Diğerleri ne olacak

 

Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı:

Basit usulde vergi mükellefi olan 1 milyon 239 bin 438 esnafa 3 ay boyunca Bin TL hibe desteği verilecek.

Kim bu esnaflar? Taksi, dolmuş ve servis işletmecisi, pazarcı, terzi, oto tamircisi, lokantacı, pastaneci, kadın-erkek kuaförü, pansiyon, yurt, kreş, düğün salonu işletmecisi gibi kesimler.

Ya diğerlerine? Yok.

Nerede kaldı sosyal devlet anlayışı?

Tamam anladık;

“Çam sakızı çoban armağanı”

“Benim adım Hıdır elimden gelen budur!”

“Olsa dükkan senin”… gibi bahaneler ileri sürülebilir.

Ama başka ülkelere milyon dolarlar yapılan hibeleri önce kendi insanımıza kullansak da bu sayıyı artırsak olmaz mıydı?

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) verilerine göre Türkiye’de bu yılın ilk 6 ayı itibarıyla 3 bin 4 esnaf odasına kayıtlı 1 milyon 906 bin esnaf ve 2 milyon 58 bin adet işyeri bulunuyor. Yine bu yılın ilk 6 ayında 35 bin 965 işyeri kapanmış. Söz konusu rakam haziran ayında 7 bin 222 adet olmuş. Bu rakam son 5 yılın en yüksek haziran ayı rakamları olarak kayıtlara geçti. Bu esnafların durumuyla ilgili ne yapıldı?

Ve böyle giderse sayının daha da artacağı görülüyor. Yani öyle Bin TL hibeyle sorunlar çözülmüyor.

Kaldı ki Bin TL hibe Basit Usulde Vergi mükellefi olanlara verilecek. Diğerleriyle ilgili bir çözüm getirilmiyor. Sadece Karasu’da Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na kayıtlı bin civarında basit usulde vergi mükellefi bu hibe yardımın almak için dört gözle bekliyor. Bir bu kadar da esnaf kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda. Ayrıca sadece işyeri mükelleflerin sorununa katkı sağlamak yeterli mi? Ya bunların yanında çalışan elemanlar ne olacak? Birçoğunun sigortası bile yok!

***

Bu konuya uyarlı size bir “FİL” hikayesi anlatayım. Bu hikayeyi belki siz de biliyorsunuzdur…

Hikaye komünist yönetimin en baskıcı zamanlarında Polonya’da geçmektedir. İç kesimlerde bir küçük şehrin hayvanat bahçesi hırslı ve kariyer merdivenlerini hızlı tırmanmak isteyen bir genç yöneticinin idaresi altındadır.

Polonya’nın Kurtuluş gününde merkezden kendilerine bir fil tahsis edilmek istenir. Böylece hayvanat bahçesi daha fazla ilgi çekebilecektir.

Bu teklifi kariyeri için bir fırsat olarak gören yönetici ise merkezi yönetime masrafları düşüreceğini düşündüğü bir karşı teklif sunar. Böylelikle merkezin gözüne girebilecektir. Bu teklifte gerçek bir fil yerine hava ile şişirilebilecek lastik bir filin kendileri için yeterli olacağı vardır. Böylelikle yöneticinin parlak fikrine göre gerçeğinden ayırt edilemeyecek olan bu fil ile masraflar azalacaktır.

Teklif merkezce de beğenilir ve onaylanır. Lastikten fil üretilir. Sahte fil geldikten sonra yönetici fili şişirmeleri için iki hayvanat bahçesi bekçisini görevlendirir. Ertesi gün Polonya’nın kurtuluş günüdür ve zaman sahte filin üflenerek şişirilmesi için yeterli değildir. Bekçiler fili bir gaz borusuna bağlarlar ve öyle şişirirler. Sabah fil “Çok yavaş bir hayvan ve zor hareket ediyor” uyarısı ile birlikte sergilenmek için kendine ayrılan bölgeye konulur.

Hayvanat bahçesine fili ziyaret için bir grup öğrenci gelir. Öğrencilere eşlik eden öğretmenleri fillerle ilgili birçok özelliği anlatmaya başlar. Fakat aniden çıkan bir rüzgar fili ayaklarından kaldırır ve uçurmaya başlar. Bir süre sonra fil botanik bahçesindeki bir kaktüsün üzerine düşer ve patlayarak söner.

Hikayenin sonu ise daha ilginçtir. Bu sahneye tanık olan öğrenciler ise büyük şok yaşarlar. Fil diye bir hayvanın varlığına bile inanmazlar. Otoriteyi temsil eden öğretmenlerine olan güvenleri bir anda yok olur. Her söylediğinin yanlış, yalan ve kandırmaca olduğunu düşünmeye başlarlar.

Evet, hikaye böyle.

Ekonominin yukarı doğru “Pik” yapıldığı söylenmekle olmuyor. Yapılacak olan yardımın tüm esnafa eşitlik ilkesine uygun olarak dağıtılmasıdır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.