Aslında yazmaya niyetlendiğim birçok konu varken son dakikada hepsini bir kenara bırakıp sizinle içimizden bir insan öyküsü paylaşıp hem de destek istemeye karar verdim.
Bazen hayat mücadelesine kendinizi kaptırır canla başla mücadele edersiniz. Kendinizi sınırlarınızı zorlarsınız. Çünkü bildiğiniz sorunlar sizin için çok önemlidir ve bir an önce çözmek boyun borcunuzdur. Böyle bir karmaşa içinde yoğrulup dururken aslında çok daha büyük sorunlarınızın olduğunu düşünmezsiniz bile. Ta ki hiç beklemediğiniz bir anda başınıza aksi bir olay gelene kadar.
Tıpkı Nejdet abinin başına geldiği gibi. Nejdet Günay’ı yaklaşık 3 yıldır tanırım. Kendisi gayet düzgün, işine gücüne koşturan, orta halli, neşeli ve çevresi tarafından oldukça sevilen bir kişilik. Benim tanıdığım dönemde birçok işte çalıştığına şahit oldum. Arta kalan vakitlerinde de karşımdaki kahvehanede ocakçılık yapıyor. Oldukça iyi bir diyalogumuz var. Son bir yıldır da Irak’ta çalışıyor. Sık sık gidip geliyor. Bazen 2 ay bazen üç aylık sürelerde kalıyor dışarıda.
Bundan yaklaşık üç buçuk ay kadar önce yine Irak’a gidiyor. Havaalanında güvenlik kontrolüne giriyor. Güvenlik görevlisi Nejdet abiyi kontrol ederken sırtını yokluyor. Nejdet abinin sırtında uzun süredir bildiği fındık büyüklüğünde bir sivilce var. Güvenlik görevlisi onu şüpheli bir şey sanıp sıkıyor ve sıktığı anda da sivilce patlıyor.
Her neyse Nejdet abi güvenlikten geçiyor. Yerine ulaşıyor. Bi bakıyor çamaşırında kan lekesi var. Sırtındaki sivilce durmaksızın kanıyor. Revire gidiyor, pansuman yaptırıyor, bandaj falan yaptırıyor ama kanama kesilmiyor. Bunun üzerine Nejdet abi Türkiye’ye dönüp araştırma hastanesinden sıra alıyor. Muayene oluyor. Birçok tetkik yapılıyor ve sonucunda sırtındaki sivilcenin aslında cilt kanseri ile alakalı olduğu ortaya çıkıyor. Tabi Nejdet abinin bütün düzeni bozuluyor. ‘Acil ameliyat’ diyor doktoru. Geçtiğimiz ayın 13’ünde ilk ameliyatını oluyor. Vücudunun altı farklı bölgesine cerrahi müdahale yapılıyor. Ancak kanser baş kısmına da sıçramış.
Bütün derdinin geçim derdi olduğunu düşünen ve canla başla mücadele eden Nejdet abi, aslında daha büyük bir derdinin olduğunu hava alanındaki güvenlik görevlisinin sırtındaki yarayı patlatmasından dolayı öğreniyor. Şimdi mecburen işi gücü bir kenara bıraktı çare bulmakla uğraşıyor. Nejdet abi gazetemizin dağıtım günü olan Çarşamba günü İzmit Umuttepe’de hastaneye yatış yapacak. Cuma günü ise baş kısmından ikinci ameliyetına girecek.
Kendisiyle uzunca bir süre konuştuk. Doktorun söylediğine göre baş kısmındaki kanserli hücrelerin de temizlenmesiyle birlikte sorun büyük oranda çözülmüş olacak ama rahatsızlığı tam anlamıyla bitmiş olmayacak. Ameliyatı da baş bölgesinde olduğu için hem hayli riskli hem de uzun ve zorlu geçecek. O süreçte en az üç dört ünite kan ihtiyacı da olacak. Birkaç ünite 0 Rh+ kan gerekecek. Ben sosyal medya üzerinden paylaşım yapıp davette bulundum. Sizlerden de kan verebilecek durumda olanlar varsa en azından bir irtibata geçmeye davet ediyorum.
Bu biraz da ‘Bu gün bana, yarın sana’ misali. Nejdet abi bundan birkaç ay önce hiçbir şeyden habersiz koşturup duruyordu. Bir tesadüf üzerine rahatsızlığını öğrendi. Biz zaten toplum olarak hastane sempatisi olmayan bir toplumuz. Hep tesadüfen öğreniyoruz. Rahmetli kayın validem de öyle olmuştu. Yine Kocaali’mizin sevilen esnaflarından İlhan Sevindik. Bunun gibi hastalığını tesadüfen öğrenen birçok isim sayabiliriz.
Velhasıl kelam bizler de her an benzeri bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Rabbim herkese sağlıklı ömür versin. Nejdet abimize de acil şifalar diliyor, kan verebilecek okurlarımızı kendisi ile irtibata geçmeye davet ediyorum. Sağlıkla kalın…
