Köşe Yazıları

Gençler sizi anlamıyor

 

Seçimler yaklaşırken iktidar tarafından ortaya konulan projelere bakıldığında kısa vadeli  pansuman tedavi türden olduğunu görüyoruz.

Toplumun hassas olduğu enflasyon, işsizlik gibi sorunlar devam ediyor. Pazartesi günü açıklanan yıllık enflasyon yüzde 83,5 ile son 24 yılın rekoru oldu. Önümüzdeki aylar ne getirecek bilemeyiz ama bu seviyelerde yıl kapanacak gibi görünüyor.

20 yılı aşkın süredir ülke yönetiminde söz sahibi olan bir hükümetin bugün geride kalmış sorunları yeniden gündeme getirerek yeni bir umut ortaya koyması nasıl karşılanır?

Bilindiği üzere özellikle ülkemizde en önemli sorunların başında enflasyondan sonra işsizlik geliyor.

Genç İşsizler Platformu’nun resmi ve güncel verilere dayanarak hazırlamış olduğu Ağustos 2022 tarihli “İşsizlik ve İstihdam Raporu”na göre geniş tanımlı genç işsizlik yüzde 28,9’a çıktı. Gençlerin sadece yüzde 49,3’ü işgücü içinde yer aldı.

15-34 yaş arasında 2 milyon 95 bin genç “dar tanımlı” işsiz sayılırken, bu yaş grubunda “geniş tanımlı” genç işsiz 3 milyon 452 bin oldu.

Evet; işsizlik sadece bizim sorunumuz değil, bütün dünya ülkeleri aynı sorunla karşı karşıya. Ancak bizdeki işsizlik diğer dünya ülke sıralamasına bakarsak daha üstlerde olduğu görülür. Bunun elbette iç ve dışsal birçok nedenleri var.

***

Esasen işsizlik sorunu bu hükümet döneminden önce de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Önemli olan bu sorunu daha az konuşulur duruma getirmek. Yani bu sorunu mevcut siyasi iktidar çözecek, çözmek zorunda!

İşte böyle bir durumda, gençlerin yüzde 25’i önümüzdeki 2023’e işsiz giriyor.

Haklı olarak biraz da zorunluluktan, fırsatını bulabilen ya eğitim, ya da iş, aş için yurtdışına (kaçıyor) çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Ankara’da Etlik Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, çeşitli sebeplerle ülkeden göç eden ve göç etmek isteyen yurttaşları hedef alarak, “Sırf daha iyi arabaya binmek, sırf daha yeni telefon alabilmek, sırf daha çok konsere gidebilmek gibi süfli heveslerle ellerin yani başka ülkelerin, başka toplumların kapısına varanlara acıyarak bakıyorum” ifadeleri sosyal medyada büyük tepki çekti. Erdoğan’ın ifadeleri, Ekşi Sözlük’te de gündemde en çok konuşulan konu oldu.

***

Öncelikle “Her insan daha iyi yaşama hakkına sahiptir!”

İnsanların daha iyi yaşamak hakları için nereye gideceği eleştirilir bir konu oluyorsa o zaman bunun önlemini alacak ekonomik sorunların çözülmesi gerekiyor. Bu gençler neden güzel ülkemizi terk edip ailesinden uzaklarda gurbet hayatı yaşasın ki… Bunlara mesleklerini yapabilecek fırsat tanındı mı? İş verdiniz de ret mi ettiler?

“Çalışmak isteyen herkese iş var” demekle iş bulunmuyor.

Üniversite mezunları gençlerimiz İş-Kur kapılarında kendi mesleğinin dışında vasıfsız meslekler için sıraya giriyorsa bunun sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir.

Üniversite mezunu gençlerimiz hasbelkader buldukları market, inşaat, turizm ve diğer vasıfsız iş kollarında çalışıyorsa, onlar için mutluluk mu veriyor sanıyorsunuz?

Öğretmenlik mesleği mezunu birinin inşaat işçisi, hukuk mezunu birinin güvenlik görevlisi, elektrik ve elektronik mühendisliği mezunu birinin market işçiliği yaptığını düşünebiliyor musunuz? Avukatlık mesleğini yapmak yerine belediyelerde zabıta memurluğu görevi yapanlar olduğunu biliyor musunuz?

“Herkese iş var” derken… Eğer şansları yaver giderse binlerce lira masraf yapıp mezun olduğu okuldan asıl mesleğini icra edemeyip başka işlerde çalışıyorsa bu mudur “herkese iş var!”

***

Bakınız;

  1. yüzyılın ortalarında ekonomik ve sosyal durumları bizden daha geride olan ülkeler bugün dünya liginde ön sıralarda bulunuyorlar.

“Kendimize öncelikle şu soruları sormamız gerekiyor:”

– Bir zamanlar bizden geride olan ülkeler bizi nasıl geçtiler?

– Sorunlarını hangi formülle çözdüler?

– Ve en önemlisi tarih boyunca insanlığa birçok değer katabilmiş ülkemiz toprakları değer üretmekte bugün neden kısırlaştı?

Sanayi devriminden bu yana modern dünyaya hediye edebildiğimiz pek az değerimiz oldu. Artık hep beraber bu makus talihin değişmesi için ne yapılması gerektiğini hem de çok derinden düşünmemiz gerekiyor.

Bugün dünya ekonomi ligi sıralamasında ilk 20’nin mücadelesini veriyoruz.

Oysa 2014 yılında Türkiye 16.sırada yer aldığında Hollanda, Endonezya, Suudi Arabistan, İsviçre ve İran bizden sonra yer alıyordu. Şimdi biz bunların arkasında yer alıyoruz.

“Ekonomist” olmak ekonomiyi en verimli seviyeye getirmeye yetmez. Bunun için irade, planlama ve kararlılık gerekir. Ütopik hedeflerle retorik sözlerle hep “dağın arkasını” göstererek bir sonuca varılamıyor. Sonra da o gençler kendi sorunlarını çözmeye çalışıyor. “Onun için sizi anlamıyorlar!”