. Ülkemizdeki hiçbir güç de bu düzenlemelerle ilgili “ihtiyacımız varsa kendimiz çıkarırız, dış güçlerin talimatları ile düzenleme yapmayız” dememektedir. Bu durumu fırsat bilen AB parlamentosunun şımarık üyeleri rahatça bizi denetleyebilmekte, talimatlar yağdırmakta, olmazsa olmaz şartlar ileri sürmekte toplumumuzun en mahrem konularına kadar karışmaktadırlar. IMF’den de uzman adı altında genç, tıfıl oğlanlar gelmekte bizim halka karşı burnundan kıl aldırmayan anlı şanlı, kabadayı devlet erkanı büyüklerimizi hizaya dizip talimatlar vermektedirler.

İslam ülkelerinde yaşayan bizleri atalete sevk eden hımbıllık içerisinde bırakan güç nedir? Bu kompozisyonda kitle iletişim araçlarının rolü var mıdır? Ya da bizim için söylenen “Doğu milletleri koyun gibidir, sürünün başını elde edersen sürü arkasından gideceği için istediğin gibi idare edersin” sözü doğru mudur? Yanı başımızdaki Irak’ta nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar var diye ödümüz koparıldı. Toplum olarak bizler duygusal açıdan azgın, hukuk tanımaz, egemen gücün yanında yer aldık hatta 1990 körfez krizinde, devletimizi idare edenler işgalci gücün yanında yer alırken şu andaki iktidar olan siyasi oluşum şiddetle işgalci karşı çıkıp Irak halkının yanında yer alıyordu ne değişti de o zamanın muhalefeti bugün iktidar oldu ve işgalci gücün yanında ve Irak halkının karşısında yer almaya başladı. Bugün Irak’ın işgalinden sonra Irak’ta hiçbir kimyasal, biyolojik ve nükleer silah bulunamadığı gibi Irak’a özgürlük getirmeye gelen güç kentleri yaktı yıktı, Iraklı kadının ve erkeğin ırzına geçmeye Irak’lının malını mülkünü hatta mezarlarını dahi talana başladı. Irak’ta olmayan kitle imha silahlarına karşı teyakkuza geçtik ancak yanı başımızda insanlık adına her türlü iğrençliği yapan her türlü kitle imha silahına sahip olan kendisinden başka insanları insan yerine koymayan İsrail’e karşı tepkisiz hale geldik.

Atatürk’ün aşağıdaki sözünü ülkemizin şu anda içinde bulunduğu durum açısından değerlendirelim.

“HANGİ İSTİKLAL VARDIR Kİ, YABANCILARIN NASİHATLARIYLA, PLANLARIYLA YÜKSELEBİLSİN”

Exit mobile version