Ateş çemberi

Seri görüşmeler devam ederken, ABD ve İran arasında acımasız bir savaşın başlaması, bölgemizi tam bir ateş çemberine çevirmiş bulunmaktadır. Bu konuda, Rusya-Ukrayna savaşında izlenen politikaya benzer bir yol izlemenin, ülkemiz yararına olacağını düşünüyorum.
Bir ülkenin, kendi içerisinde huzur ve barış varsa, ülkesine ihanet eden hain sayısı yok denecek kadar az olursa, yöneticileri akıllı hareket eder, iç güvenlik, dış güvenlik hesaplarını iyi yaparsa, güçlü olursa, her tür tehlikeye karşı, daha güvenli bir yapısı olacaktır.
Görünen bela, görünmeyen bela, görünen tehlike, görünmeyen tehlike, hepsine karşı hazırlıklı olmak durumundayız. Birey olarak, aile olarak, devlet olarak, tehlikeye karşı hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz. Dövüşte de savaşta da maalesef mantık yoktur. Kazanırsanız yaşarsınız. Kaybederseniz silinip gidersiniz. Güçlü olan, hesabını iyi yapan, kavgaya geldiğinde, bütün varlığını ortaya koyan bir toplum için, zarar görse de kaybetme ihtimali uzak olacaktır.
İran yakın zamana kadar çok sayıda bilim adamını, üst düzey komutanını, yöneticisini, ABD’nin düzenlediği suikastlarla kaybetti. Aynı merkez tarafından yeniden tehdit edilmesine rağmen, tehlike açıkça görünmesine rağmen, düşmanın acımasızlığı da açıkça ortadayken, İran’ın bütün üst düzey yöneticilerinin savaş dışı kalması, anlaşılır değildir. Mücadeleden korkmamak ayrı, gerekli tedbirleri alarak yol almak ayrı işlerdir.
İki saat içerisinde, savaşı yönetecek, halkını koruyacak, mücadele edecek ekip ortadan kaldırıldı. Kendi geleceğini başkasının insafına bırakacak kadar gafil olmak, kabul edilebilir bir durum değildir. Kavgada da savaşta da hile ve kandırmalarla başarılı olmanın yollarını aramak, oyunun gereğidir.
Büyük devlet olmanın yolu, çok çalışmak, kuvvetli olmak, büyük hesap yapmaktan geçer. Bulunduğumuz coğrafyada başka türlü ayakta kalmak mümkün değildir. Bölünmek, parçalanmak ile kendi adına kazanç hesabı yapanlar, yok olmaya doğru giden kapıyı sonuna kadar aralamış demektir.
İstihbarat denen işi iyi yapanlar, her konuda her bilgiye sahip olanlar, hesaplarını da buna göre yaparlar. Bir ülkenin güvenliği, içerideki ve dışarıdaki hainlerini bulup yok etmekten geçer. Devlet iseniz bunu yapacaksınız. Siz yapmazsanız başkaları yapar; Bedeli de çok ağır olur.
Aile içerisinde dahi farklı görüş ayrılıkları varken, doksan milyon nüfus içerisinde herkesi aynı görüş ve yaşam biçimine zorlamak, huzursuzluk kaynağı olacaktır. İdareciler, uygulayacakları adaletli bir yönetim ile vatandaşını kucaklamayı, onların gönlünü almayı başarmalıdır. Düşmana, huzuru bozacak açık kapı bırakmamak gerekir. Bırakılan her açıklık, tehlikeye açılan kapıdır.
Kazanmanın en önemli şartları, haklılık ve güçlülüktür. Dost sayısı da düşman sayısından fazla olmalıdır. Eğer bu sağlanamamışsa, nedeni sorgulanmalı çözüm bulunmalıdır.
Savaş kaçınılmaz ise bölünmeden parçalanmadan mücadele etmek gerekir. Yakın çevremiz tam bir ateş çemberi altındadır. Maddi ve manevi büyük zararlar yaşamaktadır. Savaşın acımasızlığını izliyoruz ve görüyoruz. Dünya üzerinde insanların rahat edeceği adaletli bir sistem maalesef kurulamamıştır. Gücü yetenin gücü yetene saldırdığı bir düzen tam gaz devam etmektedir
Özellikle yönetim kadrolarımızın akıllı hareket etmesine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Komşu İran halkının, barış ve huzur içerisinde yaşayacağı günlerin yakın olmasını diliyorum.

Exit mobile version