Malumunuz biz genellikle yumurta kapıya dayandığı zaman hayatın gerçeklerini anlayan ve başa hal geldikten sonra tedbir alan bir toplumuz. Bu şimdiye kadar hep böyle oldu. Tehlike yoldayken, bağıra bağıra geliyorken ‘Aman yaa, bize bir şey olmaz’ mantığıyla hareket ederiz. Sonra hiç beklenmedik bir anda başımıza kötü bir hal gelir. Ondan sonra da ‘Vay efendim zamanında önlem alsaydık böyle olmazdı’ diye feryat figan koparırız. Özellikle de büyük afetler konusunda canımız bundan dolayı birçok kez yandı. Biz bunun en acı örneğini de geçtiğimiz yıl meydana gelen Maraş depremlerinde yaşadık.
Depremin üzerinden biraz zaman geçip ortalık durulunca da kendi halimize bakıp bir şeyler yapmaya çalıştık. Biz o zamanlarda basında acil yardım ve müdahale konusunu sıkça işledik. Hele ki ben defalarca yazdım. Basında ve sosyal medyada paylaşılan haberlerden sonra ilçede küçük çaplı bir hareketlenme oldu ama sonrasında araya seçim telaşesi falan girince unutuldu gitti. Şimdilerde ise hatırlayan var mı bilemiyorum.
Zamanında dedik ki, biz Kocaali olarak artık basite indirgenecek bir yer değiliz. Hem yapılarımızın büyük bölümü riskli hem de ilçe dağınık. Allah korusun başımıza bir hal gelse kimin nereye koşacağı belli değil. Büyük bir karmaşanın içinde kalacağız. Dolayısı ile tıpkı çevre ilçelerimizde olduğu gibi biz de bu gibi acil durumlarda ilk müdahale için bir sivil toplum dayanışması şart. Kaldı ki bu illa deprem olacak diye de değil. Sel baskını olsun, orman yangını olsun, geçtiğimiz hafta başımıza gelen Alim Kasap olayında olduğu gibi kayıp durumu olsun, başımıza gelebilecek her türlü afet veya kaza bela durumunda devreye alabileceğimiz bir ekibimiz olsun diye defalarca yazdık çizdik. Yanılmıyorsam geçtiğimiz yıl yaz aylarında ilçeden bir grup genç harekete geçti. Ama devamı gelmedi.
Şu günlerde yine aynı şeyleri yaşıyoruz. Son birkaç haftada özellikle Ege, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde meydana gelen yüksek şiddetli depremler beklediğimiz büyük Marmara depremini yeniden hatırlatmaya başladı. Yine konuşmaya başladık ama elde avuçta tutulabilecek somut bir adım yok.
Diyorum ki Kocaali’mizin de artık diğer ilçeler gibi sivil bir arama kurtarma ekibine ihtiyacı var. Ve biz bunu aslında en az birkaç yıl önce yapmış olmalıydık. Şayet öyle olsaydı belki de Melen selinde can ve mal kaybı bu kadar büyük olmazdı. Yine yanılmıyorsam geçtiğimiz yılın ortalarında Maden Deresi’nde bir vatandaş kayalıklardan düşmüştü çok uzun zaman sonra düştüğü yerden alınabildi.
Yine geçtiğimiz hafta meydana gelen Alim Kasap olayı. Talihsiz vatandaş evine çok uzak sayılmayacak bir mesafede hayatını kaybetmiş olarak bulundu. Burada da yine ihbarın ardından uzunca bir süre kolluk kuvvetlerinin ve dışarıdan gelecek kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşması beklendi. Ve bu bir şekilde zaman kaybına neden oldu. Bizim ilçemizin de böyle bilinçli bir sivil toplum örgütü olsaydı belki de çok daha önce olaya müdahale edilir, arama kurtarma işi daha erken başlayabilir belki de vatandaş sağ salim kurtarılabilirdi. Ama olmadı.
Olay bununla bitmedi tabi. Biz özellikle yaz aylarında nüfusu dört beş kat artan bir ilçeyiz ve sık sık bunlara benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Dışarıdan ekip beklemek bize sürekli zaman kaybettiriyor. Dolayısı ile bundan sonraki dönemde çok daha büyük acıların önüne geçilebilmesi için Kocaali’de, kaymakamlık, belediye, sağlık merkezi ve ilgili diğer sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile resmiyeti ve müdahale yetkisi olan ciddi bir arama kurtarma ekibi kurulmasını şart olarak görüyorum. Sağlıkla kalın…
