Fiş fatura kolay da

 

Karasu’daki insanlar genel olarak bizim gazeteleri okur. İl basınında ne olup bittiğine çok bakmaz. Sakarya gazetelerinin satış-nüfus orantısına bakıldığında belki de en düşük ilçeler Karasu ve Kocaali çıkacaktır.

Zira Karasu ve Kocaali merkezden bir hayli uzakta kalıyor. Bu ilçelerden haber yayınlanmıyor. Bu ilçelerin halkı da “Madem bizden haber yok o zaman biz de gazete almayız” diye düşünüyor.

Buraların belediyeleri ve firmaları da yerelde yayınlanması gereken ilanlarını il gazetelerine vermek yerine bizim gazetelere veriyor. Çünkü bizim gazetelerle daha fazla kitleye ulaşacağını biliyor.

Bu durum ilde yayın yapan basın kuruluşlarının biraz daha sinirini bozuyor. Zira her ne kadar iletişim fakültesi bitirip, devletten tek kuruş destek almadan üst düzey tirajlara erişsek de biz onların nazarında taşradayız. Dolayısıyla bir aslan payı oluşturulmak ve onlara sunulmak durumunda hissediyorlar.

Karasu ve Kocaali’de olan olumlu bir şeyi haberleştirmek şöyle dursun, olumsuz bir pireyi deve yapma yolunu tercih ediyorlar.

Burada bahsi geçen aslan payını illa para ya da reklam olarak da algılamamak lazım. Hürmet de ağırlama da bir aslan payıdır. İki kişiden birini yükseğe diğerini alçağa oturtursanız da aşağıda kalan size içerleyebilir.

Gazeteci eleştiri de yapar eleştiriye maruz da kalır. Ben diplomalı ve yıllarca gazete sahipliği yapmış biri olarak söylüyorum bunu.

Olayı bilmeyenler için (sayfamızı yeni açanlar için) kısa bir özet geçeyim. Adapazarı’ndan bir basın mensubu Karasu’da Karsaş tarafından işletilen bir işletmeden (Sahil Park) alışveriş yapıyor. Finalde kendilerine 160 lira hesap geliyor. Hesabı ödedikten sonra kendilerine fiş verilmiyor.

Bunun üzerine basın mensubu köşesinden birkaç gün boyunca bu konuyu gündeme getiriyor. Karasu Belediyesi bir açıklama yapıyor, basın mensubu bir köşe yazıyor. Savunmalar saldırı diline dönüşüyor falan filan…

Finalde basın mensubu haddini aşıp Ferizli’den sonra Karasu’ya girişin dışkı koktuğunu (olabilecek en açık ifade ile) yazıyor ve belediye ile arasındaki sorunu tüm ilçeye ithamda bulunarak halledeceğini düşünüyor. Koskoca bir ilçeye “… kokuyor” diyebiliyor.

Akabinde Karasu Belediyesi’nin mail hesabından servis edilen bültende de “…” ifadesi aynen kullanılıyor. Açıklamalar “…”ya bulanıyor.

Kültüre katkısı olması beklenen basının kalemi kirleniyor, ilçeyi idare etmesi gereken idarecilerin bülteni pisleniyor…

Hem basın mensubu olarak hem de siyasetçi olarak hayretle izliyorum olanları. Toplumu bir adım ileri götürme hedefinde olması gereken gazeteciler ile toplumun geleceğini şekillendiren siyasetçiler “…” kavgasına girişmiş.

Allah sonumuzu hayretsin.

 

BAŞKASI DESE İNANMAKTA GÜÇLÜK ÇEKERDİM

Karasu sahilinin merkezinde çay içiyoruz. Saat akşam 10-11 civarı. Arka masamızda tanımadığımız bazı insanlar oturuyor. Ki sezonda zaten arka masamızda tanıdık insanı nereden bulacağız!

Neyse…

Sesler duyabileceğimiz şekilde. Çünkü kadınlar yabancı uyruklu. Bağırarak konuşunca yabancı dilin daha iyi anlaşıldığı düşünülüyor olmalı. Finalde belli belirsiz “şu kadar saat şu kadar lira” diye bir cümle duyuyoruz. Bir anda ilgimiz değişiyor. Masadaki herkes buz kesiyor. Aile mekanı. Burası benim ilçem. Kulağımın dibinde resmen kirli işlerin pazarlığı yapılıyor. Masaya bakmaya cesaretim kalmıyor, ya pazarlık yapan adamlardan biri tanıdığımsa diye…

Plajın göbeğine resmen pazar kurulmuş. Polis ekiplerinden rica ediyoruz. Kimlik kontrolü falan…

Yasalar para alışverişinin ispatlanmadığı durumda işlevsiz kalıyor. Gözümüzün önündeki bu durum da gün gibi varlığını sürdürüyor.

Peki çaresiz miyiz?

Asla değiliz.

Karasu termik santral konusunda nasıl birlik olduysa bu konuda da olabilir. Termik santralde konu geleceğimizdi, şimdi de geleceğimiz.

Eğer o zaman birlik olup tavır alınmasaydı bugün çok daha kötü bir hava soluyor olacaktık. Şimdi bu et pazarına ses çıkarmazsak gelecekte bu anlamda marka olacağız.

Tercih de karar da bizim. Kanunlar bir yere kadar. Ama toplumsal baskı oluşturulursa her şey farklı işler.

 

YANGINA BENZİN TAŞIMAK

Hukuk ile adalet aynı şey değildir. O nedenle hakimlerin arkasında “Adalet mülkün temelidir” yazar. Yoksa “Hukuk mülkün temelidir” de yazabilirdi.

Hukuk değişebilir ama adalet değişkenlik göstermez. Hukuk bir nevi usuldür adalet ise esas…

Karasu’da bir işletme ile gençler arasında bir sıkıntı yaşanmış. Bu durumlarda hukukun işlemesi elbette esastır da…

Yine de taraflar arasındaki temasın kalıcı olarak kesilmesi kesin çözüm olur. Hukuk tecelli ettiğinde uygulanan ceza çok mühim değil. Vicdanların rahat edeceği bir tavır sergilenmeli ve tarafların bundan sonra temas etmesine gerek kalmamalıdır.

Ancak bu süreç içinde kullanılan dile dikkat edilmeli, hukuk karşısında haklıyken haksız duruma düşülmemelidir. Durumdan vazife çıkaracak bir gencin hata yapmasına vesile olunmamalıdır.

Yani ne olursa olsun hukuk dışına çıkılmamalı, yangına körükle gidilmemelidir. Bir çocuğumuzun yapacağı hataya vesile olmak demek birinin hayatını karartmak demektir. Bizim her çocuğumuz kıymetli, geleceğimiz ise her şeyin üstündedir.

İlgili konuda İlçe Emniyet Müdürlüğü gereken her işlemi titizlikle yapıyor, Savcı Bey konu ile yakından ilgileniyor. Hukuk tıkır tıkır işliyor. Bu noktada toplumsal baskı oluşmuş durumda. Aslına bakarsanız herkes ne yapması gerektiğini biliyor.

İşletmenin Karasu’dan ayrılması yönündeki görüş, tarafların temasının kesilmesi açısından da sağlıklı görünüyor. Bu noktada toplumsal baskı oluştururken ipin ucunun kaçmaması ve söylemlerin toplumu galeyana getirici olmaması gerekiyor.

Hepsi bu.

 

GAZDAN ZEHİRLENMEYİ ANLAMADIM

Hepimiz gibi benim de bazı şeyleri anlamadığım oluyor. Aslına bakarsanız pek çok şeyi anlamıyorum ben. Anladıklarımdan çok anlamadıklarımı yazıyorum zaten.

Karasu’da yeni açılan bir büyük işletmede insanlar zehirlenmiş. Bu kişiler hastanede tedavi edilmiş. Zehirlenmeye gaz kaçağının neden olduğu söylenip konu kapatılmış. Kardeşim kurumsal işletmesiniz. Bir resmi açıklama yapmaktan da mı acizsiniz? Bu kadar insan burada yemek yiyor. Hadi basını falan bir kenara koyun, bedava olan sosyal medya sayfanızdan bir açıklama da mı yapamıyorsunuz?

Marka imajınıza zarar gelir diye mi düşünüyorsunuz?

İletişim mezunu bir kardeşiniz olarak söylüyorum, şeffaflık marka imajına kesinlikle zarar vermez.

İnsan hayatı mı yoksa marka imajı mı diye değerlendirmede bulunuyorsanız gerçekten ayıp ediyorsunuz…