Köşe Yazıları

Ne ayaksınız

Ordu ve Giresun yaylalarını da içerisine alacak şekilde verilen maden arama ruhsatları, bölge halkını rahatsız etmeye devam ediyor. Bunların içerisinde sit alanı ilan edilen “Perşembe Yaylası’nın da olması, ayrı bir akıl tutulmasını gösteriyor.

Karasu’da kendi bölgemizi hatırlayalım. 2007 yılında Umur-Kalkavan, 2009 yılında Suez-Güney Enerji gurubunu unutmadık. Deniz Köy kumsalına kömür termik santrali kurmak için yapılan ÇED toplantıları Karasu halkının ayaklanması ile başarılı olamamıştı.

Yatırımın tamamını batı bölgelerine yapan akıl yoksunu siyaset, Anadolu’nun pek çok bölgesinde köylerin boşalmasına, insanların eski kültürlerini unutmasına neden oldu. Şehirde, açlık sınırının altında aldığı asgari ücretli köylüler, barınamaz hale geldi. Bu da yetmiyormuş gibi bir de işsiz kaldığı için ayakta kalma mücadelesi veren, gelecek umudunu kaybetmiş gençlerimiz var.

“Köyüme dönerim mücadelemi orada veririm” diye hayal kuranların umutları, akıl yoksunu projelerle ellerinden alınmak isteniyor.

Abdülhamit hayranı olan kafaların ne yapmak istediklerini anlamakta gerçekten zorlanıyoruz. “Ömür bir gün, o da bugün” anlayışı, gelecek kuşakların yaşam alanı olan dağ köylerindeki doğayı da ortadan kaldırıyor.

Kış mevsiminde büyük oranda boş kalan Karadeniz köyleri gerçek anlamda çok büyük tehlikeyle karşı karşıyadır. Memleketi ile bağlantısı devam eden Karadenizlileri köylerine, kasabalarına sahip çıkmak için yollara düşmeye davet ediyorum. Köpeksiz köy bulup değneksiz gezenlere hadlerini bildirmekte geç kalmak, silah zoru ile kazandığımız toprakların, elimizden kayıp gitmesine neden olacaktır.

Topal Osman “halkımızın mahvına karar verilmiştir. Silaha sarılalım” diyerek milli mücadelenin gerçek kahramanlarından birisi olmuştur. Şimdi, onu yetiştiren bu topraklara, akıl süzgecinden geçmemiş projelerle çökmeye çalışan sermaye sahipleri ve onların işbirlikçileri var.

85 Yaşındaki teyzem soruyor! “Bu yaylaya sahip çıkacak bir Müslüman yok mu? Kim bunlar? Hepsi yabancı insanlar, biz onların toprağına zarar veriyoruz mu da bizim toprağımızı kazıyorlar”

Başka bir teyzem de şöyle diyor; “On beş sene aynı çorabı giyerek var olmaya, ayakta kalmaya çalıştım. Ben bu topraklara böyle tutundum. O kadar kolay mı topraklarımızı elimizden almak, gelsinler görelim bakalım.”

Ordu ve Giresun’da uygulanmaya çalışılan maden projeleri, ülkesinden, insanından ve akıldan uzak bir projedir. Karasu’da yapılmak istenen kömür termikte olduğu gibi nerede olursa olsun yapılan yanlışlara karşı dik duracağız.

Maaşlı, maaşsız, imam bolluğu olan, camisiz mahallenin olmadığı ülkemizde, teyzemiz bağırıyor. “Yok, mu bunlara dur diyecek bir Müslüman.” Maalesef tablo budur gerisi yalan.