GELENEKTEN GELECEĞE, KARASUDAN DÜNYAYA

Halk arasında 93 Harbi olarak adlandırılan 1877-1878 yılları arasında Osmanlı-Rus savaşında Abdülhamit Döneminde Türkiye’nin iki katından fazla toprak kaybettik. Bu savaşta Ruslara karşı bizim safımızda yer alan Gürcüler yenilgiden sonra Anadolu topraklarına göç ettiler.
Bu göçle beraber yanlarında Gürcüce ‘Adesa’ diğer adıyla ‘İsabel’ halk arasındaki ismiyle kokulu üzümü de beraberinde Karadeniz bölgesine yaydılar. Özellikle Samsun – Artvin arasında yaygın olarak bulunan bu üzüm Batı Karadeniz’in çoğu yerinde de yetişmektedir. Bu tür çoğu mantar hastalıklarına karşı da dayanıklıdır. Nemi ve suyu sever.
Genelde halk arasında meyve olarak kısmen de sıkılıp meyve suyu olarak tüketilir. Google’a girip İsabel üzümünün başlıca faydaları nedir diye sorduğunuzda:
Isabella Üzümünün Başlıca Faydaları
• Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: İçerdiği yüksek C vitamini ve polifenoller sayesinde vücut direncini artırır ve enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.
• Kalp ve Damar Sağlığını Destekler: Güçlü bir antioksidan olan resveratrol içeriği sayesinde kötü kolesterolün (LDL) düşmesine yardımcı olur, kan dolaşımını hızlandırır ve damar tıkanıklığını önlemeye katkı sunar.
• Kansere Karşı Koruyucudur: Kabuğunda ve çekirdeğinde yoğun olarak bulunan resveratrol, hücreleri serbest radikallere karşı koruyarak kanser hücrelerinin gelişim riskini azaltır.
• Sindirim ve Organ Dostudur: Lifli yapısı sayesinde mideyi yormadan bağırsak metabolizmasını hızlandırır; böbrek ve karaciğerin düzenli çalışmasına destek olur.
Cildi Gençleştirir: İçerdiği flavonoidler hücre yenilenmesini destekleyerek yaşlanma belirtilerini geciktirir ve cildin sağlıklı görünmesine yardımcı olur.
• Hızlı Enerji Sağlar: Doğal meyve şekeri içeriği ile yorgunluğu giderir ve vücuda kısa sürede enerji verir.
Bunlar karşınıza çıkar.
Ölümden başka her şeye derman olan bu meyveyi daha geniş kitlelerin kullanımına sunan bir tesisimiz yoktur. Bu konuda araştırma yaptığınızda da karşınıza Ünye belediyesi bünyesinde ‘Ünye İskelesi’ markasıyla üretim yapan küçük bir tesis ve birkaç tane lokal işletme karşınıza çıkar.
Sofralarımızdan emperyal güçlerin global markalarını (kola vb) eksik etmeyiz. İçeriklerine baktığımızda da sağlığımıza yarardan fazla zararları olduğunu görürüz. Ölümden başka her şeye çare olan doğal ilaç deposu olan kendi meyvelerimizin suyunu içmekten kaçınırız.
Herkese bahçelerinin bir köşesi değil her köşesine hiçbir bakıma ihtiyaç duymayan bu üzümden ekmelerini öneririm. Bu üzüm hem bizim hem de diğer canlıların en değerli besin kaynağıdır.
Dikeceğimiz bu üzümler çocuklarımızın en önemli gelir kaynağı olabilir. Bu üzümün suyunu markalaştırarak ‘Gelenekten Geleceğe, Karasudan Dünyaya’ sloganıyla markalaştırabiliriz. Çok yakında Kar-Su Meyve Suyu fabrikasına kavuşmak dileğiyle..






