ALLAH SONUMUZU HAYIR EYLESİN

2023 Yılında Beyaz Saray danışmanı Condoleezza Rice yazdığı makalesinde 22 Ortadoğu ülkesinin haritasının değişeceğinden, Ortadoğu’nun yeniden şekilleneceğinden bahsetti. Condoleezza Rice daha sonra ABD’nin Dışişleri Bakanı oldu. Makalesinde bahsettiği hususlarda teoriden pratiğe geçti.
1990 yılında Baba Bush döneminde Irak’ın Kuveyt’i işgali bahane edilerek Irak aylarca havadan bombalandı. Ülkede taş üstünde taş bırakılmadı (Irak Kuveyt’e girmeden önce ABD Arabistan’ın Darhan kentinde hava üssü kurdu.) 2003 yılında ise ABD’de Oğul Bush dönemiydi. ABD ordusu 1990’nda çökerttiği Irak’a kara harekatı yapmayı planlıyordu. Ülkemizde 1 Mart teskeresi olarak anılan kriz yaşandı. Hükümet Amerikan askerlerinin Irak’a kuzeyden girmek üzere ülkemizde konuşlanmasına, gemilerinin özellikle İskenderun limanına demirlemesine müsaade etmişti. Ancak 1 Mart’ta yapılan meclisteki teskere oylamasında meclis buna izin vermedi.
Daha sonra Arap Baharı adı altında Kuzey Afrika’nın batısında özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi evrensel kavramlar ön plana çıkarılarak halk hareketleri başlatıldı. Tunus’ta başlayan ayaklanmalar neticesinde ülke yönetimleri birer birer değişti. 23 Ağustos 2011’de Kaddafi rejimi çöktü.
Yine 2011 tarihinde kardeş olan Esad birden eli kanlı katil Esed’e dönüştü ve Suriye’nin güneyindeki Dera şehrinde bir duvara yazılan ‘’Seni istemiyoruz Doktor.’’ yazısıyla halk hareketleri başladı. Dera, Suriye’nin güneyinde Davut koridoru olarak adlandırılan koridorun merkezidir. Şu an da orada yönetimi elinde bulunduran Ahmet El Şara’nın da sözü geçmez.
Suriye olayları başladığında pek çok bölgeyi tanıyan stratejist hükümeti uyarmaya çalıştı. Ama nafile. Hatta Suriye- Cerablus doğumlu, Türkmen-Barak aşiretine mensup gazeteci-düşünür Hüsnü Mahalli bu eleştirilerinden ve devlet yetkilerine karşı yaptığı eleştirilerden dolayı yargılanıp hapis cezası aldı.
Suriye’de önce müttefikimiz ABD önderliğindeki batı ülkeleriydi. Daha sonra taraf değiştirerek Rusya- İran safına katıldık. Ancak İdlip’te Rus uçaklarının havadan saldırısına maruz kalarak otuz dört askerimizi şehit verdik.
Bizim kontrolümüzdeki İdlip’te kök salan Culani ( Ahmet El Şara) ne olduysa bir haftada Suriye’den Esad’ı kovdu. Ancak Ahmet EL Şara’dan önce gideceği yerlerdeki Suriye rejim güçlerini İsrail havadan etkisiz hale getirdi.
Gelinen noktada Suriye dört parçaya bölündü. Dürzi bölgesi, Nusayri bölgesi, Rejim güçleri ve PYD güçlerinin hakim olduğu bölge kısmen istikrarlı ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye’den parçalanmış her gün İsrail hava kuvvetlerinin saldırısına uğrayan bir Suriye’ye evrildik.
Aynı senaryoyu önce Irak’ta sonra Libya’da da görmüştük. Bir sözümüz var Müslüman bir delikten iki kez ısırılmaz diye. Bizde ise bırak ikiyi artık yalama yaptı.
Her gün İsrail’in Gazze’de yaptıklarını telin edip lanetliyoruz. Oysa bu zemini biz kendimiz hazırladık. Güçlü bir Irak, güçlü bir Libya, güçlü bir Suriye olsaydı kısaca Saddam, Kaddafi, ESAD ülkelerinin başında olsaydı. İsrail bu denli saldırgan olabilir miydi?
ABD’nin Suriye temsilcisi Barrack açıklamasında İsrail için Ortadoğu’da en tehlikeli, ulus devletlerdir demiştir. Bu çerçeve de olaya baktığımızda resmi daha net görürüz.
Son günlerde Türk değil, Türkiyeli kavramı ön plana çıkarılmaya çalışıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir realite yok. Yine bazıları için bataklık araziye geçiş için taşlar döşeniyor.






