Hırsız ve ev sahibi

Konuya Âşık Veysel’in bir sözüyle başlayalım.
“Madem görüyorsunuz, o vakit hoş görün!” demiş Üstat.
Yanı başımızda kıyametler kopuyor.
O konuya etraflı bir izahatla döneceğiz.
…
Geçende bir yerde okumuştum;
Hırsız çatıdan, bir eve girmeye çalışıyor.
O arada kiremitlerden biri kırılıyor.
Hırsız da 5- 6 metre yükseklikten yere düşüyor.
Ev sahibine “Çatı güvenli değildi!” diyerek dava açıyor.
Mahkeme de diyor ki; “Hırsızlık öngörülebilir bir kullanım değildir!”
Dolayısıyla davayı reddediyor.
Bu olay Almanya’da geçiyor.
2002 yılında bu kez Fransa’da, bir başka olay.
Hırsız, camı kırarak bir eve girmeye çalışıyor.
Ama cam, hırsızın elini ciddi bir biçimde kesince ev sahibine dava açıyor.
Fransız Mahkemesi de diyor ki; “Camın, hırsıza uygun olması mülk sahibinin sorumluluğunda değildir!”
Enteresan…
Bu örnekler için söylüyorum.
Yalnız ABD’ye gittiğimiz zaman konu birazcık daha ilginç bir hal alıyor.
Oradaki bir davada, hırsız ev sahibinden tazminat alıyor.
Bu davada, boş bir çiftlik evi söz konusu…
Bu çiftlik evinin sahibi, hırsız içeri girerse vurulsun diye bir tüfek düzeneği kuruyor ve hırsız oraya girmeye çalışırken vurulup ağır yaralanıyor.
Amerikan Mahkemesi verdiği kararda işte bu söylentinin her koşulda doğru olmadığını şöyle ifade ediyor.
“Mülkiyet korunur. Ama insan yaşamı mülkiyetin altında değildir.
Yani mülkiyet insan yaşamından insan hayatından üstün değildir.
Dolayısıyla sen, senin özel mülkiyetine girdiği zaman bir hırsıza istediğin cezayı veremezsin. Yani böyle bir tuzakla hırsızı karşılayamayacağın gibi insan hayatını da tehlikeye atamazsın!” diyor.
Benzer bir biçimde de İspanya’da 2004 yılında açılan davada çocuk hırsız söz konusu.
Ev sahibi özel mülkiyetini telle çevrelemiş.
Herhangi bir uyarı da asmamış.
Ve elektrik çarpan çocuk dava açtığı zaman tazminata hak kazanmış.
Elektrik çarptığı halde ölmeyen bu çocuk…
Ona tazminat verenlere bir sorum olacak.
İsrail’e, ABD’ye ve İngiltere’ye…
Tabii ki biraz da İran’a.






