İlçemizin de içinde bulunduğu bölgemiz, eğitim alanında (aman aman) başarılı diyebileceğimiz bir konumda değildir. Eğitim belki de insanlarımızın öncelik sıralamasında ilk 3 sıradan sonra gelir. Bunun da sosyolojik sebepleri vardır. İlçemiz halen yoğun göç almaktadır. Etnik, ekonomik, kültürel ve sosyal bir oturmuşluğu, dengeyi halen sağlayamamıştır.
İlçemizdeki eğitim olgusu içerisine Özşen Dershanesi olarak 1996-1997 eğitim-öğretim yılında katıldık. O yıllarda bölgemiz eğitimi pek de iç açıcı değildi. Yaptığımız deneme sınavlarında barajı geçen öğrenci gördüğümüzde yüzümüzde güller açıyordu.
2000’li yıllarda ilçemizdeki genel eğitim Sakarya’nın çoğu ilçesinin önüne geçti. Bu yükselişte okullarımızda görev yapan tüm öğretmen arkadaşlarımızın emeği olduğu gibi, o yıllarda ilçemizde göreve başlayan daha sonra Karabük İl Milli Eğitim Müdürü olarak atanan Mehmet Beşler’in ve aynı dönemde şube müdürü olarak çalışan, daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü olan, kendisinin FETÖ ile hiçbir baği olmamasına rağmen FETÖ’cülerin kadrine uğrayan Ergüven Arslan’ın haklarını teslim etmek gerekir. Nitekim daha sonra hak yerini bulmuş Ergüven Bey önce Sakarya İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı akabinde de Sivas İl Milli Eğitim Müdürü olmuştur. Ama siyaset, liyakat ve ehliyete bakmamış ‘bizden değildür’ anlayışıyla; bu göreve en layık, en ehliyetli kişiyi merkeze çekmiştir.
İlçemizde 2012-2013’e kadar eğitimdeki başarı grafiği hep yukarılara çıkmıştır. Ülkemiz genelinde eğitimin de içinde bulunduğu pek çok alan ‘alnı secdeye varandan’ zarar gelmez anlayışıyla kutsanan, o zamanlar cemaat diye nitelendirilen daha sonra gizli ajandası olduğu anlaşılan ve ülkemizi kaosa sürükleyen FETÖ’ye emanet edilmişti.
Merkezi hükümetin FETÖ’ye yani o zamanki cemaate duyduğu bu muhabbet yerelde de hükümete yaranmak isteyen pek çok kamu görevlisinin FETÖ’ye doğru eğilmesine ya da yönelmesine sebebiyet verdi. Okullardaki öğretmenlerin, idarecilerin bir kısmı FETÖ dershanelerinin gönüllü elamanı gibi çalışmaya başladı.
İlçemiz öğrencileri de bu durumdan kısmen payını aldı. Öğrencilerini FETÖ’nün eğitim kurumlarına yönlendiren öğretmenler hala sokakta gezebilirken, bunların yönlendirdiği öğrencilerin bir kısmı ya hapis yattı ya da mesleğinden oldu. Tabi burada sadece öğretmenleri suçlamak da haksızlık olur çünkü merkezi yönetim Türkçe Olimpiyatları anısına para bastırdı. Üst tabaka bu olimpiyatlarda tam kadro gövde gösterisi yaparak methiyeler düzdü.
Bu kaotik ortamda pek çok öğretmen arkadaşımız ortada, dik durmayı başarabildi. İdeolojik duygusal tavırdan kaçındı. Bu arkadaşlarımız gerçekten ilçemiz eğitimine ciddi katkılar yaptılar. Hiçbir zaman siyasi baskılara boyun eğip ‘maklube’ yemeye gitmediler. İlçemizde eğitimcinin, öğretmenin bir onuru varsa bunda en büyük pay bu arkadaşlarımızındır.
Bu ortam içerisinde Özşen dershanesi öğrencilerini sonu ‘….izm! olan akım ve yaklaşımlardan uzak tuttu. Aklın ve bilimin gereklerini yerine getirdi. 8000’in üzerindeki öğrencisini lekelendirmeden üniversitelere gönderdi. Bölgemizin bu çocukları şu anda onurla, şerefle ve alınlarının akıyla işlerini infa etmektedirler.
Özşen ailesi olarak eğitim alanındaki kazanımlarımızı bir basamak daha öteye götürerek Özşen Kolejini de bölgemiz öğrencilerinin hizmetine soktuk. Amacımız Türkiye’de uyguladığı eğitim modeli ve elde ettiği başarısıyla parmakla gösterilen bir kolej olmak.
Tüm bunlar olurken FETÖ’nün kılıç artıkları eğitim kurumlarımıza kin kusmakta, karalama kampanyası içerisine girmektedir. Oysa Özşen Eğitim Kurumları; kurucusuyla, idaresiyle, öğretmeniyle, hizmetlisiyle, öğrencisiyle, velisiyle tam bir ailedir. Özellikle öğretmenlerimiz uzun süreden beri Özşen Eğitim Kurumlarında çalışmaktadır. Bu çalışmalarında da işlerini amatör ruh ama profesyonel yaklaşımla yapmaktadırlar. Karşı cenahın anlayamadığı anlamakta zorluk çektiği belki de budur.
