DEDEMİN KOVDUĞU ADAM

Dedem, 1980 yılında, ben askerde iken vefat etti. 100 yaşına yakındı. Rahmetli, iyi bir marangoz idi. Kurtuluş Savaşı yıllarında, askeriyenin marangozhanelerinde Ustabaşı olarak bulunmuş.
Karaköy Köprüsünün ahşap inşaatını yapanlardan biri de o imiş. Rahmetli, aynı zamanda sepet ve çit örme işinde de ustaydı. Temmuz ayına doğru, evin önündeki dut ağaçlarından birinin dibine oturur, kuzeyden esip gelen Karadeniz’in serin yelleri ile serinleye- serinleye, biraz Piçoğlu Osman’dan biraz da Kâtip Şadi’den, Karadeniz Türküleri eşliğinde, önce eski sepetleri tamir eder, sonrasında da fındık toplamak için onlarca sepet yapardı.
Bir keresinde komşulardan biri yanına gelip oturur. Rahmetli annemin arada bir getirdiği çayları yudumlarken, adam başlar eşini kötülemeye: “Ne pişirdiği yenilir, ne yıkadığı giyilir, pisin pasaklının biri, başım bununla kaldı belaya, ne yapsam bilmiyorum”
Birkaç gün içinde, her gelişinde aynı şeyleri tekrar edince dedem kızar; “Bana bak komşu, yanıma gelip ikide bir karını kötüleyip durma. Kimse senin kötü karını alıp da iyi karısını sana vermez. Karını adam etmeye bak. Yardımcı olmaya çalış ona, unutma ki o senin çocuklarının da annesi.  Bir daha da ağzından böyle bir şey duymamayım. Şimdi kalk git yanımdan”, diyerek kovar adamı. O tarihten sonra da o evde pek huzursuzluk yaşanmaz.
ADAM GİBİ YÜRÜSENE ULAN!
KocaAli’nin sempatik esnaflarından birinin, ayaklarından bir tanesi epeyce kısadır.
Bir sabah, işyerini ‘Bismillah’ ile açar ve dükkânının duvarına yaslanarak, çayını yudumlamaya başlar
Derken, yoldan geçen yabancı birini görür
O geçen yabancı kişi de epeyce topallamaktadır.
Kendisi de KocaAli’ye yeni atanmış olan PTT Müdürüdür.
Bizimki, ‘Sabah Neşesi’ olsun diye, henüz tanışmadığı Müdür Bey’i, yüksek bir ses tonuyla: “Arkadaşım ne biçim yürümek o öyle, adam gibi yürüsene!” diyerek adeta tehdit eder.
Adam sinirinden kaskatı kesilir.
Ve şaşkınlığını kısa sürede atlattıktan sonra şöyle seslenir: “Adam gibi yürümek nasıl oluyor, şöyle bir yürü de biz de öğrenelim!”
Bizimki de başlar çarşı içine doğru yürümeye.
Tabii ki topallayarak…
Yeni müdür anlar işi. O da şakayı ve espriyi seven hoşsohbet biridir.
Gelir bizimkinin yanına gülerek tokalaşır.
“Çayını içmeden hiçbir yere gitmem!” diyerek, uzunca bir süre devam edecek olan bir dostluğun temelini atarlar.

Exit mobile version