Işığı yakaladık

 

Girizgahta lafı böyle sağa sola uzatıp, koca bir paragraf boyunca dolandırdıktan sonra konuya girmeyi çok seviyorum ama bu kez direk, öyle ulu orta bodoslama dalmak istiyorum. Çünkü bu yazının devamı için hem sabırsızım hem de aşırı derecede heyecanlıyım. Konu şu geçtiğimiz Pazar günü Merkez Plaj’da düzenlenen motokros etkinliği. Daha önce haberini yapmıştık. Üzerinde birkaç aydır çalışılan ve aslında 4 Temmuz tarihine denk gelen Pazar günü gerçekleştirilmesi planlanan bir organizasyondu. Ancak o hafta sonunu sel felaketi ile mücadele etmekle geçirdiğimiz için ve hava şartlarından dolayı ertelenmişti. Ve nihayeti geçtiğimiz Pazar günü oldu. Haberine diğer Kocaali sayfasında geniş olarak yer verdiğim için öyle teknik detayına girmeyeceğim. Zaten paylaştığımız görseller konunun nasıl olduğunu mümkün mertebe anlatılıyor. Her şeyden önce Kocaali’de yaşayan ve ilçesine sevdalı bir vatandaş ve bir yerel basın mensubu olarak izlenim ve fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle sağlık sorunu veya cenaze hariç hangi nedenden ötürü olursa olsun, sahile inip organizasyonu yerinde izlemeyenlere kötü bir haberim var. Çünkü çok şey kaybettiniz. Gerçekten. Göz kararı yaptığımız yaklaşık tahmine göre, dönüşümlü olarak toplamda iki bin kadar vatandaşın izlediği, başından sonuna kadar heyecan dolu zevkli ve ritmi yüksek bir organizasyon oldu. Projenin koordinasyonunu yürüten Meclis Üyesi Emre Yılmaz’ın nezdinde belediyemize ve emeği geçen herkese, Kocaali’ye böyle güzel ve heyecan dolu bir sosyal aktivite kazandırdıkları için canı gönülden teşekkür ediyorum. İnsanların ilgisini çekmek, onlara farklı ve nitelikli alternatifler sunarak takdirlerini kazanmak böyle bir şey. Pazar günü de öyle oldu. Ortaya çıkan görüntü herkes tarafından beğenildi ve takdir edildi. Eminim ki daha şimdiden etkinliğin ne zaman tekrar edileceğini soranlar olmuştur. Zira etkinlik alanındaki vatandaşlardan birçoğunun daha yarışlar bitmeden konuşmaya başladığına ben şahsen şahit oldum.

Tabi organizasyonun ilk kez düzenleniyor olması bazı yerlerde avantaj bazı yerlerde de dezavantaj oluşturuyor. Şükür olsun ki bizim Pazar günkü programda ‘Dezavantaj’ diyebileceğimiz veya ‘Keşke olmasaydı’ diyebileceğimiz nitelikte bir sorun veya aksilik olmadı. Dolayısı ile avantaj olan kısmı ile ilgilenmemiz lazım. Zira Pazar günü bize eksiklerimizi görme ve ileriki programları içerik olarak doldurmak konusunda büyük bir fırsat verdi. Bazıları ile ayaküstü konuşma fırsatı bulduk. Gördüğüm kadarıyla o eksikliklerin büyük bölümü tespit edildi. Ancak ben yine de kendi izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. İlk olarak organizasyonun düzenlendiği zaman diliminin biraz daha iyi seçilmesi gerektiği kanaatindeyim. Zira Pazar günkü etkinlik saat 11’de başlayıp hemen hemen akşam 5’e kadar sürdü ki bu da günün en sıcak saatlerine denk geliyor. Dolayısı ile bir sonraki programın biraz daha akşam saatlerine doğru kaydırılması hatta parkura yapılacak aydınlatma ile karanlığa kadar sürdürülmesi, hem gündüzünü bağda bahçede geçirmek zorunda olan insanların da katılmalarına imkan sağlayacak, katılımcı sayısını artıracak hem de gelen insanların hava şartlarından dolayı bunalmalarının önüne geçecek. Ayrıca oturma alanlarının da artırılması şart. Parkur konusunda ise daha da uzun bir parkur alanı ayırıp organizasyonu düzenleyen derneklere parkurun zorluğunu dizayn eden engeller konusunda daha fazla çeşit yapabilmek için imkan sunmak, yarışların görselliğini ve cazibesini olabildiğince artırır. Zaten biz yeterli alanı verdikten sonra onlar içini bolca doldurabileceklerini Pazar günü gösterdiler. Yine tespit ettiğim ilginç bir gerçek te yarış aralarına müdahale etmek konusuydu. Pazar günü şöyle bir şey oldu. İlk yarış başladığında alandaki heyecan ve coşku üst düzeye çıktı. Hele sporcuların atlama rampasındaki gösterileri, izleyicileri birkaç basamak üste taşıdı. Organize ekibi moladan dolayı bu coşku ve ilginin kaybolmasını engellemek için iki yarış arasındaki mola zamanını kısa tutmak zorunda kaldı. Aslına bakarsanız oldukça profesyonel bir davranış. Şayet yaptığınız işte sürekliliği idame ettirmeye çalışıyorsanız, insanların ilgilerini çekmişsiniz ve o elektriği almışsınız demektir. Motorcu ekip te o elektriği aldı ve korumak için pratik zeka kullandı. Ama böyle olması hem sporcuları yordu hem de ana organizatörün yarış aralarını doldurması gerektiği gerçeğini ortaya çıkardı. Canlı müzik olabilir, palyaço, cambaz, yarışma olabilir… artık siz ne derseniz deyin. Bir sonraki organizasyonda saat ayarı, parkur ayarı, oturma alanı ile birlikte yarış aralarının doldurulması konusunda da yeni şeyler üretmemiz lazım. Tabi bu arada, bundan birkaç hafta önce bahsettiğimiz, parkurun Maden Deresi, Çamdağı, Melen boyu gibi geniş bir alanı kapsayacak şekilde büyütülmesi gibi bir projenin varlığı konusuna girmek istemiyorum. Aslında heyecanımı yenebilmiş ve içimdekileri tam olarak dökebilmiş değilim ama gerektiği kadar kısa tutacağım diye başladığım yazı yine uzamaya doğru gidiyor. Sözün özü deyip bitirelim. Pazar günkü etkinlik bizim için müthiş ve heyecan verici, ilham verici bir başlangıçtı. Vatandaşımızın özellikle de gençlerimizin ilgisi beklenti ve tahminlerin çok çok üzerindeydi. Hazır bu ışığı yakalamışken, tıpkı yakın geçmişte yaptığımız ancak salgın hastalık sebebiyle ara vermek zorunda kaldığımız Kalkan Balığı Şenliği gibi motokros işini de üst seviyeler taşımamız için hiçbir engelimiz yok. Sağlıkla kalın…