Fatiha’nızdan vazgeçtik, mezarımızdan taş çalmayın yeter

 

Toplumların ekonomik anlamda kalkınabilmeleri için çok çeşitli enstrümanlar var. Tarımsal faaliyetlerin desteklenip geliştirilmesi, basit usul ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilip desteklenmesi, turizm faaliyetlerinin yeni araçlarla geliştirilmesi ve turizm ekonomisinin canlandırılması gibi onlarca ana başlık altında çok sayıda ekleme yapabiliriz. Ve bunun için gerçekten bir hedef belirlendiyse, toplumun içine ve toplumu oluşturan bireylerin kendisine bizzat dokunan, aile ekonomisi odaklı projelerin hayata geçirilmesi lazım. Bunların en önemlisi ise büyük ölçekli yatırımlardır. Zira bu yatırımlar yapıldıkları bölgelerde ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı büyük ölçüde etkileyip şekillendirirler. Yarattıkları istihdam alanları ile o bölgede topluma yeni iş sahaları oluşturup aile ekonomilerini desteklerler. Verdikleri bu destek sadece küçük oranda aile ile sınırlı kalmayıp tarımdan turizme, mikro işletmelerden sosyal ve kültürel hayata kadar hemen her alanda kendini gösterir. Huzur ve refah anlamında yukarıya doğru topluca bir ivmelenme yaratır.

İlçemiz Kocaali’nin de yakın geçmişte bu anlamda bazı girişimleri oldu. Özellikle turizm anlamında Turizmin Parlayan Yıldızı sloganıyla yapılan girişimler, bölgenin tanıtımı amacıyla katılım sağlanan ulusal ve uluslararası fuar ve organizasyonlar verilen mücadelenin en somut örnekleriydi. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında sekteye uğrayan turizm ekonomisi tam toparlama eğilimine girmişken yediği Pandemi darbesi ile tekrar çöküşe geçti ve yukarıda bahsettiğim mücadele sonuçsuz kaldı.

Yine bölgenin gelişmesi açısından kanaatimce en önemli projelerden biri ise ilçeye kurulması planlanan kimya ihtisas organize sanayi projesiydi ki ilçenin belki de gelecekteki elli yılını garanti altına alacak ciddi bir başlangıç adımıydı. Konunun sürekli gündemde olduğu günleri hatırlarsınız. Organize sanayi bölgelerinde bulunan bazı sorumsuz fabrikaların özellikle malzeme olarak kullanılıp, sosyal medya üzerine yaygara koparılıp insanların nasıl antipatik yargıyla doldurulduğunu, ilçenin ve doğanın mahvolacağı algısıyla insanların tetiklendiğini, projenin yapılmaması için imza kampanyası düzenlendiğini unutmamışsınızdır sanırım. Sadece bunlarla kalsa iyi. Bunu bir ölüm kalım savaşı gibi gösterip il bazında çok sayıda sözde sivil toplum örgütünün hareketlendirildiğini, bölgenin en büyük sanayi kuruluşlarının, büyük çaplı ulusal yatırımcıların, yerel idareci ve siyasetçilerin rantçılık ve hırsızlıkla suçlandığını da unutmamışsınızdır. Yine aynı dönemde konunun ulusal sözde muhalif yayın organlarında ‘Doğa katliamı’ başlığı ile haber yapıldığını, amacı çevreye zararsız, ekonomik getirisi yüksek, istihdam alanı geniş yatırım araçlarıyla bölgeye ekonomik canlılık katmaktan başa bir şey olmayan siyasetçi, idareci, bürokrat ve iş adamlarının sözüm ona doğa katili olarak yaftalandığını da unutmamışsınızdır. Bunlara istinaden bütün çalışma ve emeklerin nasıl bir anda yerle bir olduğunu elimizdeki fırsatın nasıl uçup gittiğini de unutmamışsınızdır. Zira ben henüz unutmadım ve bu kısmı o günlere geri dönüp neler yaşandığını bir kez daha gözünüzde canlandırın diye yazdım. Ben o günlerde bu girişimlere destek veren belirli bir kesimin Büyük Melen Barajı gibi bölgenin iklimini, başlıca geçimi olan fındık üretimini ve dahi soluduğu havanın kalitesini dahi olumsuz anlamda etkileyecek önemli bir projedeki istimlaklara ve doğa katliamına sırf cebine para girdiği için sesiz kaldığını ama mesele organize sanayi olunca daha doğrusu Ahmet Acar projesi, iktidar ve belediye projesi olunca bir anda doğa sevgisiyle dolup taştıklarını yazmıştım. Yine sanayi projesine karşı çıkanların içindeki bazı kesimlerin bir başka yatırımcının benzeri bir sanayi projesine alttan alttan destek verdiğini de yazmıştım. Buna karşılık olumsuz çok sayıda eleştiri aldığım oldu ama hiç birisi konuştuğumuz şeylerin gerçekliğinden bir adım öteye gidemedi. Sonu itibariyle o günlerde Kocaali’nin ayağına takılabilecek en büyük çelmelerden biri takılmış oldu. Yüzüstü yere kapaklandık.

Tüm bu olumsuz gelişmelere ve ağır salgın sürecine rağmen Kocaali için son birkaç aydır yine güzel şeyler konuşulmaya başlandı. Çamdağı için düşünülen turizm projesi, Maden Deresi için düşünülen ve başlanan ekoturizm projesi, yerel idare ve büyükşehir belediyesi desteği ile hayata geçirilmesi düşünülen kültür merkezi projesi gibi ölçeğimize göre oldukça faydalı projeler konuşuluyor ve gündemde tutuluyor. Tabi bunlar daha geniş kitlelere ulaşsın diye siyasetçiler, idareciler ve kurumlarımızın resmi hesapları üzerinden sosyal medyada ve basında servis ediliyor. Bundan birkaç gün önce de siyasetçilerimizden birinin yaptığı böyle bir paylaşıma denk geldim. Altına yapılan yorumları okudum ve birkaç tanesi dikkatimi çekti. Siyasetçi ve topluma önder kimliği ile bildiğim bu kişiler yapılan projelere tek kelime teşekkür etmeden yapılanı takdir etmeden eleştiri moduna geçmişlerdi. Maden Deresi’ni Çamdağı’nı vs. yapacağınıza ilçeye fabrika yaptırın tesis yaptırın gibi sözler sarf etmişler. Bunlar zamanında organize sanayi bölgesi gündeme geldiğinde idarecilerimizi siyasetçilerimizi kötüleyip ortalığı ayağa kaldıranlardan sadece bir kaçı. Yazdıkları yorumlar dikkatimi çektiği için gidip sosyal medya hesaplarındaki eski gönderilere göz gezdirdim. Organize sanayi meselesi gündemde olduğunda olumlu tek kelime yazmamışlar, Kocaali’ye fabrika gelmesin, kimya organize sanayi yapılmasın diye toplumu germişler, ortalığı ayağa kaldırıp ağızlarına geleni yazmışlar. Şimdi de çıkmışlar ilçeye fabrika getirin tesis getirin istihdam yaratın diye kafalarına göre muhalefet yapıyorlar. Elbette bunları yazarken gerçekten Kocaali’nin menfaatine bir şey düşündüklerini sanmıyorum. Sırf muhalefet olmak, yerel idareyi sıkıştırmak ve beceriksiz göstermek adına yazılmış ve bunun için özenle seçilmiş sözler. Zamanında elimizde büyük bir fırsat varken tek kelime destek olmayıp, iş bu günlere gelince fabrika falan önerip o fabrikaların doğaya olan zararından bihaber davrananların tutumlarını ibretle izliyor yazdıklarını gülerek okuyorum. Onlara önerim şu ki en azından gidip sosyal medya hesaplarındaki geçmiş gönderilerine baksınlar ve içinde oldukları tutarsızlığı en azında kendi gözleriyle görsünler. Ve ilçenin geleceğini etkileyen büyük projelere nasıl bir tutumla yaklaşacaklarını bir kez daha gözde geçirsinler. Zira biz desteğinizden vazgeçtik, köstek olmayın yeter. Duanızdan vazgeçtik, beddua etmeyin yeter. Fatiha’nızdan vaz geçtik, mezarımızdan taş çalmayın yeter. Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.