Adamlar uçmuş

 

İlçenin genel durumu ve kısa vadedeki geleceği ile ilgili bir çok konu hararetli bir şekilde tartışılıyor. Hiç şüphesiz bu listenin en başında da son haftalarda sıkça yer verdiğimiz osb mevzusu geliyor. İçinde bulunduğumuz kapanma döneminden dolayı ortam biraz durulmuş gibi görünse de bayram sonrası yeniden hızlanacak gibi görünüyor. Zira gidişat şimdilik onu gösteriyor. Yeni vaka ve vefat sayılarında ciddi düşüş var. Bu şekilde devam eder ve dişimizi biraz daha sıkarsak hele ki bayram döneminde tedbirlere harfiyen uyarsak vaka sayısında altı yedi bin seviyelerinin altını görebileceğimizi düşünüyorum. Zaten bu aslında tam kapanma olmayan kapanma döneminde hedeflenen de buydu. Yaz sezonu öncesinde vaka sayısını düşülebilecek en alt seviyelere çekmek ve geçtiğimiz yaz sezonunda olduğu gibi, kısıtlamaları önemli ölçüde kaldırıp sezona başlamak. Daha geniş bir tabirle ülkeyi hem yerli hem de yabancı turistlerin güvenle dolaşabileceği hale getirebilmek. Ve en kısa özetiyle ülkeyi turizme açmak. Ben her gün Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı tabloyu düzenli olarak takip ediyor ve açıkça görünen düşüşlerden dolayı hem memnuniyet duyuyor hem de bayram sonrası ve yaz sezonu için ümitleniyorum. Dolayısı ile kısıtlamaların kalkması ile birlikte daha rahat nefes alacak, ilçemizin ve gençlerimizin geleceğini ilgilendiren böyle büyük bir konuda daha somut adımlar atabileceğimizi düşünüyorum.

Bu arada ilginç olan bir şey var ki bu da şundan bir yıl öncesine kadar ilçede hemen herkesin dillendirdiği yüksekokul konusuydu. Gerek sokakta olsun gerekse sosyal medyada yer seçiminden tutun da inşasından, rektörlüğe devrine kadar her aşaması oldukça büyük tartışmalara neden olmuştu. Şimdilerde bu osb mevzusu biraz öne geçmiş görünüyor. Aslında konuların birbiri önüne geçtiği yok da yüksekokul meselesinde işler yoluna girdiği ve çark kendi kendine dönmeye başladığı için öyle. Yani tartışılabilecek bir şey yok. Bu konudaki fikrimi ve içimden geçenleri kurdeleyi kestiğimiz haftaya sakladığım için o meseleye pek fazla girmek istemiyorum. O gün için oldukça heyecanlıyım ve şimdiden o yazı için hazırlıklarımı yapıyorum.

Tabi fırsat buldukça yüksekokul konusunda yaşanan gelişmeleri de elimizden geldiğinde haber olarak paylaşıyoruz. Öncelikle, Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğü’nün Kocaali Denizcilik Meslek Yüksekokulu için gösterdiği ilgi ve alakanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar uzaktan eğitimle devam ediyor olsalar da burayı müthiş derecede ciddiye alıyorlar ve geliştirmek için azami gayret sarf ediyorlar. Sadece son birkaç ay içerisinde akademik kadrolarını neredeyse iki katına çıkardılar. Bu aynı zamanda eğitimde kalitenin yükselen bir ivme ile arttığını gösteriyor. Daha fazla öğrencinin tercih sebebi olmak için müthiş sebep. Zira şimdi öğrenciler eskiye nazaran daha fazla teknolojik imkana sahip. Okuyacakları okul ve meslek seçimleri kadar tercih listelerindeki okulların akademik kadrolarını da ellerindeki telefon üzerinden araştırıp bilgi alabiliyorlar. Hatta daha fikir aşamasındayken bile bu kadrodaki kişilere bizzat ulaşıp görüşerek bilgi alabiliyorlar. Dolayısı ile SUBU Rektörlüğü’nün bu konudaki tutumu ve pratikliği ilham verici.

Tabi konu sadece kadro değil. Halihazırda devam eden bir yüksekokul inşaatımız mevcut. Bu konudaki son gelişmeleri de geçtiğimiz hafta mümkün olduğu kadar paylaştık. Dernek Başkanı Engin Aşcı’nın (ki kendisi bu konuda ciddi emek harcamış, maddi manevi risk almış en önemli kişilerden biridir) yüksekokul inşasına yapılan ziyarette yüklenici firma yetkilileri ile konuşulan bir konudan bahsetti ve biz de açıklama olarak yer verdik. Lafın kısası şu. Aslında sözleşme şartlarına göre binanın teslimi bu yılın sonuna denk geliyor. Ama öyle olursa içini doldurmak ve eğitime açmak en iyi ihtimalle bir dönem, kötü ihtimalle bir yıl sonraya kalıyor. Ve bir yıl hem SUBU için hem de Kocaali için oldukça büyük bir kayıp. Hal böyle olunca rektör Mehmet Bey ve Engin Başkan firma yetkililerine durumu izah edip, projeyi şayet mümkün olma ihtimali var ise biraz daha erken teslim etme ricasında bulunuyor. Ve Ağustos sonu gibi bir tarih telaffuz ediliyor. Zira öyle olursa okulun bu yıl hizmete açılması büyük olasılıkla gerçekleşebilir. Gerçekleşebilir diyorum çünkü böyle işlerde firmanın “Ben bitirdim çıkıyorum” demesi konuyu çözmüyor. Binanın kabulü için bir sürü teknik inceleme denetleme yani zaman alacak işler var. Onların da halledilmesi lazım. İşin bu kısmı tamamen Kocaali’nin kısmeti ile alakalı. Şayet herhangi bir sorun çıkmaz ise (Ki inşallah çıkmaz) bu yıl bina hizmet vermeye başlayacak.

Daha önce bu konuda yazdığım bir yazıda “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz” ifadesini kullanmıştım. Hem mevcut binamız hem de TOKİ’den geçici tahsisle alınan okul binamız olacak. Yine yüksekokul binasının bitişiğindeki arazi için bit Yurt-Kur projesi mevcut. Dolayısı ile bizim ilçenin doğusu okullarıyla, yurduyla ve okula bağlı olarak kurulacak üretim alanlarıyla büyük bir kampüse dönüşecek. Gidişat bu yönde. Fazla sürmez birkaç yıl sonra çok daha farklı şeyler isteyeceğiz.

Bu arada benim ilgimi çeken farklı bir detay daha var. Biz aynı zaman dilimi içerisinde birbiri ile bağlantılı iki konuyu farklı zeminlerde tartışıyoruz. Birincisi akademik eğitim ikincisi ise sanayileşme. Ve elbette doğaya zararsız sanayileşme. Ben bundan birkaç hafta önce belediyede düzenlenen toplantıda da söz alıp bu konudaki fikrimi söylemiştim. Elbette kurulması düşünülen Teknoloji OSB’nin içeriğini araştıralım ama elimizde bir okul var, araştırırken bunu da hesaba katmamız gerektiğini söylemiştim. Zira bu denizcilik meselesi de yarı yarıya sanayi odaklı gelişen ve yürüyen bir sektör. Şayet biz sadece üretim anlamında değil, eğitim, ekonomi ve sosyal anlamda da bütünüyle büyümek istiyorsak eldeki veri ve imkanları birbiri ile bağlantılı olarak değerlendirmek zorundayız.

Kısacası birbirinden farklı gibi görünen iki konuyu bir şekilde birbirine bağlamak durumundayız.

Ben bu yazıyı yazmadan önce bir müddet araştırma yaptım. Daha önce de kısaca göz atmıştım. Yalova’da bulunan Gemi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin sitesini inceledim. Tanıtım dokümanını indirip baktım, basında çıkan haberlerine ve bazı görsellerine baktım. Adamlar resmen uçmuş. Biz burada birkaç yüz gencimize ekmek yedirecek üç beş fabrikayı bir türlü çözemedik, adamlar otuz, kırk, elli bin kişilik yeni istihdamlardan bahsediyorlar.

Yazı yine biraz uzadı farkındayım ama içimdeki şeyleri en kısa bu şekilde dökebiliyorum. Az önce de söylediğim gibi biz bu iki konuyu bağlantılı düşünmeliyiz. Ve bayram sonrası yapacağımız ilk işlerden biri bu Yalova GİOSB’nin kapısını çalmak ve onlardan da fikir almak olmalı.

Mübarek Ramazan Bayramınızı şahsım ve kurumum adına kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum….