Köşe Yazıları

‘Erkeksen çıkışta bekle’

Biz her ne kadar, ağırlıklı olarak yerel gündem üzerine çalışıyor olsak da kişisel olarak ülkemizde ve bölgemizde yaşanan gelişmeleri soluksuz takip ediyoruz. Son birkaç aylık dönemde de ciddi derecede hararetin yükseldiği, sinirlerin gerildiği, sabırların belki de son raddeye kadar zorlandığı, cidden sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Abd başkanı Trump’ın Avrupa’ya karşı tutumu, Ortadoğu’ya karşı tehditkar hamleleri. Dibimizde, sınır komşumuz Suriye’de yaşanan gelişmeler, Terörsüz Türkiye süreci. Nusaybin Kamışlı sınırında yaşanan Türk Bayrağı provokasyonu. Bunları ana başlık olarak ele alıp altında onlarca yüzlerce madde ekleyebiliriz.

Bunlar genel bakıldığında, aslında bizi içeriden ilgilendirmeyen meseleler gibi görünse de durum hiç te öyle değil. İlçemizden binlerce insanın bu bahsettiğimiz coğrafyalarda yaşadığını düşündüğümüz zaman kilometre olarak olay mahallerine fiziken uzak görünsek de aslında olayın tam da içinde, hatta tam merkezindeyiz.

Tabi içinde bulunduğumuz bu süreç özellikle de Terörsüz Türkiye süreci toplumu adeta ikiye bölmüş durumda. Yarısı sürece karşı çıkıyor, sürecin mimarı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi adeta topa tutuyor. İlçemizde muhalif kanat bu konuda çok şahin duruyor. Oldukça sert davranıyor. Cumhur ittifakı kesimi ise süreci inşa eden kanat oldukları için, muhalefete göre nispeten daha suskun davranıyor. Zarar gelmemesi için daha düşük tonda tepki veriyor. Aslına bakılırsa “Bekleyelim görelim duruşu” sergiliyor. Ben şahsen hem sokakta hem de sosyal medya üzerinden yaptığım analizlerde fevri davranmanın hata olduğunu binlerce kez söyledim.

Tabi insanlarımız sokakta her ne kadar bu konuları tartışsa da yüz yüze oldukları için çok fazla gerginliğe mahal vermeden konuyu kapatmak zorunda kalıyorlar. Sözlerini bitirmeden, lafın gerisini içlerine atıp susuyorlar.

Ama sosyal medyada durum hiç de öyle değil. Özellikle siyasi partilerimizin yönetici kesiminde bulunan siyasi figürlerimiz bu konuda en çok dikkat etmesi gereken kişiler.

Geçtiğimiz günlerde, bir muhalif partimizin teşkilat mensubu kıymetli bir büyüğüm bu konuda oldukça sert bir paylaşım yaptı. Partisinin durduğu yer açısından ve kendi görüşü olarak haklı bir serzenişte bulunmuş. Altında bin civarında yorum yapıldı. Üşenmedim saatlerce okudum. Yarıdan fazlasını okudum. Kimi yerlerde hararet o kadar yükselmiş ki, tartışan kişiler ‘Erkeksen çıkışta bekle’ durumuna kadar gelmiş.

Velhasıl ben okuyunca hem üzüldüm hem de gerildim. Ama herhangi bir tepki vermedim.

Gel zaman git zaman aradan 15 gün kadar geçti. Geçen Pazartesi günü bu paylaşımı yapan büyüğümün mensubu olduğu siyasi erkin, ulusal gazetesi küüttt. Manşetinde “KOCAMAN” terörist başı öcalanın fotoğrafıyla çıktı. Terörist başının örgüte ve HDP’ye gönderdiği mesajı manşet haberi yaptı. Haberi bir okudum, ‘terörist’ yazmıyor, ‘elebaşı’ yazmıyor ‘katil’ yazmıyor. Sokaktaki siyasetçinin kullandığı dilden eser yok. Haberi bir okuyun sanırısınız öcalan barış güvercini.

Şimdi bir bakıyorsun muhalefet Terörsüz Türkiye meselesinden dolayı cumhur ittifakını ve komisyon üyelerini teröristlikle suçluyor. Dönüp öteki tarafa bakıyorsun adamı melaike gibi anlatıyor.

Bu haberi okuduktan sonra sosyal medya üzerinde paylaşmayı da düşündüm ama sonra ortalığı karıştırmamak için vaz geçtim. Gittim ilk paylaşım yapan siyasi büyüğüme yazdım. Dedim ki “Bak abi, sen geçenlerde sosyal medyada içini döktün boşalttın. Ama paylaşımın altında millet birbirine girdi. Fevri davrandığını düşünüyorum”. “Haklısın” dedi. “Bazen kontrolü kaybettiğim oluyor”. Sen o kadar estin gürledin ama, sizin gazete manşetten Öcalan fotoğrafıyla çıkmış ve adama terörist bile yazmamışlar. Ele başı için “İmralı” ve “Abdullah Öcalan” demişler. Şimdi ben senin yaptığın paylaşımla gazetedeki haberi yan yana koyunca tezat görüyorum”. Kaldı ki senin yaptığın paylaşımı sıradan bir partili yapsa infial yaratmaz. Ama sen siyasi ve liderlik vasfı olan bir figürsün. Senin gerginlik yapacak bir hareketin önü alınamaz sonuçlara neden olur.

Sonuç olarak şu günler, sıradan bir devletin kolay kaldırabileceği günler değil. Biz gücümüzle sahadayız, ve bu gücümüz sayesinde ayakta durabiliyoruz. Ve şu an ayrısı gayrısı yok, Türkiye’deki bütün siyasi partiler gırtlağına kadar Terörsüz Türkiye sürecinin içine batmış durumda. Kimse kıvırmasın. Bütün siyasiler diline üslubuna dikkat etmek ve toplumsal huzuru tesis etmek için azami gayret göstermek zorunda. Yerel teşkilatın mahalle başkanından, Genel Başkanına kadar herkes lafına dikkat etmek zorunda. Hani derler ya 10 düşün 1 söyle. Biz şu an 50 düşünüp 0,5 söylememiz gereken günlerden geçiyoruz. Sağlıkla kalın…