Gaziler Haftası ve gazilerimiz 

 

İslam tarihinden öğrendiğimize göre Allah yolunda ve sevgili peygamberimize uyularak yapılan savaşlara kaza adı verilir. İslam’ın zaferi için savaşa katılan yiğitler, ya gazi ya da şehit olmak ümit ve şevki içinde vuruşurlardı. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bu durumu iki güzellik olarak över. (Tevbe Suresi 112)

Her vatansever gönlünde, ölürsem şehit kalırsam gazi duygusu vardır. Hz. Enes şöyle anlatıyor; amcam Enes b. Nadr Bedir Savaşı’nda bulunmamıştı. Resulullaha gelip: “Ya Resulallah müşriklerle yaptığı ilk savaşta bulunamadı. Eğer Allah bundan sonraki savaşlarda bulunmayı nasip ederse nasıl savaşacağımı görür” dedim. Uhud Savaşı’nda müslümanlar dağılmaya yüz tuttuğunda o: “Allah’ım Ashap namına senden özür dilerim müşriklere karşı da sana sığınırım” dedi ve düşmana doğru ilerlerken karşısında Sad b. Muaz’ı gördü. Ona, “Ey Sad b. Muaz cenneti istiyorum ve Rabbime yemin ederim ki ben Uhud’un arkasından cennetin kokusunu duyuyorum” dedi. Daha sonra Sad Allah Resulüne: “Ya Rasulallah ben onun gösterdiği yiğitliği ve cesareti tasvir edemem.” Enes diyor ki: “Onu bulduğumuzda üzerinde seksen küsur kılıç, mızrak, ok yarası vardı ve şehit olmuştu. Müşrikler ona müsle yapmışlar onu ancak kız kardeşi parmaklarından tanıyabildi.” Kıymetli Müminler İslam’ın kılıcı Halid b. Velid de ölüm döşeğinde şehit olamamanın pişmanlığını dile getirir. Ebu Zinat anlatıyor: “ Halid vefatına yakın günlerde ağlayarak şöyle diyordu; “Şu şu şu savaşlarda bulundum. Vücudumda kılıç, mızrak, ok yarası bulunmayan bir tek karşı yer bile yoktur. Fakat görüyorsunuz ki develer gibi yatağımda ecelimle ölüyorum. Korkaklar dünyada rahat yüzü görmesin.”

 

Ecdadımızın bize bıraktığı en önemli değerlerden biri de “ölürsem şehit, kalırsam gazi” değeridir. Ne mutlu bu duygularla dolu olanlara. Şehitlik ve gazilik yüce iki makamlar. Kur’an’da “Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, Sıddıklar, şehitler ve Salih kişilerle beraberdirler; bunlar ne güzel arkadaşlardır!” buyurularak Allah katındaki itibarına işaret edildikten sonra Allah ve Resulüne itaat eden, yani İslam dininin getirdiği hükümleri boyun eğen kimsenin de aynı şekilde muamele göreceği belirtilir. Hazreti Peygamber de, “Kim şehit olmayı içtenlikle dilerse Allah onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi isterse yatağında ölmüş olsun.”( Nisa 4/69) buyurarak Müslüman’ın iyi niyet ve samimi arzusunun bile Allah katında üstün bir değere sahip olduğunu belirtmiştir.

Dini Mübin’i İslam için, vatanı ve bayrağı için şehit olan bütün şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize yüce Allah’tan sağlık, sıhhat ve afiyet temenni ederim. Allah onlardan ebediyen razı olsun.

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor peygamber…