Doğru beş aklın yolu on olmuş

Ülkemizdeki gidişata gerçekçi ve abartısız ve yine aynı zamanda tarafsız bir gözle bakacak olursak, birçok alanda özellikle ekonomide işlerin iyiye gitmediğini görürsünüz. Şimdi böyle yazdım diye bazı aklı evveller yine siyaset yapıyor diye düşünebilirler. Doğrudur da çünkü hayatın zaten kendisi siyaset. Temennimiz ve inancımız bir an evvel hangi alan da olursa olsun kötü gidişatın bir an önce düzelmesi ve yüce Türk milletinin refah seviyesinin yükselmesi elbette. Pek düzeleceği yok ama en azından kısa vade de olmasa da uzun ve orta vadede düzelir inşallah. Her ne kadar karamsar olsam da ben buna tüm yüreğimle inaniyorum, bir tek alan hariç… O da futbol ve futbolun birinci dereceden sorumluları. Bunları zaten biliyorsunuz kulüp başkanları yöneticileri, hakemler ve tabi ki bu unsurların söylemlerinden, eylemlerinden etkilenen kulüp taraftarları.
Bu etkilenme alanı öylesine bur derinlik kazanmış ki bu etkileşimin yıllar geçse de düzeleceği yok, üstelik çözümü çok basit olmasına rağmen. Ama hiç kimse, evet evet hiç kimse çözümden yana değil ve hiç kimse çözüm adına bir hamle yapmıyor aksine çözümsüzlük adına her türlü çaba sarf ediliyor ve bu durum günden güne de kötüye gidiyor. Geçtiğimiz hafta arasında Avrupa kupası maçları oynandı ve Fenerbahçe rakibini 3-0 yendi. Galatasaray ise rakibine deplasmanda 4-1 yenildi. Bu sonuçlar futbol da var olan şeyler. Yenilmekte var yenmekte, berabere kalmakta. Hatta yenilgiyle sonuçlanan her skorun telafisi de var ikinci maçlarda. Biz ülke olarak duygusal bir milletiz bu vasıflar Türk insanının doğasında var ve yenilgiyi hazmedemeyiz, akabinde çok üzülürüz sanki dünyanın sonu gelmiş gibi, öldük yandık bittik moduna gireriz her üzücü olaydan sonra. Ben bu duyguların birliğimizi beraberliğimizi güçlendirecek vasıflar olarak bilirdim bu yaşıma kadar. Ama yanılmışım hem de çok yanılmışım…
Galatasaray’ın yenilgisi sonrası aman Allah’ım sosyal medyaya bir baktım sevinenler mi dersiniz, zil takıp oynayanlar mı dersiniz, internet ortamı yıkılıyor inanın. Öteki tarafa bir bakayım dedim Fenerbahçe’nin galibiyetine üzülenler mi dersiniz, rakip takımın bilerek yenildiğinden dem vuranlar mı dersiniz, hakemin rakip takımı yendirdiğinden bahsedenler mi dersiniz sormayın gitsin… Üzüldüm çok üzüldüm, daha doğrusu kahroldum bunları görüp okuduktan sonra. Türk insanının yaratılışından var olan o sarsılmaz değerleri yok olup gidiyor bir şampiyonluk uğruna. Daha doğrusu kaybedilen yahut kazanılan bir maç uğruna. Bizim değerlerimiz olan saygı sevgi adalet yardımlaşma, merhamet, birlik, beraberlik, sağduyu ve centilmenlik vs vs kaybolup gidiyor, elimizden kayıyor ve bir Tanrının kulu kılını kıpırdamıyor bir şey yapmak adına. Fanatiklik, taraftarlık boyutunu aşmıştı da, fanatik simdiler de fanatik olma boyutunu da katbekat aşmış durumda. Spor adına elbette ki yenmek kazanmak ve şampiyon olmak, Kupa almak çok önemli kavramlar. Lakin bunlar saygı sevgi ve sportmenlik çerçevesinde çok güzel yaşanmalı, çok daha değerli olmalı ve bu şekilde anlam kazanmalı. Hele hele Bir futbol kulübümüzün yahut bireysel anlamda bir sporcumuzun batılı yahut doğulu yabancı bir takıma veya sporcu olsun elbette ki ona karşı kendi takımızın yenmesini istemek beklemek onu desteklemek hepimizin görevi.
Ama kendi takımımızın yenilmesini yahut sporcumuzun kaybetmesini istemek beklemek, hele hele birde bu düşünceleri karşı takımın camiasına karşı sırf gıcıklık olsun diye yapmak, hangi akla mantığa izana sığar. Birde şöyle izah edeyim, bir insan bile bile bunu nasıl yapar? Aynı ülke takımının yenilmesini nasıl ister? Yahut bir takımızın maç kazanmasına nasıl üzülür? Bu nasıl bir anlaşılmayacak fanatikliktir değerli okuyucular. Bu konuyu güya aklı başında olan az çok mürekkep yalamış biriyle tartışırken bunların yanlış olduğunu, yakışıksız olduğunu, bu tiplerin taraftar olmadığını hatta Türk olmadığını söylerken aldığım cevaba bakın “Hoca FB Yunan takımı ile oynasa o Yunan takımını tutarım” dedi.
Niye dedim?
Dedi ki “FB burjuva takımı”
Eee onların taraftarları da GS’li taraftarları fetöcülükle itham ediyorlar, ee şimdi ne olacak? Bu işin boyutu nereye varacak diye?
Ben bilmem hocam dedi…
Şaştım kaldım. Bu konuşmaya “şahidim var” sözüne güvenilir bir insan.
Şimdi birileri çıkıp yine diyebilir ki “hocam onlar aşırı fanatik” diye.
Hah işte bende onu diyorum onlar fanatik falan değil değerli okuyucular onar bana göre insan bile değiller, bu ifadeyi yazdığım için beni hoş görün. Sonuç olarak siyasetimiz de ekonomimizde sporumuzda futbolumuz da, bu aşırı hatta çok çok aşırı insanlık dışı fanatizm yüzünden, bir arpa boyu yol alamıyoruz. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyemiyoruz. Herkesin bir doğrusu ve herkesin bir yanlış anlama şekli var. Ne doğru tek nede aklın yolu bir değil artık. En üzücü olanı ise bize özgü değerlerimiz yok olup gitmekte.
Sadece seyretmekteyiz.
Sağlık ve esenlikle…






