CRP nedir? CRP hangi durumlarda yükselir

 

 

CRP (C-reaktif protein) karaciğerde üretilen bir proteindir. Vücudumuz enfeksiyon, tümör, travma gibi durumlara karşı karmaşık bir yanıt verir. Serum CRP konsantrasyonunun artması, vücut ısısının yükselmesi ve akyuvar sayısının artması yanıtın bir parçasıdır. Bu fizyolojik yanıt enfeksiyona veya enflamasyona sebep olan etkeni ortadan kaldırmaya, doku hasarını azaltmaya ve vücudun tamir mekanizmasını harekete geçirmeye yöneliktir. Sağlıklı kişilerde serum CRP (C-reaktif protein) konsantrasyonları çok düşüktür. Burada bahsettiğimiz yanıtın başlamasıyla birlikte serum konsantrasyonu hızlıca yükselerek 24 saat içerisinde 1000 kata kadar artabilir. CRP artışına sebep olan etken ortadan kalktığında serumdaki CRP miktarı 18-20 saat içerisinde düşerek tekrar normal seviyelere iner. Kalp damar hastalıkları başta olmak üzere enflamatuvar ve enfeksiyöz hastalıkların teşhisinde ve tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde CRP testi bir parametre olarak kullanılmaktadır.

 

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR?  

Laboratuvarda kan örneğiniz alınarak, kan serumunuzdaki CRP konsantrasyonu ölçülür. CRP testi açlık ve tokluk durumundan etkilenmez. Gün içerisinde değerlerinde değişim olmaz, herhangi bir zamanda yapılabilir. Ancak beraberinde yapılması muhtemel olan testlerin bazıları açlık gerektirdiği için tercihen açken ölçülür.

 

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) NİÇİN ÖLÇÜLÜR?  

 

Enfeksiyon, herhangi bir iltihabi (enflamasyon) hastalık, tümör oluşumu veya tümör metastazı, kalp krizi ve inme riski gibi durumların teşhisini netleştirmek için hekiminiz tarafından ölçülmesi istenebilir. Ayrıca bu hastalıklara karşı tedavi görüyorsanız tedaviye ne ölçüde yanıt alındığını anlamak için de ölçüm istenebilir.

 

HS-CRP TESTİ NEDİR? NİÇİN YAPILIR? 

Son yıllarda yapılan çalışmalarda kalp damar hastalıklarının, damar çeperinin bozulup halk arasında damar sertliği olarak bilinen “aterosklerotik plak” oluşumuna bağlı olduğu gösterilmiştir. Damar çeperinin bozulmasında ve plak oluşumuyla damarın daralmasında enflamatuvar mekanizmaların rol oynadığı düşünülmektedir. CRP’nin (C-reaktif protein) sağlıklı damarlardan değil plak oluşumunun şekillendiği (aterosklerotik) damarlardan izole edilmiş olması CRP ölçümünü, kalp damar hastalıklarının tespiti açısından önemli bir parametre haline getirmiştir.

CRP seviyesinin yükselmesi kalp krizi riskinin artmasına neden olan (kalp atardamarlarındaki) iltihaplanmaya işaret eder. Kalp krizi sonrası dönemde, CRP yüksekliği söz olabilir. Kalp hastalıkları veya diğer enflamatuvar (iltihabi) hastalıklar açından toplum genelinden daha yüksek bir risk taşıyorsanız hekiminiz CRP (C-reaktif protein) testi yerine duyarlılığı daha yüksek olan hs-CRP (yüksek duyarlılıklı CRP) testi de isteyebilir.

Amerikan Kalp Birliği (American Heart Association, AHA), CRP’nin kardiyovasküler risk saptanmasında kullanılmasını önermektedir. Risk sınıflaması şu şekildedir. Hs-CRP;

<1 mg/L ise düşük risk

1-3mg/L ise orta risk

>3 mg/L ise kalp hastalıkları açısından yüksek riskli olarak değerlendirilmektedir.

CRP’NİN NORMAL DEĞERİ NEDİR? 

Yeni doğanlarda düşüktür ancak birkaç gün sonra yükselerek erişkin değerlerine ulaşır. Sağlıklı bireylerde serum CRP düzeyi ortalaması 1.0 mg/L’dir. Yaşlanma ile birlikte CRP’nin ortalama değeri 2.0 mg/L’ye çıkabilir. Sağlıklı bireylerin %90’ında CRP düzeyi 3.0 mg/L’nin altındadır. 3 mg/L üzerindeki CRP değerlerinin normal olmadığı, belirgin hastalık tablosu olmasa bile altta yatan bir hastalık olduğu düşünülür. Bazı laboratuvarlar CRP konsantrasyonunu mg/dL cinsinden verir. Bu durumda sonuç mg/L’nin 1/10’u olacak şekilde değerlendirilebilir.

 

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) DEĞERİ HANGİ HASTALIKLARDA ARTAR? 

Enfeksiyonlar, kalp krizi, inme, menenjit.

Enflamatuvar (yangısal) hastalıklar: Crohn hastalığı, enflamatuvar bağırsak hastalığı (IBH), Ailesel Akdeniz Ateşi, Kawasaki hastalığı, romatoid artrit (eklem romatizması), sistemik lupus eritematozus (SLE)

Akut Pankreatit

Travma, yanık ve kırıklar

Organ ve doku hasarları

Cerrahi girişimler sonrası

Kanser

Bu durumlar haricinde gebelikte de az miktarda yükselme görülebilir. Menopoz sonrası hormon replasman tedavisi alan kadınlarda CRP artışı gözlenmiştir. Sigara içenlerde ve obezite varlığında daha yüksek değerler söz konusu olabilir.

KANDA CRP (C-REAKTİF PROTEİN) ARTIŞI NE ANLAMA GELİR? 

Sağlıklı kişilerde plazma CRP değeri çok düşüktür. CRP değerinin yükselmesi vücutta enflamasyon veya enfeksiyon olduğuna, inme veya kalp krizi riskine, yakın zamanda geçirilmiş bir kalp krizine, doku ölümüne veya tümör olabileceğine işaret eder. Ayrıca hekimizine CRP atışına sebep olan hastalığınızın gidişatı hakkında fikir verir. Hastalık teşhisi açısından spesifik bir bulgu değildir yani sadece C-reaktif protein değerinin yükselmiş olmasına bakılarak tanı konulamaz. Tanı konulabilmesi için fiziksel muayene de dahil olmak üzere diğer muayene yöntemleri ve tetkiklerden elde edilen bulgular birlikte değerlendirilir.

 

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) ARTIŞI HİSSEDİLİR Mİ?

CRP değerindeki artış doğrudan hissedilmez ancak CRP enflamasyon ve enfeksiyon varlığında artar. Enflamasyona özgü vücut ısısının yükselmesi, lokal ısı artışı, ağrı, kızarıklık, şişlik veya halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler hissedilebilir.

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) DÜŞÜŞÜ NE ANLAMA GELİR? 

CRP’nin (C-reaktif protein) kan plazmasındaki normal değeri 1.0 mg/L’nin altındadır. Yani çok düşük miktarda bulunur. Değeriniz ne kadar düşük ise kalp damar hastalıkları veya enflamatuvar (iltihabi) hastalıklar açısından riskiniz o kadar düşüktür. Önceden belirli bir hastalığınız varsa ve o hastalığa yönelik almış olduğunuz tedavi sonrasında değeriniz düşmüş ise tedaviye iyi yanıt verdiğinizi gösterir. Örneğin şiddetli bakteriyel bir enfeksiyona bağlı olarak CRP değeriniz yükselmiş ise ve antibiyotik tedavisi sonrası CRP değeriniz düşmüş ise bu durum enfeksiyonun ortadan kalktığı anlamına gelir.

CRP (C-REAKTİF PROTEİN) DEĞERİ NASIL DÜŞÜRÜLÜR? 

CRP (C-reaktif protein) yukarıda sözü edilen hastalıklar açısından bir belirteçtir. CRP değerinin düşmesi için altta yatan hastalığın teşhis edilmesi ve tedavi planlaması yapılması gerekir. Altta yatan hastalık tedavi edildiğinde CRP değeri de tedaviye yanıt olarak düşer. Doğrudan CRP değerini düşürmeye yönelik bir ilaç tedavisi yoktur.

Belirgin hastalık halleri dışında yaşam alışkanlıklarında değişiklik yaparak kalp damar hastalıkları ve diyabet riskini azaltmak mümkündür. Kalp damar hastalıkları ve diyabet CRP değerinin yükselmesine neden olur. Bu hastalıklara önlem olarak yaşam alışkalıklarımızda değişiklik yaptığımızda dolaylı olarak CRP değerinin düşmesini de sağlayabiliriz. Bu tedbirler sadece CRP ile ilgili değil aynı zaman genel anlamda sağlığı korumaya yönelik tedbirlerdir.

Örnek vermek gerekirse;

Fazla kilolardan kurtulmak

Sigarayı bırakmak ve sigara dumanına maruz kalmamak

Alkol tüketiminde aşırıya kaçmamak

Yüksek kalorili gıdalardan ve doymuş yağlardan kaçınmak

Tereyağı, iç yağı ve margarin yerine zeytinyağı gibi bitkisel sıvı yağlarla hazırlanmış gıdaları tercih etmek

Süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünlerinin yarım yağlı veya yağsız olanlarını tercih etme

Hayvansal gıdalar yerine sebze, tahıl ve baklagil ağırlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak

Posadan zengin beslenmek: Bitkilerin sindirilmeden atılan kısımlarına “posa” denir. Yulaf, çavdar, arpa, pirinç, bulgur, bezelye, fasulye, pırasa, ıspanak, nohut, kuru fasulye gibi posadan zengin gıdaların tüketimi kolesterolün düşmesine de yardımcı olur.

Kırmızı et tüketimini haftada 1-2 porsiyon ile sınırlandırmak, kırmızı et yerine tavuk veya balıketi tercih etmek

Omega-3’ten zengin beslenmeye çalışmak

Düzenli egzersiz yapmak

İşlenmiş gıdalardan uzak durmak

Yüksek oranda trans yağ içeren hazır gıdalardan uzak durmak (kek, bisküvi, gofret, cips gibi)

Gıdaların pişirilme şekli de uzun dönemde iltihabi yanıtı tetikleyebilir. Kızartma ve kömür ateşinde pişirme yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme önerilmektedir.

Kalp damar hastalıkları açısından risk taşıyorsanız; hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklarınız var ise, kanser tedavisi görüyorsanız, rutin kontrollerinizi aksatmamanız, doktor takibinden çıkmamanız büyük önem taşımaktadır.