Işık sönüyor bilim ölüyor

 

Yaz tatillerinde ailemizin Kuran Kursu’na göndererek öğretmeye çalıştığı dinimiz, bugünkü, Emevi anlayışındaki (zalim) Muaviyeler sebebiyle, kurulmak istenen din eksenli devlet nizamına erişmek amacıyla, Andımız yasaklanarak (!), Atatürk unutturularak (!), sokuşturulan din dersleri sebebiyle (çoğu) ailelerin çocuklarını özel okullara yönlendirdiği bu günlerden saf, tertemiz, beyaz yaka siyah önlüklerimizle, hiç kimsenin, baskı altında tutulmadığı, ilkokul yıllarından sonraki ortaokullu zamanlarımız, uygarlığa uzanabilme hayalleri ve umutlarıyla geçti hep…

***

Öğretmenlerimiz, okullarımız, çağdaşlaşmayı ıskalayan, bulunduktan 200 yıl sonra ülkeye soktukları matbaayı da, 1730’dan 1830’a kadar geçen yüz yılda, ancak 180 kitap basabilen, Osmanlı’dan kalan kötü mirası, silmek için uğraşıyordu…

***

Kendimi anlamaya, bulmaya başladığım “Lise çağlarında” ise biraz daha gelişmiş ve artık özgüveni gelmiş bir kişilikle, İskenderun gibi çağdaş bir kentin katkılarıyla da, ayakları üzerine basan bir genç olarak, aydınlık yarınlara doğru koşuyordum adeta…

***

Kimya Mühendisliğinde okuduğum 1972’li yıllarda, artık özgüvenim tavan yapmış, sağcı-solcu ayrışmalarının da, tam göbeğine düşmüştüm…

***

Bir miktar, ipin ucu kaçsa da, katıldığım toplantılar, yürüyüşler, protestolar ile kişiliğimiz gelişiyor, güçlük ve zorluklarla öğrendiklerimizin gerçek yaşamda, bizlere sağladığı katkıları yaşarken, daha iyi görüyor ve iyi ki böyle yaşamışız diyordum son günlerde, ülkemin gözbebeği en zeki ve akıllı gençlerinin temsil edildiği Boğaziçi Üniversitesi‘nde, gençliğinin gösterdikleri protestoları TV’lerde gördükten sonra…

***

Özerk ve hür düşünce yuvası olması gereken üniversiteler, AKEPEdeki, milletvekilliği yapmış, ya da aday olmuş veya bu milletvekillerinin birinci derece akrabalarının, rektör olarak atandığı, sorgulayan, itiraz eden gençlik yerine, biat eden, kabul eden, munis bir gençlik yaratarak, iktidar koltuklarını her türlü hırsızlığa, yolsuzluğa ve yanlışlıklara rağmen korumayı amaçlayan AKEPE zihniyeti eliyle  bu kadar mı siyasallaşır bu kadar mı dejenere olur diye düşünürken, o taptaze genç üretken zihinlere, emniyet güçlerinin gösterdiği orantısız güç, o günleri özgürce yaşayan bir kişi olarak, yüreğimi yakıyordu…

***

Hele de, otomatik tüfeklerle, öğrencilerin evlerine yapılan sabah baskınlarını ve bu görüntülerini medyaya servis yapan devletin, vatandaşına salmak istediği “Bakın bu işlere tevessül edenleri böyle ezeriz” korkusuyla, sindirmek istemesi ne kadar haksız ve kanunsuz bir hareket…

***

Ne istiyordu bu gençler? 

“Tepeden inmeci Rektör ataması bizlerin bilimsel özgürlük anlayışımıza ters…”

“Biz yine içimizden seçimle gelen en fazla oyu alan kişiyi rektör olarak istiyoruz…

Tıpkı ilk ve ortaokul sıralarında seçilen sınıf başkanının o sınıf oylarıyla seçilmesi gibi…”

“Demokrasiyi, özgürlük ve adaleti bu sıralarda yaşayarak öğrenmek istiyoruz…”

“Lisansüstü tezlerini erişime kapatarak intihal (Kopyacılık) iddiaları ile geçmişi şaibeli bir kişiliğin yüzyıllara temel atmış bir eğitim kurumunun geleneklerini yok etmeye müsaade etmeyeceğiz…”

Yine gençler diyor ki;

“Lisansüstü tezlerini erişime kapatan intihal (Kopyacılık) iddialarını inandırıcı bir şekilde cevaplandıramayan silik ve biatçi Rektör değil, geçmişte, en fazla oyu alan Kadri Hocayı, sırf kendileri gibi düşünmedikleri için, saf dışı bırakıp ikinci sıradaki Ayşe Sosyal Hoca’yı Rektör olarak atamak istediklerini, Yök Başkanı ve Cumhurbaşkanının baskılarına rağmen “Ben Böyle Bir Şekilde Göreve Getirilmeyi Onursuzluk Sayarım” diyerek görevi kabul etmeyen şahsiyetli, kişilikli, değerli Rektörler istiyoruz diyorlar ve itiraz ediyorlar…

Burası Şırnak Üniversitesi, Muğla Üniversitesi değil…

Burası 2 milyon içerisinde ilk beş yüze, ilk bine giren üstün zekalı, imkanlar verildiğinde, Nobel Kimya ödüllü Mardin Savurlu Aziz Sancar, dünya insanlarına buldukları aşıyla umut olan İskenderunlu Uğur Şahin, (hemşehrim) Rize Fındıklılı Özlem Türeci gibi  dünyaya yön verebilecek insanları yetiştiren Boğaziçi Üniversitesi…

Burada, adalet olmadan bilimsel özgürlük olmadan Türkiye’de ışık söner. Bilim ölür…

(Gönlümüz, desteğimiz sizinle akıllı ve zeki gençlerimiz…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.