İlginç bir meclis

Karasu Belediye Meclisi’nin Mayıs oturumu enteresanlıklara sahne oldu. İlk defa Cumhuriyet Halk Partililerin bir önergesi gündeme alındı. MHP’liler ilk defa bir maddeye ret oyu verdi. CHP’li üyeler Ekrem İmamoğlu ve Tanju Özcan’a Karasu Belediyesi encümen üyeliğinde oy kullandı. Meclisi izleyenlerin sayısı da oldukça fazlaydı.
Şimdi hepsini ayrı ayrı anlatalım.
Karasu Belediye Meclisi’nde gündem öncesi söz alan Yeniden Refahlı Metin Yıldırım, Karasu’daki parkomat uygulaması ve reklam panoları ile ilgili meclis kararı alınması gerektiğini ifade etti. Bu konuda ilerde hukuki sıkıntı çıkmasının söz konusu olabileceğini söyleyen Yıldırım’a uzunca bir yanıt veren Belediye Başkanı İshak Sarı, özetle “Bizim dönemimizde kimse yargıya hesap vermeyecek” demeye getirdi. Parkomat ile ilgili 2019 öncesi bir meclis kararı alındığını ve kendilerinin de bu karara dayanarak bu uygulamayı gerçekleştirdiklerini söyledi. Reklam panoları konusu ise gargaraya geldi. O konuda meclis kararı gerekip gerekmediği, alınıp alınmadığı konusu havada kaldı.
Bu arada gündeme geçildi. Gündem maddelerinin üçüncüsünde Karasu Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana üyesi bulunduğu Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nden ayrılması kararı oylandı. Konu ile ilgili açıklama yapan Başkan Sarı, özetle, “Bize katkısı olmayan bir dernek. Bizden 120 bin lira aidat istemiş. Kamuya faydası olmayan bu dernek bir de bize ‘Borcunuzu ödemezseniz İlbank’tan olan alacağınıza haciz koyarız’ demiş. Bu tavır benim hoşuma gitmedi” dedi. Daha sonra bu madde oylandı.
Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nden çıkılması kararına MHP ve CHP katılmadı. MHP ilk kez bir maddeye ret oyu kullanmış oldu.
Bizce Türk Dünyası ile ilişkilerin devletler nezdinde güçlendiği süreçte bu birlikten ayrılmak doğru bir karar olmadı. Bu mantığa göre yarın bir başkası gelip Türkiye Belediyeler Birliği’nden ayrılma kararı da alabilir. Ki bildiğim kadarıyla Karasu Belediyesi Marmara Belediyeler Birliği’nin de üyesi. Oradan son yıllarda nasıl bir çıkar sağlanmış onu da sorgulamak lazım.
Gelelim CHP’nin kabul edilen önergesine. CHP şimdiye kadar ne önerge verse reddedildi. Soru önergeleri okunmadı. Hemen hepsine yazılı yanıt verildi. CHP pek çoğunda verilen yazılı yanıtları da “Geçiştirme” olarak nitelendirdi.
Bu defa artan uyuşturucu tehdidine karşı “Bağımlılıkla Mücadele ve Gençliği Koruma Komisyonu” kuruması ile ilgili önerge verdi. Verilen bu önerge çerçevesinde komisyon üyelerinin de bu mecliste seçilmesini istedi.
Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, bu konunun önümüzdeki mecliste değerlendirilmesini istedi ama usule göre önergeyi gündeme almayı da oylaması gerekiyordu. Gündeme almak için oylama iki defa yapıldı. Gündeme alındıktan sonra da, önümüzdeki aya kalması için bir yol bulunması lazımdı. Onu da konunun Hukuk Komisyonu’na havalesi ile çözmüş oldular.
Encümen seçiminde CHP’li Mithat Kandil ve Mücahit Karakaş, tutuklu belediye başkanları Tanju Özcan ve Ekrem İmamoğlu’nun ismini yazdı. CHP’liler dışında bu isimleri yazan çıkmadı.
Metin Yıldırım, konuşmasında “Zaman zaman kızgınlıklar kırgınlıklar oldu” diyince Başkan Sarı da “Biz de kırılıyoruz. Biz de demirden yapılmadık. Umarız bu dönem kırgınlık, kızgınlık olmasın. Uyum olsun” dedi.
Ne olacak o geminin hali
Karasu Sahilinde Cuma günü bir hareketlilik yaşandı. Altı aydan bu yana açıkta duran gemi birden kıyıya doğru sürüklenmeye başladı. Sonunda da karaya oturdu. 8 kişilik mürettebat için devlet imkanları seferber oldu.
Bir söylentiye göre gemi eskiydi ve eski geminin sigortadan para alması için bu yola başvurulmuştu.
Hatta iddiaya göre geminin çapası kasten sökülmüş ve geminin karaya oturması planlanmıştı.
Bunlar bizi ilgilendiren şeyler değil. Bizi ilgilendiren konu geminin içinde yük olarak ne var? Gemiden yağ ve petrol sızıntısı olabilir mi? Gemi ile karaya vuran varilin ve içinde uyuşturucu madde olan çantanın bir ilgisi var mı?
Tüm bunların ötesinde gemi ne zaman kaldırılacak?
Karasu’nun 2017 yılında karaya vuran gemi ile ilgili tatsız bir hatırası söz konusuydu. Benzer bir durum mu yaşanacak? Karasu bu işten en az hasarla nasıl kurtulur?
Deniz kirliliği yaşanırsa bunun sigortadan parası alınır veya alınmaz. Ama kirlenen deniz nasıl temizlenir? Bu konuda yasal prosedür, hukuki sorumlu falan beklenmeden durumun düzeltilmesi lazım.
Ortada defacto bir durum var. Durum oldukça da acil. Denizin kirlenmesi söz konusu. Görüntü kirliliğini, denize girenlerin sağlığını falan da düşünmek lazım da onlara daha birkaç ay var.
Bu durumla alakalı herkesin inisiyatif alması gerekiyor.
Fındığımızı kim yiyor
Fındık fiyatı sezon başında 350 lira civarına çıktı sonra birden dibe çakıldı. En azından yılbaşından sonra fiyatta bir kıpırdanma olur diye düşünenler de sonunda yanıldı ve fiyat daha da aşağı geldi.
Bu arada sezon başında fındık alamayacağını planlayan Toprak Mahsulleri Ofisi de müdahale alımlarına son verdi. Daha doğrusu bu sene fındık alamadı. Sonra da depolar kapandı gitti.
Sonra da üretici tüccarın eline kaldı. Ne verirse onu yemek zorundasınız.
Şimdi diyelim ki ben uyduruyorum. Ama bu süreç başından planlanmış olabilir mi? Yani TMO’nun piyasadan çekilmesi için fiyat kasten şişirilmiş, TMO’nun yeniden geri dönmesinin mümkün olmadığı öngörülmüş ve üreticinin alın teri kasten çalınmış olabilir mi?
Üretici bir şekilde tüccara mecbur bırakıldıktan ve TMO’nun alım yapmayı sonlandırmasının ardından fiyatların çakılması tesadüf mü?
O zaman bundan sonraki sezonlarda da benzeri yapılabilir. Piyasa eylül-ekim aylarında şişirilir. TMO depoları kapatıp alımı sonlandırır, sonra da fiyat dibe çekilir.
TMO hiç alım yapmasa da müdahale kurumu olarak piyasada kalmalı ve çiftçinin güvencesi olmalıdır.
Hatta mümkünse alıma şimdi yeniden başlamalı ve depoları açmalıdır.
Üreticinin elinde fındık olup olmaması önemli değil. Önemli olan çiftçinin tüccarın eline bırakılmamasıdır.
HECATİ: Yalnız olmak yanlış olmaktan iyidir…






