Haydut (ABD); 340 milyon nüfusu, yaklaşık 9.876.000 km² yüzölçümüyle 510.100.000 km² toprak üzerinde yaşayan 8 milyar 355 milyon 162 bin insanın kendi keyfi tutum ve davranışlarıyla yönlendirmek, gütmek ve sömürmek istiyor. 8 milyar 355 milyon 162 bin kişiden bir kısmı da haydutla iş birliği yapıp onun haksız ve hukuksuz insanlıktan mahrum eylemlerine uşaklık etmektedir.
2. Dünya Savaşından sonra 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı haydudun yasa dışı, insanlıktan mahrum eylemlerine meşruiyet kazandırmak için kullandığı bir organizasyona dönüşmüştür. Bu teşkilat mazlum milletler lehine karar alıp uygulama yeteneğine sahip değildir çünkü teşkilatta oy çokluğunun çok da önemi yoktur. Haydudun veya diğer dört egemenin kendi başlarına veto yetkileri vardır.
Lahey’de konumlu Uluslararası Ceza Mahkemesinin eli kanlı Bünyamin Netanyahu hakkında Gazze’de yaptığı katliamdan dolayı aldığı ‘savaş suçlusu’ kararı haydut ve avaneleri tarafından yok sayıldı. Bu karar İran lideri hakkında alınsaydı ne olurdu? Haydut ve avaneleri ellerinde mahkeme ilamı ve hamasi nutuklarla işe koyulurlardı. Söz konusu Netanyahu olunca kendi kurdukları mahkemenin kararını yok saydılar.
Yaklaşık 12 bin km öteden yola çıkıp bütün ateş gücünü İran’ın dibine yığdı. Sonra kendisi ve avanelerinde kat be kat olan nükleer güce erişmeyeceksin, balistik füze yapmayacaksın vb… konularında pazarlık yapma görünümüyle masaya oturdu. Masa dağılmamışken küçük finosunun kışkırtmalarıyla insanlar daha yeni kalkmış kahvaltılarını yapmak üzere masalarına oturmuş haldeyken tüm ateş gücünü savaş hukukunu yok sayarak boca etti.
Savaşta dahi eğitim kurumları, hastaneler, ibadethaneler vurulmaz. Eğitim gören 153 masum kız çocuğu bu saldırılarda enkaz altında kalarak can verdi. Avanelerinde yine tık yok, hatta pek çok Avrupa ülkesi İran’ın karşı saldırısıyla ilgili suçlamaya koyuldular. Yani seni vursalar da çoluk çocuk öldürseler de senin cevap verme hakkın yok.
Daha da acı olan saldırıların pek çoğunun halkının ekseriyeti Müslüman olan Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün gibi ülkelerdeki ABD üslerinden yapılması doğal olarak da bu durum İran’a bu üsleri vurma hakkı veriyor. Düşmanınız komşunuzun evine gelip evin camından sizin eve doğru ateş ediyor. Doğal olarak da sizin bu saldırıları def etme hakkınız doğacaktır.
İran çok kadim bir uygarlık yaklaşık 900 yılı aşkın süreçte Türkler tarafından yönetilmiştir. Karahanlılar, Gazzeliler, Selçuklular, Safeviler, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Avşarlar ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. 1925 yılında Şah Rıza Pehlevi’ye kadar İran Türkler tarafından sevk ve idare edilmiştir. Şu anda İran’da Türkçe konuşan Türkçe düşünen 45 milyon insan vardır. İran’ın tamamı da Müslümandır. Yani atılan her bomba soydaş ve dindaşlarımızın başına düşmektedir. İran’ın şehit olan dini lideri Ali Hamaney de şu an görevde olan Mesud Pezeşkiyan da Türk’tür.
Kendisini dini önder diye tanıtan insanlara vaaz ve nasihatta bulunan şarlatanların sosyal medyadaki beyanlarına bakıp iğreniyorum. Kitabımız (Kur’an) aynı, peygamberimiz (Hz Muhammed) aynı olan bir topluluğa karşı İngiliz casuslarına rahmet okutacak şekilde sırf mezhep farkından dolayı kin kusmalarına şaşırıyorum. Doğal olarak her Türk’ün ve Müslümanın safı da tarafı da net olmalıdır. Benim safım hiçbir zaman zalimin tarafı olmamıştır.
