Eğitim üzerine (4)

Bir milletin, ülkenin, devletin en değerli varlığı çocuklarıdır. Yeraltı, yerüstü kaynakları gibi doğal zenginlikleri çocuk varlığı yanında bir hiçtir. Çocuk gelecektir. Bu bir aile, sülale için de böyledir.
Bir ailenin, milletin salt çocuk varlığı kendi başına da bir değer ifade etmez. Bir değer ifade etmesi için bu varlığın iyi eğitilmesi ve yetiştirilmesi önemlidir. Bugün Bangladeş, Vietnam vb. birçok ülkenin çocuk varlığı gelişmiş toplumlarla mukayese edilemeyecek kadar sayıca fazladır. Ama bu milletlerin uluslararası arenada hiçbir etkisi yoktur.
Doğal kaynakları açısından baktığımızda da dünyanın bir numaralı petrol ülkesi Venezuela’dır. Tüm körfez ülkeleri petrol ve doğal gaz açısından hatırı sayılır bir zenginliğe sahiptir keza altın rezervleri bakımından da Afrika ülkeleri çok zengindir. Ama bu ülkelerin uluslararası arenada hiçbir ağırlığı yoktur. Bunca zenginliğe rağmen kader tayin edici bir vasıfları olmadığı gibi güçlü ülkelerin oyun sahasında yer alırlar. Filler tepişir çimenler ezilir misali hep ölüm, kan ve gözyaşı olgusu içerisindedirler.
Batı Avrupa ülkeleri; İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda vb. İskandinav ülkeleri; İsveç, Norveç, Finlandiya vb. Uzak Doğu’da Japonya vb. ülkelere baktığımızda pek çoğunun doğal kaynak bakımından fakir olduğunu (Norveç dışında zengin doğal gaz kaynaklarına sahiptir.) görürüz. Buna rağmen bu ülkeler ekonomi de ve uluslararası siyasette baskın durumdadır.
Almanya ve Japonya 2. Dünya savaşında yerle bir oldu. Taş üstünde taş kalmadı ama kısa sürede toparlandı ve bugün bir tanesi dünyanın 3. diğeri de 4. büyük ekonomisine sahiptir. Bu ülkeler bunu aktif ve yaratıcı insan güçleri sayesinde başardılar.
Tüm bunlar bize çocuklarımızın ve onların yetiştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bizim hiçbir konu da devlet politikamız olmadığı gibi bu konuda da bir plan program ve süzgeçten geçmiş çalışmamız yok. Her konu da olduğu gibi günlük politikalarla durumu idare etmeye çalışıyoruz.
Çocuklarımızı her şeyden önce iyi bir insan iyi bir birey olarak yetiştirmeliyiz. Derslerden önce onlara değerler eğitimi vermeliyiz. İnsan, doğa çevre vb. sevgisini onlara kazandırmalıyız.
Çocuklardan önce anne ve baba eğitimine önem vermeliyiz. Çocuğu olan anne ve babalar konusunda milli eğitim müdürlükleri nüfus müdürlükleriyle koordineli çalışıp tespit etmeli daha sonra da çocukların yaş ve gelişim dönemlerine göre anne babalar seminerlere çağrılmalı ve bu konularda bilgilendirilmelidir.
Biz niteliğine ve ihtiyacına hiç bakmadan her yere okul açtık. Hatta hiçbir planlama yapmadan en ücra köşeye bile üniversiteler açtık. Orada okuyan çocukların eğitim kalitesiyle ve mezun olduklarında çalışabilecekleri alanlarda hiçbir program yapmadık. Çocuklarımız mezun olduklarında da niteliklerine göre değil ‘’bizden mi değil mi’’ ölçüsünü esas alarak ayrıma tabi tuttuk. Bu şekilde de niteliği öteledik. Sadakat ve hamaset duygularıyla hareket ederek toplumda dengeleri tamamen bozduk.

Exit mobile version